GrubHub, yemek sipariş servisi Eat24’ü 287.5 milyon dolara satın alıyor

GrubHub, yemek sipariş servisi Eat24'ü 287.5 milyon dolara satın alıyor

GrubHub, ABD’nin önemli sipariş servislerinden olan Eat24’ü 287.5 milyon dolar karşılığında satın alıyor. 2008 yılında kurulan Eat24 servisi yaklaşık 2 yıl önce yerel mekan tavsiye servisi Yelp‘e 134 milyon dolar karşılığında satılmıştı. Bugün ise Yelp, Eat24 servisini GrubHub’a satacağını ve şirket ile uzun dönemli bir iş birliğine gideceğini duyurdu.

Satın almanın gerçekleşmesi ile birlikte Yelp, GrubHub restoranlarındaki online siparişleri kendi platformuna entegre edecek. Bu önemli iş birliği sayesinde Yelp kullanıcıları GrubHub’ın 55 binden fazla restoranına erişim sağlayabilecek.

5 yıllık anlaşma

Satın alma ve iş birliği haberinin duyurulması ile birlikte Yelp’i hisseleri yüzde 19, GrubHub’ın hisseleri ise yüzde 1.6 oranında değer kazandı. Yapılan anlaşmanın en az 5 yıl boyunca geçerli olacağını da ekleyelim. Kısacası Eat24 Yelp’e sadece para kazandırmakla kalmadı uzun dönemli önemli bir iş birliğinin de başlamasına vesile oldu.

Uzun zamandır farklı platformlardaki kullanıcılara ulaşmak için çalışmalar yapan GrubHub, Eat24’ü satın alarak önemli bir adım atmış oldu. GrubHub geçtiğimiz ay Groupon’un yemek teslimat servisi olan OrderUp‘ı da satın almıştı. Yelp’in açıklamalarına göre GrubHub ile yapılan iş birliği sayesinde servisin online yemek sipariş seçenekleri neredeyse iki katına çıkacak.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Y VE Z KUŞAĞI PERAKENDEYİ SARSIYOR

KPMG Küresel Tüketici Ürünleri ve Perakende Yöneticileri Araştırması sonuçları açıklandı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu 31 ülkeden 526 tüketici ürünleri ve perakende sektörü yöneticisinin görüş bildirdiği araştırmada sektörün dinamikleri incelendi. KPMG Pazarlama ve İş Geliştirme Lideri Sinem Cantürk, “Araştırmada, Y ve Z kuşağı temsilcilerinin perakende sektörünü yeni arayışlara iten tercihleri öne çıktı. Çok açık görüyoruz ki, Y ve Z kuşağının tercihleri sektörde taşları yerinden oynattı. Yeni nesil telefonlar, internet üzerinden yapılan rezervasyonlar, bir cep telefonu uygulaması üzerinden kiralanan araçlar… Alışverişi internet üzerinden yapan, her zaman basitliği, kolaylığı ve rahatlığı tercih eden bu kuşak her zaman ‘benim için yap’ diyor. Y ve Z kuşağının dijital dünyaya ilgisi, geleneksel yöntemlere mesafeli yaklaşımı ve tercihlerindeki köklü değişimler, sektörün oyuncularını da şaşırtmışa benziyor. Raporumuz, her geçen gün değişen müşteri ihtiyaçlarına adapte olmak ve bunları karşılamak için stratejileri gözden geçiren köklü oyuncuların önünde hala uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Buna karşılık sonuçlara baktığımızda katılımcıların yüzde 74’ü müşteri güveni ve sadakatinin kısa dönemli başarılarda büyük önem taşıdığına inanıyor. Yöneticilerin yüzde 33’lük bölümü de önümüzdeki iki yıl boyunca en öncelikli gündem maddelerinin ‘müşteri güveni ve sadakati’ olacağını düşünüyor” dedi.

Sektör yapay zekaya mesafeli

Araştırmaya katılan sektör yöneticilerinin müşteri deneyimini geliştirecek ve iyileştirecek teknoloji arayışı içerisinde olduklarını belirten Cantürk, “Sektör oyuncuları sosyal medya, mobil uygulamalar, dijital ödeme ve e-ticaret gibi günümüz teknolojilerinin bazılarını kullanıyor. Sektör yöneticileri, bu konudaki yatırımlarının geliştirilmiş bir müşteri deneyimi getirdiğini düşünüyor. Geleceğe yönelik bakıldığında yapay zeka gibi yeni ve yıkıcı teknolojilerin ise benimsenme oranı yüksek görünmüyor. Bu nedenle sektör temsilcilerinin yaklaşık üçte biri önümüzdeki iki yıllık süreçte yapay zeka alanına yatırım yapmayı planlıyor” dedi.

Cantürk: Sektör oyuncuları, start-up’lar gibi düşünmeli!

Start-up’ların tüketici ürünleri sektöründe yeni bir dönemin kapısını açtığını belirten Cantürk, “Orijinal ürünlerle ihtiyacını anında gidermek isteyen günümüz tüketicilerini dinleyen ‘start-up’lar hızlı harekete geçerek büyük işletmeleri gerisinde bıraktı. Sektör oyuncularının günümüz piyasa şartlarında start-up’lar gibi düşünmekten başka çaresi yok. detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

SaaS modeline pivot eden FineDine Menu, küresel büyümesini ABD’den hızlandıracak

SaaS modeline pivot eden FineDine Menu, küresel büyümesini ABD'den hızlandıracak

Menü ve sipariş yönetimi uygulaması FineDine Menu, ilk tanıttığımızda Türkiye’de bayilikler yoluyla büyümeyi ve yurtdışına açılmayı düşünen bir girişimdi. Bugün geldiğimiz noktada ise tamamen SaaS modeline evrilen ve yurtdışında 40’tan fazla ülkeye satış yapan bir girişime dönüşmüş durumda.

Yeme-içme mekanları için menü ve sipariş yönetimini kolaylaştıran FineDine, tablet bilgisayarlar üzerinde kullanılabilen bir uygulama. Uygulama içindeki dijital menü sayesinde müşteriler yiyecek ve içeçeklerin fotoğraf, kalori bilgisi, hazırlanma süresi gibi detayları görerek sipariş verebiliyor. Bu sayede hatasız siparişler alınmasını sağlayan Fine Dine, sunduğu entegrasyonlarla mekanların işlerini de kolaylaştırıyor.

2015 yılında bugünkü modele pivot etmeye karar veren FineDine, Mart 2016’da yeni SaaS modeliyle tanıtıma başlamış ve herhangi bir aracı olmaksızın büyüme adımlarını hızlandırmış. Şu anda 40’tan fazla ülkede 300’den fazla restoranda kullanılan FineDine, aldığımız bilgilere göre başabaş noktasını geçmiş ve ayda yaklaşık yüzde 10’luk ciro artışıyla yoluna devam ediyor.

Uygulama 18 dilde kullanılabilen FineDine’ın 300’ü aşkın müşterisinin büyük bölümü yurtdışından. Türkiye’de sadece 50 kadar aktif kullanıcısı (mekan) bulunan girişim, son birkaç ayda ABD’den 10 kadar müşteri edinmiş ve artık ABD pazarına resmi olarak giriş yapmaya karar vermiş. Şu anda ABD’de şirketleşme aşamasında olduğunu öğrendiğimiz FineDine, dijitalleşmenin ve rekabetin zirve yaptığı ABD pazarında kalıcı bir yer edinmeyi hedefliyor.

Fırat İşbecer’den yatırım aldı

2014’teki haberimizde FineDine’ın Berk Çağlayan, Burak Kılıç ve Duygu Kutluoğlu tarafından kurulduğunu paylaşmıştık. Aldığımız yeni bilgilere göre Burak Kılıç ve Duygu Kutluoğlu, Çağlayan’ın hisselerini satın alarak şirketi sahiplenmiş. Diğer yandan Pozitron’un kurucu ortaklarından Fırat İşbecer de yatırımcı ve danışman olarak ekibe dahil olmuş.

Kurucu ortaklardan Duygu Kutluoğlu pazar potansiyeli ve farklı işbirliklerini daha rahat edinmek için ABD’ye adım attıklarını paylaşırken, söz konusu yatırım hakkında herhangi bir rakam paylaşmıyor. Bu ‘akıllı yatırım’ (smart money) ile pazarlama bütçesini genişleteceklerini ve daha hızlı büyüyebileceklerini de ekliyor.

Türkiye’den dünyaya ürün/hizmet satma başarısı gösteren nadir girişimlerden biri olan FineDine Menü’nün T-JUMP Go detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Facebook derin öğrenme için kullandığı Caffe2 ile günde 4,5 milyar çeviri yapıyor

Facebook derin öğrenme için kullandığı Caffe2 ile günde 4,5 milyar çeviri yapıyor

Geçtiğimiz F8 Geliştiriciler Konferansı‘nda derin öğrenme kütüphanesi Caffe2‘yu herkesin kullanımına açan Facebook, günlük 4 buçuk milyar çeviride bu servisi kullanmaya başladı. Sosyal ağ, yapay zeka algoritmaları yazmaya ve çalıştırmaya yarayan bir sistem olan Caffe2 sayesinde makine çevirisi anlamında oldukça önemli adımlar attığını duyurdu.

Facebook’un derin öğrenme kütüphanesi olan Caffe2’nin yinelemeli yapay sinir ağları veya ingilizce adı ile recurrent neural networks (RNN) sayesinde milyarlarca verinin anlamlandırılmasına başlandı.

Caffe2 ekibi de bloglarından yayınladıkları yazıda RNN ile makine çevirisi, konuşma tanıma gibi alanlarda geliştirmeler yaptıklarını belirtti. Caffe2 sayesinde 2 buçuk katı daha fazla sinirsel makine çevirisi çıktısı aldıklarını belirten ekip, en nihayetinde Facebook’un bütün dillerdeki makine çeviri modellerini tekrarlanabilen yapay sinir ağları modeline çevirdi.

Bu sayede, makineler tarafından çevrilen insan dilinin performansını ölçen bir metrik olan BLEU’nun performası yüzde 11 dolaylarında arttı. Facebook’ta çeviriler öncesinde cümleye ve kelimelere dayalı bir modelden oluşuyordu. Kelimelerin birebir çevirilmesi olarak tanımlayacağımız bu modelde bütünsel bir yaklaşım yerine, kelimeler tek tek çevriliyordu. Bu da çevirilerde büyük hatalara neden olabiliyordu.

Ekipte Türkiye’den bir mühendis var

Facebook’un Caffe2 sisteminde yürüttüğü proje farklı ekiplerin bir araya gelmesinden oluşuyor. Uygulamalı Makine Öğrenimi ekibinde bir de Türk yer alıyor. Necip Fazıl Ayan ekip arkadaşları Juan Miguel Pino, ve Alexander Sidorov ile birlikte kaleme aldığı blog yazısında bir çeşit geri dönüşümlü yapay sinir ağları oluşturduklarını belirtiyor. Bu sayede daha fazla, akıcı doğru ve çevirilerin yapılabileceğinin altını çiziyorlar.

Mühendislere göre Facebook’un Yapay Zeka Araştırma Merkezi ekibi ile yapılacak ortak çalışmalarla kıvrımlı sinir ağlarının gelecekte kullanabilecek.

Öte yandan geliştirilen sistem ile birlike argo, küfür ya da cümlelerin bağlamın hesaba katılması sağlanabiliyor. Meraklıları için çevirilerin algoritmalarına GitHub sayfasından ulaşılabilir.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

TİCARET SAVAŞLARINDA İKİNCİ PERDE!

Küresel ticaret savaşları kızışıyor. Rusya-ABD ilişkileri gerginliği artan bir sürece girdi. Tüm bu gelişmeler Trump’ın Başkan seçilmesiyle birlikte Rusya-ABD ilişkilerinde yeni bir balayı dönemine girileceğine dair ümitleri tamamen boşa çıkardı. Başkan Donald Trump’ın cuma günü Beyaz Saray’da bir konuşma yaparak Çin’in fikri mülkiyet ve ticaret uygulamalarını hedefleyen bir soruşturmayı başlatmasının beklendiğini haber veren Dünya Gazetesi’nden Aydın Şahinalp’in analizi, ticaret savaşlarında ikinci perdenin başladığını ortaya koyuyor.

ABD Başkanı Trump, Kongre’nin Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yeni yaptırım tasarısını “ciddi ölçüde kusurlu” ve “anayasaya aykırı” olarak nitelendirmesine karşın gönülsüzce ve “ulusal birlik” için imzaladı. Trump tasarıya ilişkin yaptığı açıklamada, kendi partisi üyelerini kastederek, “Yedi yıl konuştuktan sonra bir sağlık reformunu bile görüşmeye açamayanlar, büyük öneme sahip uluslararası diplomasi konusunu da ele alamazlar” dedi. Ve ekledi:

“Ben milyarlarca dolar değerinde harika bir şirket inşa ettim. Bu başkan seçilmemdeki en büyük sebeplerden biri. Başkan olarak, yabancı ülkelerle Kongre’den çok daha iyi anlaşmalar yapabilirim.”

Trump, tasarının yürütmenin yetkilerini sınırlandırarak, ABD’nin daha iyi anlaşmalara erişmesini zorlaştıracağını belirtip “Rusya’yı, Çin’i ve Kuzey Kore’yi daha yakınlaştıracak” uyarısında da bulundu.

“ABD tam kapsamlı bir ticaret savaşı başlattı”

Rusya Başbakanı Dimitriy Medvedev, Rusya’ya yönelik yasalaşan yeni yaptırımlar nedeniyle ABD ile ilişkilerin düzelme ihtimalinin artık kalmadığını belirterek, “ABD, bu yaptırım hamlesiyle Rusya’ya yönelik tam kapsamlı bir ticaret savaşı başlattı” dedi. Rusya Federasyonu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Konstantin Kosachev ise, “Yaptırım tasarısı herhangi bir sorunu çözmez, ancak yenilerini kışkırtır. Şimdi ABD, Rusya ile yapıcı bir işbirliğine şans tanımıyor. İran ve Kuzey Kore sorunlarının çözüme kavuşturulması ihtimali de çok düşük” diye konuştu.

“Misilleme hakkımızı saklı tutuyoruz”

ABD’nin yeni yaptırımlarını Alman ARD radyosuna değerlendiren AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker da, “Hâlâ ABD’nin müttefiki olduğumuzu varsayıyorum. Brüksel, Moskova’ya karşı ABD’nin sürdüğü yeni yaptırımların özellikle Rus gruplarıyla iş yapan Avrupa şirketlerine cezalandırılması halinde misilleme yapma hakkını saklı tutuyor. Hazırlıklıyız. Ekonomik çıkarlarımızı ABD karşısında savunmalıyız ve bunu yapacağız” diye uyarıyor.

AB ülkeleri en son detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Facebook sahte haberlere karşı yeni uygulamasını hayata geçirdi

Facebook sahte haberlere karşı yeni uygulamasını hayata geçirdi

Facebook bilgi kirliliğini önlemek için sahte haber içeriklerine karşı yeni önlemler almayı sürdürüyor. Buna göre şirket geçtiğimiz aylarda test ettiği ‘Fact-checker‘ uygulamasını hayata geçirdi. 3 Ağustos’ta uygulanmaya başlanılan özellik ile kullanıcıların sahte haberleri daha kolay farketmeleri ve aldatıcı içeriğe sahip haberlerin yayılımının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Sosyal ağ, bu özellik ile metinlerdeki bilgilerin doğruluğunu kontrol eden üçüncü partilerle anlaştı. Şirketin Haber Kaynağı’ndan sorumlu Ürün Müdürü Tessa Lyons, bu konuda söz sahibi olmak istemedikleri için böyle bir seçimde bulunduklarını belirtiyor. Şu anda sadece ABD, Almanya, Fransa ve Hollanda’da partnerlik anlaşması imzalandığı için, uygulama ilk olarak bu ülkelerde hayata geçti.

Aşağıdaki örnekte de olduğu gibi, kişinin haber kaynağına düşen haberin hemen altında, linki tıklamadan önce aynı konuyu ele alan kaynaklar tarafından doğrulandığını ya da doğrulanmadığını görmekteyiz. Bu sayede kullanıcılar Facebook’un partnerlerinin gözden geçirdiği ve sahte bulduğu içerikleri görerek, içeriği tıklama ya da tıklamama hakkını kendileri belirleyecek.

Facebook’un içeriği yanlış haberlere karşı savaşı 2014 yılına kadar uzanıyor aslında. Yine 2016 ABD seçimlerinde haberin doğruluğunu kontrol eden ‘ihtilaflı’ özelliğini yayına alarak seçimlere yönelik haber kirliliğinin önüne geçmeyi çalışmıştı. Buna göre sosyal ağ, Poynter Network anlaşarak sahte haberlerden dört adımda kurtulmayı amaçlamıştı.

Sıkı kurallar geliyor

Facebook’ta hayata geçirilen yeni uygulamada makaleler reklam almayacak. Öte yandan, öncesinde içeriğe başlık koyma, bağlantı tanımı yapma gibi özellikleri kullanabilen yayıncılar, artık içeriklerinde bu özellikleri kullanamayacaklar. Şirket bunun nedenini bazı yayın kuruluşlarının sahte içerik başlığı ve link düzenleyerek kullanıcıları aldatı davranışlarda bulunduğu için böyle bir kararı aldıklarını aktarıyor.

Bu arada belirtelim; Facebook bu kısıtlamaları tüm yayın kuruluşlarına uygulamayı planlamıyor. Güvenilir bulduğu yayın kuruluşları kendi içerik linklerine sahip olabilecekler ve Sayfa Yayınlama araçlarından önizlemedeki bağlantı linklerini yeniden düzenleyebilecekler. Ancak yayın kuruluşu kuralları ihlal ettiği durumda, Facebook’un bu ayrıcalığından men edilecek.

Facebook’un uzun zamandır yayıncılarla tatlı-sert bir ilişkisi var. Sayfada yayıncıların lehine bir takım yeni özellikler getirse detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Elon Musk, Tesla’nın ilk güneş enerjisi panelli çatısını kendi evine kurdurdu

Elon Musk, Tesla'nın ilk güneş enerjisi panelli çatısını kendi evine kurdurdu

Tesla‘nın patronu Elon Musk, şirketinin bir süre önce ömür boyu garanti sunarak ön sipariş almaya başladığı güneş enerjili çatı projesinin ilk müşterilerinden biri oldu. Elon Musk ve Tesla’nın CTO koltuğunda oturan JB Straubel, evlerinin çatılarını, Tesla’nın güneş enerjisi panellerinden oluşan çatıyla yeniletti.

Elon Musk, yatırımcılara gönderdiği bir mektupta Tesla’nın kurulan bu güneş enerjisi panelli çatılarının fotoğraflarını da paylaştı. Telefon kamerasıyla herhangi bir özel koşul olmadan çekilen fotoğraflarla çatıların güneş enerjili panellerle nasıl gözüktüğünü paylaştı.

“The Solar Roof” ürünü ilk etapta kurulumları ve üretimleri açısından yavaş ve az sayıda ilerleyecek. Ancak Tesla’nın elektrikli otomobillerde olduğu gibi burada da zamanla vites yükseltmesi bekleniyor. Şimdilik siparişleri toplamaya devam eden Tesla, güneş enerji panelli çatılarını önce ABD’de, ardından ise dünya genelinde yaygınlaştırmak için ciddi adımlar atabilir. Tesla daha önce Hawaii’de bulunan Kunai adasının tüm elektriğini güneş enerjisiyle sağlamak adına kolları sıvamıştı.

Tesla’nın çatılara kuracağı güneş enerjisi panellerinin evlerin elektrik ihtiyaçlarını karşılama konusunda oldukça yardımcı olacağına inanılıyor. Bu da, elektrik masraflarının azalması anlamına geliyor. Her ne kadar şimdilik bir yenilik olsa ve fiyatları uçuk olsa da, bu doğal enerji metodu sayesinde ürünün kendisini amorti edeceği de bilinen bir gerçek. Bakalım Tesla evlerin kiremit çatılarını ne zaman yerinden söküp yerlerine bu güneş enerjisi panelleri koyabilecek? Bunu zaman gösterecek. Ancak Tesla’nın tıpkı elektrikli otomobillerde olduğu gibi burada da bir dönüşüm başlatması bekleniyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Tesla Model 3’ün kullanıcı arayüzüne yakından bakın

Tesla Model 3'ün kullanıcı arayüzüne yakından bakın

Yakın zamanda gerçekleşen teslimat etkinliği ile birlikte ilk 30 alıcısına kavuşan Tesla Model 3‘ün en çok konuşulan özelliklerinden biri de direksiyonun yanında yer alan 15 inçlik ekranı. Tesla Model S ve Model X’de de yer alan dokunmatik ekran üzerinden, klimayı kontrol etmeniz, direksiyon ayarlarını görüntülemeniz ve navigasyonu kullanabilmeniz mümkün.

Bir süredir Tesla Model 3‘teki arayüzün diğer Tesla modellerinden ne kadar farklı olduğu bir merak konusuydu. Zira Tesla Model 3 önceki iki model gibi lüks bir araç olarak piyasaya sürülmedi. Uygun fiyatlı ilk Tesla otomobili, yine de kullanıcıları hayal kırıklığına uğratmadı. Ancak herkes kullanıcı arayüzüne odaklanan değerlendirmeler yapmaktan da geri kalmadı.

Model 3’ü almasanız bile ekranını deneyimleyin

Bunun üzerine bir Tesla hayranı olan UI/UX tasarımcısı Andrew Goodlad şimdiye kadar internette yayınlanan değerlendirme videoları ve fotoğrafları üzerinden ilerleyerek Tesla hayranlarına yepyeni bir deneyim sunmaya karar verdi. Goodlad, Model 3’te yer alan ekrandaki kullanıcı arayüzünü interaktif bir şekilde modellediği bir site yaptı. Siteyi ziyaret edenler modellere tıklayarak arayüz içinde gezinebiliyor. Üstelik ziyaretçiler sağ alt köşede açılan kutucuğa geri bildirimler bırakarak ara yüzün orjinaline daha yakın bir hale gelmesine de yardımcı oluyor.

Tesla Model 3’ün arayüzünü daha önce deneyimlemiş olan basın mensupları ise bu interaktif çalışmanın orijinal arayüze oldukça benzediğini ifade etti. Araç içi ışıklardan kilitlere, klima ayarlarından hız metreye kadar Tesla Model 3’ün tüm arayüzünü görmenizi mümkün kılan bu çalışma, Model 3’e biraz olsun yakın hissetmenizi sağlıyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Turfanda Mut İnciri Üreticiden 5 Liradan Alınmaya Başladı

Mersin Büyükşehir Mut Yaş Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Mehmet Ali Acar, Kayısıdan sonra sofralık incir üretimine başlandığını söyleyen Acar, 2015 yılı sezonunda iklim şartlarının incir için uygun geçtiğini belirtti. detaylı >>>

Alıntının kaynağı: TarimsalHaber.Com

Google, Snapchat’e 30 milyar dolar teklif etmiş

Google, Snapchat'e 30 milyar dolar teklif etmiş

Sosyal ağ tarafında bir türlü istediğini yapamayan Google’ın, 2016 yılında Snap (eski adıyla Snapchat) için 30 milyar dolarlık bir teklif yaptığı ileri sürüldü.

Business Insider‘da yayınlanan bilgilere göre Google, 2016 yılı başında Snap henüz halka arz olmadan önce 30 milyar dolarlık bir teklif yaptı. CEO Evan Spiegel ise Facebook’un teklif(ler)ini kabul etmediği gibi Google’ın teklifini de kabul etmedi ve borsanın yolunu tuttu. Söz konusu teklifle ilgili net bir kanıt olmamakla birlikte Google açıklama yapmayı reddediyor. Snap ise bu dedikoduların ‘yanlış’ olduğunu söylüyor.

Hemen belirtelim Snap’in piyasa değeri Mayıs ayında 30 milyar dolara kadar çıksa da şu anda 15 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Bununla birlikte söz konusu asılsız(?) dedikodu bile Snap’in şu anki değerini yüzde 2 civarında zıplatmış durumda.

Google, Snap’e yatırım yapmıştı

Google’ın eski CEO’su ve şu anki Google Başkanı Eric Schmidt’in Spiegel’in danışmanı konumunda ama daha da önemlisi Google, Snap’in yatırımcılarından biri. 2016 yılı sonunda Google’ın CapitalG fonundan 20 milyar dolar değerlemeyle yatırım alan Snap, Google’ın ofis yazılımlarını kullanmayı ve Google Cloud’da 5 yıl kalarak 2 milyar dolar harcamayı taahhüt etmişti.

Google’ın son sosyal ağ başarısının Orkut olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Buzz ve Google+ gibi başarısızlıklardan sonra Snap‘in satın alınması Google için bir diriliş olabilirdi ama Facebook’un Snap’i ezmekte olduğunu da hatırlatmakta fayda var…

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Twitter yeni SDK’sı ile oyun içinde tweet atılmasını kolaylaştırıyor

Twitter yeni SDK'sı ile oyun içinde tweet atılmasını kolaylaştırıyor

Twitter geliştiriciler için sunduğu yeni yazılım geliştirme aracını kullanıma sundu. Yeni yayınlanan bu SDK’da en dikkat çekici konu ise bu güncellemenin oyun motoru Unity Engine için yapılmış olması.

Twitter’ın amacı, Twitter’ın oyunlar içindeki kullanımını kolaylaştırmak olarak belirlenmiş gibi gözüküyor. Twitter Kit yüklendiğinde, oyuncuların oyun içerisinde tweet atabilmelerini bir hayli kolaylaştırıyor ve bu deneyimi oldukça kolay hale getiriyor. Oyuncuların, bu tweet atma işlemini oyundan kopmadan yapabilecek olmaları da oyun yapımcıları açısından önemli bir gelişme.

Özellikle Unity ile oyun geliştiren oyun yapımcıları, yeni Twitter SDK’sı ile oyuncuları tweet atmaya yönlendirebilecek. Bu da oyuncuların sosyal medyada daha fazla paylaşım yapmasına katkı sağlayacak. Eğer oyun yapımcıları amacına ulaşırsa, oyunlarının Twitter tarafında daha fazla konuşuyor olmalarını sağlayabilir. Bu da oyunlarının daha fazla yaygınlaşmas anlamına geliyor ki bu her oyun yapımcısının hayali.

Twitter Kit 3 olarak adlandırılan ve detayları Twitter’ın geliştirici blogunda yayınlanan konu, oyunlarda Twitter ile giriş yap özelliğinin kullanılmasını da artıracak. Hatırlayabileceğiniz üzere oyun motoru Unity 400 milyon dolar yatırım almayı başarmıştı. Twitter’ın özellikle pek çok mobil oyunun kullandığı bir altyapı olan Unity’e bu yakınlaşması dikkat çekti.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

KOBİ’LER HER 100 LİRALIK GİDERİN 5 LİRASINI BASKI ÜRÜNLERİNE HARCIYOR

Dijitalleşme hayatın her alanında olduğu gibi baskı sektöründe de kendisini hissettiriyor. Genel olarak dijitalleşme baskı ihtiyacını düşürüyor olsa da, miktar olarak geriye doğru ve azalan bir süreç yaşanmıyor. İnternetin yaratmış olduğu içerik patlaması ve bunların kağıda aktarılması talebi baskı sektörünü canlı tutuyor. Bununla birlikte Türkiye’deki toplam girişim sayısının yüzde 90’ından fazlasını oluşturan 2,5 milyonu aşkın mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin, form, fatura, kartvizit ve pazarlama ve reklam amaçlı baskı çözümlerine olan talep oldukça yüksek. Öyle ki KOBİ’ler her 100 TL’lik giderlerinin 5 TL’sini baskı çözümlerine harcıyor

19 bin aktif KOBİ’ye 100’ü aşkın ürün ve 10 binin üzerinde ürün varyasyonu ile tek bir noktadan hizmet veren bidolubaski.com‘un CEO’su Ömer Atakoğlu, KOBİ’ler için baskı maliyetlerini minimuma indirgemenin önemine vurgu yapıyor. Atakoğlu, “Türkiye’de yaklaşık 12 bin civarında baskı çözümleri sunan irili ufaklı matbaa bulunuyor. Ancak bu işletmelerin büyük çoğunluğu geleneksel yöntemleri kullanıyor ve ürün çeşitliliği ile kalite açısından da büyük sorunlar yaşanıyor. Küçük ve orta ölçekteki işletmeler için bütçe yönetimi büyük önem taşıyor. Anadolu şehirlerinde yapılan baskıların kalitesi oldukça düşük olduğundan işletmelerin deneme-yanılma yöntemi ile daha kaliteli ürüne ulaşma isteği de ekstra bir mali yük oluşturuyor. Bunun yanında KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları ürünleri edinebilmek için kısıtlı sayıdaki personelini birbirinden farklı noktalara yönlendirmeleri de zaman ve para kaybına yol açıyor. Kalite ve iş verimliliği sorunu var.bidolubaski.com olarak KOBİ’lerin baskı çözümlerine ayırdıkları değerli bütçenin farkındayız ve ihtiyaç duyulan kaliteli reklam-promosyon ürünleri ile kurumsal kimlik öğeleri ağırlıkta olmak üzere farklı baskı ihtiyaçlarını uygun fiyatlar ile tek bir noktadan sunuyoruz. Ayrıca kişiselleştirilmiş ürünlerde alışılagelenin aksine ücret iade garantisi ve hızlı teslimat sunarak işletmelerin yükünü azaltmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin dört bir tarafından online olarak bize ulaşan tüm KOBİ’lere istedikleri çözümleri sunuyoruz” dedi.

KOBİ’nin tanıtım aracı: kartvizit ve yelken bayrak

KOBİ’lerin hedef kitlelerine, faaliyet gösterdikleri bölgeye ve içinde bulundukları döneme göre ürün tercihleri değişiklik gösterirken, detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Daimler uçan taksi Volocopter’e 25 milyon euro yatırım yaptı

Daimler uçan taksi Volocopter'e 25 milyon euro yatırım yaptı

Almanya merkezli otonom uçan taksi girişimi Volocopter, 25 milyon euro yatırım aldığını resmi internet sitesi üzerinden duyurdu. 25 milyon euro yatırımda başı çeken yatırımcılar ise Daimler ve Alman teknoloji yatırımcısı Lukasz Gadowski oldu.

Bünyesinde Mercedes-Benz gibi otomobil markalarını da bulunduran Stuttgart merkezli Daimler AG, yaptığı bu hamleyle gelecekte hayatımızda önemli rol oynayabilecek uçan taksi girişimine önemli bir yatırım yapmış oldu. Amacı iki kişiye kadar insan taşıyabilen, elektrikle çalışan, otonom hava taksiler üretmek olan Volocopter, dikey iniş ve kalkış yapabilme kabiliyetlerine sahip.

Volocopter iki farklı versiyon üzerinde çalışıyor. Bunlardan bir tanesi spor amaçlı pilotluk lisansı bulunan herkesin uçurabileceği bir versiyon iken, diğer versiyonda ise Dubai ile yapılan bir anlaşmayla tamamen otonom versiyon üretilmesi amaçlanıyor. Drone taksiler konusunda oldukça heyecanlı olan Dubai kenti, bu tarz otonom yeni nesil araçlara da ev sahipliği yapmak istiyor ve testler konusunda yeni girişimlere kucak açıyor gibi gözüküyor. 2030 yılında tüm şehir içi taşımacılığı 4’te 1’ini otonom araçlarla gerçekleştirmek isteyen Dubai, hava araçlarına da bu vizyonu aşılamayı amaç edinmiş durumda.

Yeni yatırım nereye harcanacak?

Elde ettiği 25 milyon Euro’luk yeni yatırımı elektrikli ve uçan taksi araçlarının geliştirilmesinde kullanacağı açıklanan Volocopter, bu önemli miktarı projenin hayata geçirilmesi için harcayacak. Girişimin özellikle uçuş sistemleri ve yazılımlar konusunda daha fazla mühendis işe alması bekleniyor. Bununla birlikte, şirket pazarlama ve markasını geliştirmek için de bütçe ayıracak. Volocopter, Daimler’dan aldığı yatırımdan oldukça memnun çünkü finans kaynağının yanı sıra, Daimler’ı stratejik bir ortak olarak da gördüklerini dile getiriyorlar.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

5 girişimle Londra kampını tamamlayan SUCOOL, 2. dönem başvurularını açtı

5 girişimle Londra kampını tamamlayan SUCOOL, 2. dönem başvurularını açtı

Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulan girişim hızlandırma merkezi SUCOOL, 2017 yılı 1. dönem girişimlerinin yurtdışı deneyimlerini paylaştı ve 2. dönem başvurularını almaya başladı.

2013 yılında kurulan SUCOOL, bildiğiniz gibi teknoloji tabanlı girişimleri yerel ve küresel pazarlarda hızlandırmayı amaçlayan 16 haftalık bir program uyguluyor. Bu yıl başında İstanbul Kalkınma Ajansı’nın finansal desteği, Girişimcilik Vakfı iş birliği ve Siemens Türkiye’nin kurumsal desteğiyle faaliyetlerini genişleten SUCOOL, 2017 içinde toplam 20 girişimi 1 haftalık Silikon Vadisi ve 1 haftalık Londra “uluslararası girişim hızlandırma kamplarına” götüreceğini açıklamıştı. Aldığımız bilgilere göre SUCOOL 2017 1. döngüde seçilen aşağıdaki girişimcilerle Londra kampını tamamladı;

Kolay Restoran (EasyPos): restoranlar için bulut tabanlı sipariş, stok, personel, satış ve kasa takip uygulamaları geliştirmekte olup hali hazırda 40 farklı restoran tarafından kullanılmaktadır.

Appvice: bireylerin diyet ve sağlık, kariyer ve kişisel gelişim ile psikoloji ve anne-çocuk sağlığı gibi konularda istedikleri yerden danışmanlık ve koçluk desteği alabileceği mobil uygulamalar geliştirmektedir. Beta sürümü 2000 kişi tarafından kullanılmaktadır.

Tarifebilir: tüm GSM ve ADSL internet tarifelerinin online olarak karşılaştırabilmesi ve ihtiyaca uygun tarifelerin seçilerek başvuru yapılabilmesini sağlayan web platformu. Şu ana kadar 35.000’den fazla kişi Tarifebilir.com aracılığıyla tarife seçmiştir.

Woi Sports: Amatör futbolcular için anlık performans analizleri sunan teknolojik altyapılar sunar. Hali hazırda 50’den fazla sporcu tarafından kullanılmaktadır.

Annemisin.com: hamilelerin ve 0-7 yaş arası bebeği olan annelerin ve babaların her türlü bilgiyi kişiselleştirilmiş olarak tek bir yerde bulabilecekleri web platformu. Günlük 3000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Yeni dönem başvuruları açıldı

SUCOOL’un bu gezide girişimcileri deneyimli sektör profesyonelleriyle buluştururken yeni dönem için de başvuru almaya başladı. Mentorluk, iş geliştirme, müşteri ve ortak bulma destekleri sunan SUCOOL, 7/24 ücretsiz ofis ve Sabancı Üniversitesi Tuzla Kampüsü’nde çalışma alanı, yatırımcılara erişim ve müşteri geliştirme desteklerin yanı sıra kamu fonlarına erişim ve hukuki süreçlerde destek sunuyor. İkinci döngünün sonuna kalan girişimcileri de ücretsiz Silikon detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

1 MİLYAR DOLARLIK YEKA İHALESİNİ TÜRKERLER’İN BULUNDUĞU KONSORSİYUM KAZANDI

Yenilenebilir enerjide Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Heyecanla beklenen 1 milyar dolarlık Rüzgâr Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesi gerçekleştirildi. 1.1 milyon evin elektrik ihtiyacını karşılayacak projenin ihalesini Türkerler Holding, Siemens, Kalyon konsorsiyumu kazandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda açık eksiltme yöntemiyle yapılan ihalede dünya rüzgâr enerjisi piyasasının yaklaşık yüzde 90’ını elinde bulunduran 8 dev yarıştı. Kilovatsaat başı tavan fiyatı 7 dolar/centten başlayan ihale 3,48 dolar/cent olarak sonuçlandı. Kazım Türker yaptığı ilk açıklamada bu rakama rüzgar enerjisini çok iyi bilen ekiplerimiz sayesinde düştüklerinin altını çizdi.

“Türkerler Holding olarak gururluyuz”

Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, “Türkiye’yi enerjide, çok daha güçlü, yeni bir boyuta taşıyacak projeyi hayata geçirme fırsatını kazanmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. Kazım Türker, “Türkerler Holding olarak Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji yatırımcısı olmak istiyoruz. Bu hedefe emin adımlarla ilerliyoruz” diye konuştu.

Bu projenin birçok yönüyle Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacağını kaydeden Türker şöyle konuştu: “Türkiye’de ilk defa yerli türbin üretimi yapacağız. Öte yandan Türkerler Holding olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı istihdam seferberliğine tüm Türkiye’de bu yıl gerçekleştireceğimiz yeni istihdamlarla öncülük etmenin gururunu yaşıyoruz. Buna ek olarak bugün sonuçlanan 1 milyar dolarlık bu ihalede Türk ekonomisine duyulan güveni de görmüş olduk. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi olacaktır.”

Kazım Türker şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’nin her zamankinden daha hızlı koşmaya, daha fazla üretmeye ihtiyacı olduğunun bilincindeyiz. Türkiye ekonomisindeki istikrarın devamı için bundan sonra da çok daha güçlü bir şekilde çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Bu vizyonla, faaliyetlerimizi çok daha cesur adımlarla, daha ileri seviyelere taşımaya kararlıyız.”

TÜRKERLER HOLDİNG

Türkiye’nin refahı ve kalkınması için yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Türkerler Holding’in halen devam eden projelerinin toplam yatırım miktarı 5 milyar doları aştı. 3 yılda ulaşılması hedeflenen yatırım miktarı yaklaşık 8 milyar dolar. Türkerler Holding, gayrimenkul geliştirme, yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi, doğal gaz dağıtımı ve ticareti, elektrik dağıtımı ve ticareti, kamu özel ortaklığı sağlık entegre tesis projeleri detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Google kurucularından Larry Page, şirket hakkında bilgisizliğiyle şaşırttı

Google kurucularından Larry Page, şirket hakkında bilgisizliğiyle şaşırttı

Geçtiğimiz Şubat’ta Waymo’nun, rakibi Uber‘i hırsızlık iddiasıyla mahkemeye verdiğini sizlere aktarmıştık. 17 Temmuz tarihinde gerçekleşen dava sırasında Uber avukatlarının ifade vermesi için çağırdığı Google kurucularından Larry Page, sorulara verdiği ilginç cevaplar ile gündeme oturdu.

Davaya konu olan iddialara göre, Google/Waymo eski mühendisi olan Anthony Levandowski sürücüsüz otomobil teknolojileriyle ilgili yaklaşık 14 bin dokümanı çalarak Waymo’nun rakibi olan Otto firmasına geçiş yapmıştı. Uber’in Otto’yu satın almasıyla birlikte Google avukatları, çalınan dosyalardan haberdar olmasına rağmen Uber’in şirketi satın aldığı suçlamasında bulunmuştu.

Uber ise suçlamaları reddederek satın alma sırasında çalınan dosyalar hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını açıklamıştı. Bu olaylar üzerine başlayan mahkeme sürecinde yaklaşık iki saat boyunca Uber avukatlarının sorularına cevap veren Larry Page, dava ve suçlamalar ve kendi şirketi olan Google hakkındaki bilgisizliğinin kurbanı oldu.

Page: Yetki verip vermediğimden emin değilim

Page, verdiği cevaplara göre şirketinin sürücüsüz otomobiller üzerine çalışan birimleri hakkında pek fazla bilgiye sahip değil. Uber avukatlarının “Tartışılan ticari sırların detaylarını bilmiyor musunuz?” sorusuna “Evet” cevabını veren Page, Uber’in hangi ticari sırları çalmakla suçlandığı konusunda da bir fikre sahip olmadığını söyledi.

Avukatların “Uber’e karşı dava açılması için yetki verdiniz mi?” sorusuna da ilginç bir yanıt veren Page, kesinlikle bunun farkında olduğunu ve sürecin ilerlemesine izin verdiğini dile getirdi. Page sözlerine yetki verip vermediğinden emin olmadığını ve yetki vermenin tam olarak doğru kelime olup olmadığından emin olmadığını da belirterek devam etti. Görünüşe göre Larry Page’in kafası şirketiyle ilgili epey karışıktı.

“Pek çok politikası var”

Avukatların pek çok sorusuna muallak cevaplar veren Page, “Waymo’nun size danışmadan böyle bir dava açma yetkisi var mı?” sorusuna ise, “Konunun detaylarını bilmiyorum” şeklinde cevap verdi. Davanın detaylarını bilmemesinin yanı sıra kendi şirketi hakkında sorulan sorulara da tatmin edici cevaplar veremeyen Page’in durumu ödevini yapmamış öğrenciden çok da farklı değildi: Page, “Google‘ın politikalarının farkında mısınız?” detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Octovan günübirlik nakliye işleri için güvenilir, sigortalı, mobil platform

Octovan günübirlik nakliye işleri için güvenilir, sigortalı, mobil platform

Çeşitli nedenlerle nakliyeci aramak zorunda kaldıysanız büyük ihtimalle ücret ve hizmet açısından standartları olmayan bir pazarla karşılaşmışsınızdır. Octovan işte bu sorunları çözmek ve özellikle günübirlik eşya/yük taşıma pazarına kaliteli bir standart getirmek istiyor.

Nakliyecileri yük taşıma hizmeti arayanlarla buluşturan Octovan (Android, iOS), Haziran ayında hizmet vermeye başlayan bir mobil pazar yeri. Eşyalarınızı taşıtmak için tek yapmanız gereken Octovan mobil uygulasını indirmek ve nakliye aracını çağırmak. Sabit fiyat avantajı sunan Octovan, araç seçimi yapabilmenin yanında taşınacak ürünlerinizi sigortalamanızı ve ödemeyi kredi kartı ile mobil uygulama üzerinden yapmanızı da sağlıyor. İşin diğer tarafında yer alan nakliyeciler de gelen talepleri değerlendiriyor ve boş zamanlarını işle doldurarak gelirlerini artırabiliyor.

Sadıkcan Kâmiloğlu, Erhan Güneş, Kutay Demireren, Mert Kıray ortaklığında kurulan Octovan, Kâmiloğlu’nun ABD’de yaşadığı dönemde gözüne kestirdiği bir iş modeli. ABD’de uygun fiyatlı ve kolay nakliyeci bulma pazarı olduğunu gören Kâmiloğlu, Türkiye’ye döndüğünde bu fikri uygulamaya geçirme kararı verdiğini söylüyor. Octovan toplam 10 aylık bir süreç sonunda vücut bulan pazar yeri modeliyle Haziran ayında hizmet vermeye başladı.

50’den fazla nakliyeci dahil oldu

Octovan Kurucu Ekibi

Aldığım bilgilere göre Octovan, geride bıraktığımız süre içerisinde 150’den fazla kullanıcı ve 50’den fazla nakliye aracını sisteme kabul etti. Küçük ve orta ölçekli eşya taşımacılığında B2C ve B2B mobil çözüm noktası olmak istediklerini söyleyen Sadıkcan Kâmiloğlu, nakliyecileri yavaş yavaş, taşıma talepleri arttıkça sisteme dahil ettiklerini söylüyor ve bu pazarın belirli standartlara kavuşması hakkında şu yorumu yapıyor;

Eşya taşımacılığında en önemli nokta aslında fiyat ve biz bu noktada sabit fiyat politikası ve eşya sigortası gibi ek fonksiyonlar ile en hızlı ve en ekonomik çözüm noktası olmayı planlıyoruz. Bu şekilde pazarın önemli bir kısmına standart getirebileceğimizi görebiliyoruz. Özellikle kullanıcıların mobil uygulamalar üzerinden bir çok ihtiyacını kredi kartı ile sağlayabiliyor olması, bu sektörde de kayıt altına alınabilir bir detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

MUTFAKTAN 197 MİLYON DOLARLIK İHRACAT ÇIKTI

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme Eğitim Vakfı (PAGEV) Plastik Sektörünün 2017 yılının 6 aylık dönemindeki üretim, ihracat, ithalat ve yatırımlar konusundaki durumunu ortaya koyan ve 2017 tahminlerini içeren Plastik Sektörü Raporunu açıkladı.

Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ışığında sektörün ilk yarı karnesini sergileyen bu rapora göre dünyanın 6., Avrupa’nın ise ikinci büyük plastik üretim merkezi olan Türkiye, 2017’nin ilk yarısında 17,7 milyar dolar değerinde 4,7 milyon tonluk plastik mamul üretimine imza attı. Sektör bu dönemde kurulu kapasitesinin yüzde 75,8’ini kullandı ve 441 milyon dolarlık makine ile teçhizat yatırımı yaptı. İlk yarıdaki 4,7 milyon tonluk mamul üretiminde başı 1 milyon 885 bin tonla plastik ambalajlar çekerken, ambalajı 1 milyon 37 bin tonla plastik inşat malzemeleri izledi. Mevcut gelişmeler göz önüne alındığında 2017 sonunda üretimin 9,4 milyon tona ve 35,5 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Beklentilerin gerçekleşmesi halinde plastik sektörü yılı 2016’ya kıyasla miktarda yüzde 6,3; değerde ise yüzde 5 artış ile kapatabilecek.

Geride bıraktığımız 6 ayda üretilen 4,7 milyon tonluk plastik mamulün 17,1 milyar dolar değerindeki 4,2 milyon tonluk kısmı iç pazarda tüketildi. Yurtiçi talebin 2,1 milyon tonu otomotiv, ambalaj, elektronik, inşaat gibi ihracatçı sektörlerden geldi ve yine bu sektörler kanalıyla yarı mamul ve mamul şeklinde ihraç edildi. Geriye kalan 2,1 milyonluk tüketim ise doğrudan tüketicilere ait.

Plastik mamul ihracatında ilk yarı rakamları ise tahminler dahilinde gerçekleşti. Türk plastik sektörü yılın ilk yarısında 2 milyar 86 milyon değerinde 798 bin tonluk plastik mamul ihracatı gerçekleştirdi. Yaklaşık 150 ülkeye ihracat yapan plastik sektörü bu dönemde en fazla ihracatı sırasıyla; Irak, Almanya, İngiltere, İsrail ve Fransa’ya yaptı. İhracatta kilogram başına 1,2 dolarlık katma değer yaratıldı. Plastik mamul ihracatının 2016 yılı ile karşılaştırıldığında yılsonunda miktar bazında yüzde 3 artışla 1,6 milyon tona, değer bazında ise yüzde 1,6 artışla 4,17 milyar dolara yükseleceği tahmin ediliyor.

Hammadde ithalatındaki yüksek rakamların aksine plastik mamulde dış ticaret fazlası vermeyi sürdürdük. Türkiye plastik mamulde detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Jeff Bezos’un bugüne kadar yatırım yaptığı 20 şirket

Jeff Bezos'un bugüne kadar yatırım yaptığı 20 şirket

Geçtiğimiz günlerde servetinin piyasa değeri 91 milyar dolar seviyelerine kadar çıkan Amazon CEO’su Jeff Bezos, yarım gün boyunca dünyanın en zengin insanı olmayı başardı. Gün sonundaki serveti 91 milyar dolardan 88.5 milyar dolara gerileyen Bezos, iş dünyasının en çok yatırım yapan isimlerinden. Bu listemizde kişisel yatırımlarının yanı sıra girişim sermayesi yatırımlarını düzenleyen Bezos Expeditions arayıcılığı ile yatırımlar yapan Jeff Bezos’un bugüne kadar yaptığı tüm yatırımları sizler için listeledik.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Ünlülerin Twitter hesapları daha çok “bot-vari” davranıyorlar

Ünlülerin Twitter hesapları daha çok “bot-vari” davranıyorlar

Bu ay Cambridge Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, Twitter’da çok fazla takipçisi olan ünlü hesapların birçoğu botlar tarafından yönetiliyormuş gibi davranıyor. Her ne kadar gerçek kullanıcılar gibi görünseler de veya gerçek kullanıcılara ait olsalar dahi, bu hesapların çoğunun bot-vari paylaşımlar yaptığı görülüyor.

Araştırmanın amacı, Twitter robotlarını çözmek

Cambridge Üniversitesi bu araştırma ile Twitter botlarının davranışlarını, ne tarz paylaşımlar yaptıklarını veya robotların tanımlanıp tanımlanamayacağını anlamayı amaçlıyorlar. Bunun için robotları belirlemede yüzde 86’lık doğruluk payı olan bir algoritma geliştirdiler. Bu algoritma, Twitter hesaplarının çeşitli paylaşım rutinlerini, retweet sayılarını, başka bir tweet’e yanıt verme ihtimallerini ve Twitter dışında başka bir websitesi linki paylaşım oranını analiz etmek üzerine tasarlandı.

Araştırma sonucuna göre ise, 10 milyondan fazla takipçisi olan Twitter hesapları daha çok bot Twitter hesaplarına benzerlik gösteriyor. Bu durumun sebebinin daha büyük sayılarda takipçisi olan hesaplar olabileceğine de değiniliyor. Örneğin CNN or BBC gibi hesaplar, otomatikleşmiş bir sistem ile yeni sıcak haberleri paylaşmayı tercih ediyorlar. Bu yöntem tabi ki de günde yüzlerce içerik paylaşan bu tarz hesaplar için daha etkili ve güvenilir.

Bunun yanı sıra, araştırmada daha az takipçisi olan hesaplarda, botların daha çok retweet etmeyi tercih ettiği görülüyor. Araştırmanın yöneticisi Cambridge Üniversitesi PhD öğrencisi Zafar Gilani’ye göre bunun sebebi, robotların orijinal içerik üretmede henüz yeterli olmaması olabilir. Gerçek bir kullanıcıdan gelen tweet’lerin robotlara kıyasla 19 kat daha fazla sayıda beğeni aldığı da araştırmaların sonuçları arasında. Demek ki içerik halen sayılara göre üstünlüğünü koruyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Ünlü kamera üreticisi RED, akıllı telefonu Hydrogen One ile karşımızda

Ünlü kamera üreticisi RED, akıllı telefonu Hydrogen One ile karşımızda

İlk olarak geçtiğimiz Temmuz başında paylaşılan bir görselle birlikte duyurulan RED Hydrogen One modeli, dün tüm iştihamıyla karşımıza çıktı. Ünlü kamera üreticisi RED ile Youtuber Marques Brownlee‘nin iş birliği sayesinde tüm detayları paylaşılan Hydrogen One, ilginç tasarım hatlarına sahip.

Teknoloji dünyasının en önemli kamera üreticilerinden biri olması nedeniyle, RED’in akıllı telefon modelindeki bir kamera üretmesi beklenebilirdi. RED, Hydrogen One modelinde çift kamera kullanmayı tercih etmiş. Bunun yanı sıra alt kısmında tıpkı Moto Z ailesinde olduğu gibi modül kullanımı için pinlere sahip olan RED Hydrogen One, çeşitli kamera modülleri ile de kullanılabilecek.

Holografik ekran

Videonun başında tasarım hatlarını gördüğümüz Hydrogen One, günümüz akıllı telefonlarında oranla oldukça büyük görünüyor. Özellikle kamera modülünün takılması ile birlikte devasa bir telefona dönüşen Hydrogen One, oldukça kalın çerçevelere sahip.

Kenar kısımlarında enteresan bir tasarım kullanan model, sağ tarafında parmak izi sensörü olarak da çalışabilen bir güç butonu ve video veya fotoğraf çekmek için özel bir buton bulunduruyor. Sol tarafında ses açma/kısma tuşları bulunan modelin ön yüzünde ise hoparlörler yer alıyor.

Alt kısmında ise USB Type C bağlantısı ve kulaklık girişi yer alan RED Hydrogen One’ın bir diğer ilginç özelliği ise ekranı. RED izin vermediği için 3D teknolojisi ile güçlendirilmiş holografik ekran videoda paylaşılmasa da Marques Brownlee’nin ekranı gördüğünde verdiği tepkiler oldukça olumlu.

Videodaki modelin çalışmayan bir prototip olduğunu da ekleyelim. Çalışan bir prototip üzerinde çalışan RED’in açıklamalarına göre yaklaşık 40 gün içinde modelin çalışan versiyonu da tamamlanmış olacak. 1,200 dolar gibi yüksek bir fiyat etiketi ile satılacak olan RED Hydrogen One, 2018 yılında satışa sunulacak.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Apple’ın iPhone’dan sonra en büyük gelir kaynağı: Servisler

Apple'ın iPhone'dan sonra en büyük gelir kaynağı: Servisler

Apple‘ın “Servisler” adı altında andığı tüm servislerinden elde ettiği gelir çok ciddi boyutlara ulaştı. Özellikle iPhone sayesinde devasa bir ekosistem oluşturan Apple, geliştiricilere ve oyun yapımcılarına ciddi gelirler sağlıyor.

Apple’ın son çeyrekte açıkladığı mali sonuçlarda da Apple servisleri üzerinden elde ettiği gelirlerin artması dikkat çekmişti. Apple içerisinde AppStore, Apple Music, AppleCare ve Apple Pay gibi alt markaları bulunan servisleri üzerinden çok iyi gelirler elde ediyor. Öyle ki son çeyrek raporunda Apple bu alanda 7 milyar doların üzerinde bir gelir yazdı.

Apple yöneticileri çok memnun

Apple’ın CFO koltuğunda oturan Luca Maestri, Apple’ın “Servisler” gelirlerinin geçtiğimiz yıl aynı çeyreğe göre yüzde 22 büyüme elde ettiğini açıklıyor. Apple’ın “Services” gelirlerinin iPhone’dan ardından ikinci sırada geliyor. Apple için bunun ne kadar önem arz ettiğini söylememize gerek bile yok çünkü Apple, bu servisler üzerinden iPad ya da Mac’lerden kazandığının daha fazlasını kazanıyor.

Apple, Servisler konusunda özellikle iddialı ve her geçen gün geliştirmeye de devam ediyor. Apple CEO’su Tim Cook, sadece Apple servislerinin Fortune 500 listesine girebilecek büyüklükte bir iş olduğunun da altını çiziyor son 12 ayda elde ettiği gelire göre. Apple’ın Servisler üzerinden elde ettiği gelirin sürekli olması da Apple’da yüzleri güldüren bir diğer detay. Çünkü Apple kullanıcıları genelde bu ekosistem ayrılmıyor, sürekli ya da farklı uygulamalar için para ödemeyi sürdürüyor.

Uygulama analiz platformu App Annie’ye göre, Apple’ın AppStore üzerinden elde ettiği gelirin, Google Play’den elde edilen gelirin iki katı olması da yine Apple’ın en yakın rakibine göre ezici bir üstünlükte olduğunu ortaya koyuyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Elon Musk’ın göz bebeği Hyperloop One, 2. aşama testinde hız rekoru kırdı

Elon Musk'ın göz bebeği Hyperloop One, 2. aşama testinde hız rekoru kırdı

Hyperloop One, bir hayalin gerçeğe dönüşmesi yolunda önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Nevada’da yapılan tam ölçekli 2. aşama testlerini de başarıyla geçen Hyperloop One’ın ilk parçası XP-1 bu testler sırasında 310 km/s hızına ulaşarak kendi rekorunu kırdı.

İlk aşama testleri geçtiğimiz Mayıs ayında tamamlanan Hyperloop One, ikinci aşama testleri için ilk test alanından yaklaşık 4.5 kat büyük bir test alanına geçiş yaptı. Yaklaşık 500 m uzunluğundaki bu tünelde yapılan tam ölçekli ikinci aşama testi sonucunda ise 310 km/s hıza ulaşan Hyperloop One, ilk test sonuçlarının yaklaşık 3 katına çıkmış oldu.

Hyperloop One’ın baş mühendisi ve kurucu ortağı Josh Giegel: “İlk aşama bize Hyperloop’un gerçek olduğunu ve teknolojimizin işe yaradığını kanıtladı. İkinci aşama için ilk aşamada öğrendiğimiz her şeyi uyguladık ve çok daha yüksek bir hız ile çok daha ileri gitmeyi başardık. Şimdi Hyperloop One’ı dünyaya yaymak için bir adım daha yakınız.” açıklamasında bulundu.

Teorik olarak sürtünmesize yakın bir ortamda süpersonik bir taşımacılık hizmeti olan Hyperloop One, Elon Musk‘ın 2012 yılında bu konudan söz etmesiyle planlanmaya başlandı ve son testler ile mutlu sona giderek yaklaşıldığı görülüyor. Eğer bu hayal tam anlamıyla gerçekleşirke Los Angeles ve San Francisco arası (normalde 6 saatlik bir yol) 30 dakikadan biraz fazla bir zamanda alınabilecek. Tam da bu nedenle Hyperloop One’ın sistesinde “We’re not selling transportation, we’re selling time.” gibi iddialı bir slogan yer alıyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Mozilla’dan dosya gönderimleri için WeTransfer rakibi çözüm: Send

Mozilla'dan dosya gönderimleri için WeTransfer rakibi çözüm: Send

Günümüzün en popüler internet tarayıcılarından Firefox‘un geliştiricisi Mozilla, yeni aracı Send ile WeTransfer’e rakip oluyor. Büyük dosya gönderimleri için kullanılacak olan Send sayesinde WeTransfer’e rakip olmaya hazırlanan Mozilla, kişiye özel ve şifrelenmiş dosya paylaşımı yapacak.

1 GB’a kadar dosya gönderimi

Tıpkı WeTransfer‘de de olduğu gibi büyük dosya gönderimleri için kullanılacak olan Send, maksimum 1 GB büyüklüğündeki dosyalar için kullanılabiliyor. WeTransfer servisinde bu sınırın 2 GB olduğunu da hatırlatalım. Oldukça basit bir çalışma mantığına sahip olan Send’i kullanmak için tek yapmanız gereken göndermek istediğiniz uygulamayı sürükleyerek belirlenen alana bırakmak.

Dosya eklendikten sonra şifreleme ve yükleme yapan Send, sürecin sonunda kullanıcısı ile yüklenen dosyanın indirebileceği bir link paylaşıyor. Paylaşılan linkin dosyanın 1 kez indirilmesinden veya 24 saat geçtikten sonra geçersiz olacağını da ekleyelim.

Mozilla’dan yapılan açıklamaya göre gönderilen dosyalar oldukça güvenli bir şekilde şifreleniyor ve şirketin kendisi tarafından bile görülemiyor. WeTransfer Mozilla’nın çözümüne oranla çok daha büyük dosyaların gönderimine imkan tanıyor olsa da Send, şifreleme teknolojisi sayesinde dikkatleri çekmeyi başarıyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Türkiye, Instagram Hikayeler’in ilk yılında en popüler olduğu dördüncü ülke

Türkiye, Instagram Hikayeler'in ilk yılında en popüler olduğu dördüncü ülke

Instagram’ın tam bir başarı hikayesine dönüşen Instagram Hikayeler özelliği bugün itibariyle birinci yaşını kutluyor. Yıl dönümünde Instagram Hikayeler ile ilgili çarpıcı istatistikler paylaşan Instagram’a göre, Türkiye, özelliğin en çok kullanıldığı dördüncü ülke konumunda. Geçtiğimiz Nisan’da özelliğin günlük 200 milyon kullanıcıya sahip olduğunu paylaşan Instagram, Hikayeler’in bugün günlük 250 milyon kullanıcıya ulaştığını not ediyor.

Instagram’ın Snapchat klonu olmasına rağmen Snapchat’i kısa sürede geride bırakan hikayeleriyle ilgili bir diğer önemli not, özelliğin işletmeler tarafından da benimsenmiş olması. Buna göre, Instagram’daki işletmelerin yarısı son 28 günde bir Hikaye paylaştı.Instagram Hikayeler, markalar tarafından promosyonlar, tanıtımlar, geçici kampanyalar, perde arkası görüntüler gibi farklı amaçlarla kullanılıyor.

Instagram Hikayeler istatistikleri

  • 1 Kasım 2016 tarihinde Hikayeler’de lanse edildiğinden bu yana toplam Boomerang sayısı: 1.364.663.130
  • Yaklaşık 21 milyon günlük tıklama ile bir Hikaye’den lokasyon sayfasına, hashtag sayfasına veya bir @mention’a (profile) gidiliyor.
  • Bu 21 milyon tıklamanın %75’i bir @mention’a (profile) giderken, bu tür metadatalar ile yaratılan hikayelerin yalnıza %56’sı bir @mention (profil) içeriyor. Bu durum, mention’ların daha yüksek tıklanma ve yönlendirilme oranı olduğunun bir göstergesi.
  • @mention’lar hikayelerin içindeki etiketlemelerin yarısından fazlasını oluştururken, etiketlere ve hashtag’lere kıyasla üzerlerine tıklanma olasılığı da detaylı >>>

    Alıntının kaynağı: Webrazzi

Amazon Echo’yu casusluk cihazına çeviren ciddi bir donanım açığı keşfedildi

Amazon Echo'yu casusluk cihazına çeviren ciddi bir donanım açığı keşfedildi

Akıllı cihazların yaygınlaşması siber tehditlerin de çapının genişlemesine neden oluyor. Bir beyaz hacker tarafından tespit edilen Amazon Echo özelindeki dinleme sorunu da bunun son ve önemli göstergelerinden biri.

MWR InfoSecurity araştırmacısı Mark Barnes’in paylaştığı bilgilere göre 2015 ve 2016’da piyasaya çıkan Amazon Echo modelleri ciddi bir donanımsal güvenlik açığına sahip. Barnes, bu sızma işleminin harici bir SD kart ile cihaza direkt erişim sağlanarak yapılabileceğini paylaşıyor ve böyle bir müdahalenin cihaz sahibi tarafından farkedilemeyeceğini ve yapılacak yazılım güncellemelerinin de işe yaramayacağını ekliyor.

Milyonlarca cihaz tehdit altında olabilir

Barnes, bahsettiği sızma işlemini yapabilmenin bir uzmanlık işi olduğunu söylüyor ve fakat bu işi basitleştirecek bir aparatın siber korsanlar tarafından hazırlanıp el altından satılabileceğini de ekliyor. Ama yine de kötü niyetli kişinin Echo cihazına fiziksel olarak erişip bu işlemi gerçekleştirmesi gerekiyor.

Barnes’ın verdiği bilgilerin tek iyi yanı Amazon Echo ve Amazon Dot 2017 modellerinde bu açığın giderilmiş olması. Ancak piyasadaki 2015-2016 model Echo’ların sayısı düşünüldüğünde bu tehditin pek de azımsanacak gibi olmadığı söylenebilir. Amazon tarafından resmi satış rakamları paylaşılmasa da araştırma şirketi Statista, geçtiğimiz iki yılda 7 milyon Echo akıllı hoparlörünün satıldığını tahmin ediyor.

Diğer yandan söz konusu yıllarda Echo satın alan müşteriler Echo’yu tamamen sessiz moda alarak bu dinleme riskinden kurtulabilir. Sadece kendi resmi satış kanalından ve güvenilir tedarikçilerden Echo satın alınmasını öneren Amazon, Echo cihazlarının 2. el satışını onaylamıyor ve elbette tüm cihazların son yazılım güncellemesine sahip olmasını istiyor. Zira ikinci elden alınacak bir Echo’nun (veya benzer akıllı bir cihazın) donanımsal veya yazılımsal bir dokunuşla dinleme cihazına dönüşmediğinden emin olmak biraz zor.

Bildiğiniz gibi bu dikeyde ürün geliştiren ve pazara sunan tek şirket Amazon değil. Google Home, Apple Homepod ve Samsung (Harman Kardon) Invoke‘dan sonra Facebook’un da kendi görüntülü konuşma cihazını detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Yarım milyon kullanıcıya ulaşan Sygic Travel, artık Türkçe

Yarım milyon kullanıcıya ulaşan Sygic Travel, artık Türkçe

Seyahat planlaması konusunda dünya çapında hizmet veren Sygic Travel, uygulamasına gelen yeni güncellemesiyle Türkçe dilinde kapsamlı bir şekilde hizmet vermeye başladı.

Sygic Travel, şehirler ve turistik yerler hakkında detaylar bilgiler sunmanın yanısıra konaklama ve ulaşım konusunda da yönlendirme yapan bir seyahat planlama girişimi. Sygic Travel ile gitmek istediğiniz şehri, kalmak istediğiniz konaklama tesisini ve gidiş-dönüş tarihinizi seçerek seyahatinizi planlayabiliyor, seyahatinize başlamadan önce detaylı bir gezi planı çıkarabiliyorsunuz. Eğer gideceğiniz yerde araç kiralamak isterseniz Sygic Travel size bu konuda da yardımcı oluyor.

Slovakya merkezli navigasyon uygulaması Sygic‘in bir iştiraki olan girişim, seyahat konusunda hemen hemen tüm ihtiyaçları karşılamayı hedefliyor ve artık farklı ülkelerde dikey bir büyüme hedefliyor. Son güncellemesiyle hem seyahat içeriği hem de kullanıcı arayüzünde dil güncellemesi yapan Sygic Travel, Türkçe’nin yanısıra Lehçe, Korece, Çince gibi toplam 14 yeni dilde yerel içerikler sunuyor.

“Türkiye, en çok yerel dil desteği isteyen ülkelerden biri”

Aldığımız bilgilere göre girişimin mobil uygulaması iOS tarafında en çok ABD, Fransa ve Almanya’da indirilirken, Android tarafında en çok ABD, Almanya ve Birleşik Krallık’ta indirilmiş. Sygic Travel Kurucu Ortağı ve İş Geliştirme Müdürü Barbora Nevosádová, son dönemde yerelleştirme konusunda Türkiye’den ve Polonya’dan ciddi bir talep olduğunu söylüyor. “Yeni çeviriler eklemek, uygulamayı her ay yarım milyonu aşkın kişinin kullandığı yoğun sezon için olan hazırlıklarımızın bir parçası” diye de ekliyor.

Sygic Travel, mobilde ve masaüstü sürümünde dil seçeneğini telefonun veya internet tarayıcısının varsayılan dil ayarlarına göre yapıyor. Yani cep telefonunuzu İngilizce kullanıyorsanız Sygic Travel içeriklerini İngilizce görebilirsiniz ama Türkçe içeriklere kavuşmak için telefon dilini Türkçe yapmanız yeterli. Barbora Nevosádová, Sygic Travel bünyesinde her daim ortalama 10 çevirmenin çalıştığını ve kullanıcı arayüzünün yanı sıra önemli turistik yerleri tanıtan yazıları da çevirdiklerini ifade ediyor.

Sygic Travel, bilgilendirici tanıtım yazılarının önemli bir kısmını Vikipedi ve OpenStreetMap gibi kaynaklar üzerinden çevirdiğini paylaşmaktan da çekinmiyor. Eğer halen yaz tatili planı yapmadıysanız travel.sygic.com‘a detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi