Facebook: Asıl işimiz ürün tasarladıktan sonra başlıyor

Facebook: Asıl işimiz ürün tasarladıktan sonra başlıyor

Workup by Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla Webrazzi editörlerimizin de katıldığı TechCrunch Disrupt San Francisco 2017 etkiliğinden derlediğimiz haberleri sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

Facebook Tasarım ekibinin başında olan Luke Wood, TechCrunch Disrupt’ta teknoloji devinin ürün tasarımlarına yönelik soruları yanıtladı. Sadece ürünü tasarlamakla değil, kullanıcılara karşı ürünün nasıl kullanıldığı konusunda da sorumlulukları olduğunu belirten Wood, Facebook’un kullanıcı ve toplulukların hedeflerine ulaşmaları için hizmet verdiğini söyledi.

Facebook’taki toplulukların ürün tasarımı üzerinde büyük katkıları olduğunu belirten Wood, kullanıcıların hem ürünün tasarım aşamasındayken, hem de tüm kullanıcılara açıldıktan sonra şirkete pozitif katkı sağladıklarını söyledi.

Kullanıcıların değerlendirmelerini can kulağı ile dinleyen ekip, kişilerin Facebook ürünlerini nasıl kullandıkları konusunda da sorumluluk sahibi. Gelen şikayetleri yeni tasarım özellikleri ile çözmeye çalışan tasarım ekibi kullanıcı sorunlarını çözmek için de canla başla çalışıyor. Ürün tasarımı bittiğinde işlerinin yalnızca yüzde 1’lik bir kısmını tamamlayan ekibin asıl işi bu süreçten sonra başlıyor. Wood’un açıklamaları 2 milyar kullanıcısı olan Facebook’un başarısının bir tesadüf olmadığını da bir kez daha gösteriyor.

‘Yeni olan bir şey artık yeni değildir’

Oturumda dikkat çeken konulardan biri de Facebook’un Snapchat özelliklerini kopyalaması üzerineydi. Wood’a sosyal ağın, Snapchat’in yüz filtreleme ve hikayeler gibi özelliklerini kopyalamasını nasıl değerlendirildiği soruldu. Bunun üzerine soruyu tasarım okulundan bir profesörünün sözü ile yanıtladı. ‘Yeni olan bir şeyin artık yeni olmadığını’ söyleyen Facebook yöneticisi, sandalye fiziksel tasarımlarda da ürünlerin birbirine benzediğini ve ürünlerin insanların ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlandığının altını çizdi.

‘Facebook’ta icat edilen birçok şey var, ancak elbette herşeyin burada keşfedileceği düşüncesinin gururunu yaşamıyoruz’ diyen tasarımcı, her zaman Facebook topluluklarının ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiklerini ve kendilerini yönlendirmeleri konusunda topluluklara izin verdiklerini belirtti. Wood, ‘Hizmet verdiğimiz toplulukların ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Bunun nasıl şekil alacağı ise ikinci sırada yer alıyor.’ dedi. Dileriz ki Wood’un verdiği bu yanıtla da Snapchat-Facebook arasındaki yapılan polemik sona erer.

Oturumda değinilen diğer bir konu ise Amazon ve Google’a rakip olarak değerlendirilen Facebook’un detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Modüler akıllı telefon Motorola Z2 Play, GamePad ve 360 modlarıyla Türkiye’de

Modüler akıllı telefon Motorola Z2 Play, GamePad ve 360 modlarıyla Türkiye'de

Türkiye Mobil Ürünler Grubu Ülke Lideri Anton Obzhelian, Lenovo Ortadoğu ve Türkiye Mobil Grubu Genel Müdürü – Sharay Shams, Lenovo Mobil İş Grubu Kıdemli Ürün Müdürü – Can Karaca (3)

2015 yılında Lenovo tarafından satın alınan Motorola (Mobility), modüler akıllı telefonu Moto Z² Play ve yeni Moto modlarını Türkiye’de satışa sunmaya başlıyor. Bugün tanıtımı yapılan Motorola Moto Z² Play, 2299 TL fiyat etiketiyle ay sonunda raflardaki yerini alacak.

Modüler (farklı özellikteki ek donanımlar telefona takılabiliyor) yapısıyla akıllı telefon pazarında dikkatleri üzerine çeken Motorola Z ailesinin yeni üyesi Motorola Z² Play’in teknik özelliklerine geçmeden önce Motorola’nın Türkiye pazar payından bahsetmekte fayda var.

Pazar payı yüzde 80 büyüdü

GFK raporlarına dayanılarak paylaşılan rakamlara göre Motorola bu yılın ilk 7 ayında pazar payı açısından geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 80 büyüme yakalamış ve zincir mağazalarda en popüler 3. marka, Türkiye pazarı genelinde ise en popüler 5. marka olmuş. Bu dönemde Türkiye telefon pazarı da yüzde 10 küçülmüş. Satılan ürün sayısına bakıldığında ise IDC verilerine göre Motorola yılın ilk 6 ayında geçen yıla göre yüzde 144 büyüme yakalamış. Aynı süre içinde de telefon satışları yüzde 12 azalmış. Motorola bu rakamlarla 5. sıraya yerleşmiş.

Motorola Z2 Play ile tamamen metal kasalı bir model sunuyor ama oldukça ince ve hafif bir telefon olduğunu da söyleyebilirim. Kıyaslama yapmak gerekirse iPhone 8 Plus, 202 gram ve 7,5 mm iken Z2 Play, 145 gram ağırlığında ve 6 mm inceliğinde.

5.5″ full HD Super AMOLED ekran (401ppi), 3000 mAh pil, 2.2 GHz 8 çekirdekli Snapdragon 626 işlemci, 12 MP Dual arka kamera, 5 MP led flaşlı ön kamera, 4 GB RAM özelliklerine sahip olan Moto Z2 Play, Türkiye’ye sadece 64 GB hafıza seçenekli modeliyle geliyor ama mikro SD kartla 2 terabayta kadar yükseltilebiliyor. Z2 Play, 15 dakikalık şarjla 8 saat (kullanıma göre değişken) pil ömrü sunuyor. Tavsiye edilen son detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Sosyal medyanın Google’ı olduğu iddia eden Pinterest’e yeni bir özellik geliyor

Sosyal medyanın Google'ı olduğu iddia eden Pinterest'e yeni bir özellik geliyor

Workup by Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla Webrazzi editörlerimizin yerinden takip ettiği TechCrunch Disrupt San Francisco 2017 ile ilgili tüm detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Kurulduğu 2009’dan bu yana diğer sosyal ağların gölgesinde kalan Pinterest geçtiğimiz günlerde aylık aktif kullanıcı sayısının son altı ayda 175 milyondan 200 milyona ulaştığını duyurdu. Yüzde 70’den fazlasının ABD dışı kullanıcılar tarafından ziyaret edilen platformun kurucularından biri olan CEO Ben Silbermann Techcrunch Distrup’ta merak edilen soruları yanıtladı.

Pinterest’e yeni özellik geliyor

Konuşmasında Pinterest’in iki temel konuya odaklandığını belirten Silbermann, bunlardan ilkinin ‘ürüne odaklılık’ olduğunun altını çiziyor. Kullanıcı deneyimine önem verilen platformda, ürün olarak Pinterest’in kullanıcıya deneyim yaşatması önemli. Silbermann’a göre sosyal ağ, insanların kullanmayı alışkanlık haline getirdikleri bir araç.

Ürün kullanımında verimliliği arttırmak için Pinterest’in önümüzdeki haftalarda yeni bir özelliğe kavuşacağını da buradan paylaşalım. Sections adını alan özellik bir yerde ‘Pano içinde Pano’ gibi düşünülebilir. Kullanıcıların platforma tek bir panoda ekledikleri ya da pinledikleri içerikleri aynı pano içinde kategori etme ihtiyacı nedeniyle eklenecek bu özellik ile Pinterest daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaşatmak istiyor. Sections şimdilik küçük bir test grubuna açık ancak ilerleyen haftalarda tüm Pinterest kullanıcılarına sunulacak.

Şirketin titizlikle üzerinde durduğu diğer bir konu ise hem kullanıcı hem de reklamveren için iyi bir reklam sistemine odaklanmak istemeleri. Her sosyal ağda olduğu gibi Pinterest’te de reklam veren için reklamların rahatça ölçümlenebilir olması şart. Silbermann reklamların, reklamverenin yeni müşterilerilere ulaşabilmeleri ve daha fazla ürün satışı yapabilmeleri için tasarlandığını söylüyor. Pinterest’in reklam modeli oldukça yeni. Sadece 3 yıldır tamamen reklamlara açılan platformda geçtğimiz yıl reklamlardan 300 milyon dolar gelir elde edildi. 2017 yılında ise reklam harcalamarından sağlanan gelirin 500 milyon dolar olması bekleniyor.

“Sosyal Medyanın Google’ıyız”

Pinterest’in geleneksel sosyal ağlardan oldukça farklı bir yapıya sahip olduğunu belirten Silbermann, platformun sosyal ağların Google’ı olduğunu söyledi. Bugün kullanıcılar tarafından ne yemeleri, ne giymeleri, evlerini nasıl dekore etmeleri gibi kararsız detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Startup with Google: Girişimciler için Google araç ve hizmetleri bir arada

Startup with Google: Girişimciler için Google araç ve hizmetleri bir arada

Girişimcilerle her zaman ilişkisini sıcak tutmak isteyen Google, şimdi de girişimciler için sunduğu araçları ve kaynakları listeleyen sayfa açtı: startup.google.com.

Startup with Google, temel olarak girişimlerin Google ürünlerinden faydalanarak işe başlamasını hedefleyen bir proje. Kaynaklar girişimciler için üç ana kategori altında toplanıyor; Araçlar, Başarı Örnekleri ve Topluluk. İlk bölümde girişimcilere ürün geliştirme, üretkenliği artırma, ürünü pazara sunma, sunucu ve depolama, güvenlik, makine öğrenmesi ve analitik gibi farklı alanda çeşitli araçlar listeleniyor.

Başarı Örnekleri bölümünde doğru insanı işe almak, geliri büyütmek, fon/yatırım bulmak, tasarım ve müşteriyi anlamak konusundaki başarılı icraatler; Topluluk bölümünde ise paylaşımlı ofisler (ortak çalışma alanları), hızlandırma programları ve etkinlikler yer alıyor.

Google ürünleri hemen hemen her ülkede kullanılabilse de özellikle Google topluluklarına katılabilmek oldukça sınırlı ülke için geçerli. Örneğin Google Campus ofisleri 2011’de başlayan bir atılım ama halen Londra, Tel Aviv, Seul, Varşova, Sao Paulo, Madrid ve Berlin gibi çok sınırlı sayıdaki şehirde erişime açık.

Neticede Google’ın girişimcileri, özellikle yarın çok büyük potansiyele sahip olacak girişimleri kendine çekmek istemesi gayet doğal. startup.google.com da bu noktada girişimcilerin işini kolaylaştırabilecek bir kaynak olabilir. Tabii Google’a bağımlı olmadan kullanabileceğiniz tonlarca araç/hizmet/servis olduğunu göz önünde tutmakta fayda var.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Kapıyı açık bıraktığınızda sizi uyaran akıllı kilit: August Smart Lock ve Smart Lock Pro

Kapıyı açık bıraktığınızda sizi uyaran akıllı kilit: August Smart Lock ve Smart Lock Pro

2017 yılının trendlerinden olan akıllı kilit konseptine yeni modeller eklenmeye devam ediyor. Akıllı kilit denince akla gelen ilk firmalardan olan August, orta segmente hitap eden Smart Lock ve üst segment için geliştirilen Smart Lock Pro modellerini tanıttı.

Eski modellerle kıyaslandığında güvelik ve pil ömrü anlamında çok daha başarılı olan August Smart Lock ve Smart Lock Pro, pil ömrünü yaklaşık iki katına çıkarmış. August Smart Lock ve Smart Lock Pro, sahip olduğu sensörler ve DoorSense teknolojisi sayesinde kapının kilitlenmemesi durumunda ise kullanıcısını uyarabiliyor.

DoorSense sayesinde otomatik kilitleme

DoorSense özelliğinin açık olması durumunda akıllı kilitlerin kapıları otomatik olarak kilitlediğini de ekleyelim. Akıllı telefonlarla bağlantılı olarak çalışan akıllı kilitler geçtiğimiz Ağustos ayında sizlere aktardığımız 700 dolarlık akıllı kilit modeli olan Otto ile benzer bir çalışma mantığına sahip.

Smart Lock modeli sadece Alexa ve Google Assistant desteği sunarken Smart Lock Pro modeli Alexa ve Google Assistant’ın yanı sıra Apple HomeKit, Siri ve Z-Wave Plus seçeneklerini de sunuyor. Smart Lock modeli 149 dolar fiyat etiketine sahipken, daha yetenekli olan Smart Lock Pro modelinin satış fiyatı ise 279 dolar.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik yatırımcıların odağında

Google’ın satın aldığı Nest, Unilever’in satın aldığı Dollar Shave Club gibi başarılara yatırımlara ve çıkışlara imza atan Shasta Ventures, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik odağında yeni fonunu duyurdu. TechCrunch Disrupt San Francisco’da gerçekleşen özel oturumda söz alan Shasta Ventures yöneticisi Jacop Mullins, kamera odağındaki gelişmelere dikkat çekerek yeni fonlarını paylaştı.

Snapchat’in yüz filtreleri ve geliştirmeleri derken onu takip eden Facebook’la daha da geniş bir alana yayılan kamera odağındaki kişiselleştirilmiş içerik, doygunluğa ulaşıldığı düşünülse de yatırımcıların bu alana eğilmesiyle birlikte daha gelişecek görünüyor. Apple’ın ARKit’ini ön plana çıkarması Google’ın Tango projesi aslında yolun daha başında olduğumuzun göstergesi. Her geçen gün artacak yazılımcı ilgisi birlikte bambaşka bir çağ bizleri bekliyor.

100 bin dolarlık tohum yatırımı yapacan olan The Shasta Camera Fund artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik odağında ürünü geliştirme aşamasında olan veya satış yapan girişimler başvurabilirler. Workup by Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla katıldığımız TechCrunch Disrupt San Francisco 2017etkiliğinden derlediğimiz haberleri sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

SERMAYE PİYASALARI EKONOMİK BÜYÜMEYİ TARTIŞACAK

Finans sektörünün en büyük meslek örgütü olan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) bu sene ikincisini düzenleyeceği Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi, 14-15 Kasım 2017 tarihlerinde Wyndham Grand İstanbul Levent Oteli’nde gerçekleşecek. “Geleceğimiz İçin Büyüme” temasıyla düzenlenecek ve iki gün sürecek kongrede, 24 panel ve sektöre yönelik farklı başlıklarda 21 eğitim programı yer alacak.

Türkiye’nin 2023 vizyonundan hareketle oluşturulan program doğrultusunda, sermaye piyasasının gündemindeki en güncel konular kamu kurum ve özel sektör temsilcileri, akademisyenler, yatırımcılar ve basın mensuplarının katılımıyla iki gün boyunca tartışılacak.

Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine sermaye piyasaları yoluyla katkıda bulunmayı hedefleyen Kongre’nin panel başlıkları, kamu ve özel sektör kurumları, sivil toplum kuruluşları ile akademik toplulukta görev yapan kişilerden oluşan İçerik Komitesi tarafından yürütülen uzun soluklu titiz bir çalışma sonucunda belirlendi.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun da desteklediği Kongre’deki çok sayıda ana/eş anlı panellerin yaklaşık 5.000 civarında ziyaretçisinin olması bekleniyor. Pay ve borçlanma araçları ihraçları, alt yapı yatırımlarının ve girişimciliğin finansmanı, doğrudan yabancı sermaye ve portföy yatırımları, finans merkezi alternatifleri, yatırım stratejileri, Endüstri 4.0, bireysel emeklilik sistemi ve otokatılım, dijital para ve yeni finansal mimari, blockchain gibi gündemde yer alan birçok konuya dair özel panel düzenlenecek. Gündemdeki konuların yanı sıra yatırım yapma stratejilerine yönelik hazırlanan birçok eğitim programı da ücretsiz olarak Kongre’de yer alıyor.

Türkiye ve dünyadan birçok önemli isim katılıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da Kongreyi onurlandırması bekleniyor. Kongreye Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş, Borsa İstanbul Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, dünyaca ünlü yazar ve ekonomist Prof. Dr. James Robinson, yazar Chris Skinner, Dünya Bankası Kalkınma Beklentileri Grubu Direktörü Dr. Ayhan Köse, Eski Hazine Müsteşarı Dr. Mahfi Eğilmez gibi önemli isimler de katılacaklarını teyit ettiler.

Prof. Dr. James Robinson ana konuşmacı olacak

Uluslararası uzmanların katılacağı kongrenin açılış konuşmacılarından biri “Ulusların Düşüşü” kitabının eş yazarı James Robinson olacak. Dünyada birçok ödüle aday gösterilen ve kısa sürede detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

ÜRETİCİLER VE PERAKENDECİLER PLASTİK POŞET İÇİN ANLAŞTI

Plastik poşetler ile ilgili Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken tarafından kamuoyuna yapılan yanlış bilgilendirmeye ve tüketicilerde yaratılan kafa karışıklığına PAGEV son noktayı koydu. Plastik poşetler 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren marketlerde belirli bir ücret karşılığında satılacak. Taslak halinde olan ve çalışmaları devam eden yönetmelikteki amaç aşırı tüketimin engellenmesi ve tüketicinin doğru kullanım konusunda bilgilendirilmesi. Bu yönetmelikteki amacın perakendeciye para kazandırmak ve tüketiciye ek bir yük getirmek olmaması için çalışmaları takip eden PAGEV, bu konuda Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) ile birlikte hareket etme kararı aldı. Güçlerini sürdürülebilir çevre, bilinçli tüketim için birleştiren PAGEV ve TPF ilk olarak kamu spotu çalışmalarına başlayacak.

Birkaç ay önce Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından basına yansıtılan “Plastik Poşetler Yasaklanıyor” şeklindeki beyanatlar kamuoyunu yanıltmıştı. Oysaki hâlihazırda taslak halindeki Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir şekilde alışveriş torbalarının aşırı tüketiminin 31 Aralık 2025 yılına kadar azaltılması yönünde çalışmalar yapılıyor. Taslak halindeki yönetmeliğin bu şekliyle yürürlüğe girmesi durumunda, 01.01.2019 tarihinden itibaren 15 mikron ila 50 mikron arası kalınlıkta olan plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye ücretli olarak verilmeye başlanacak. Bu kalınlığın altında veya üstünde olan poşetler, eskiden olduğu gibi ücretsiz verilecek. Yine taslak yönetmelik çerçevesinde 15-50 mikron arasında kalınlıktaki torbalar için ülke genelinde yıllık kişi başına kullanılan torba adedinin; 31 Aralık 2019’a kadar 90’ı, 31 Aralık 2025’den itibaren ise 40’ı aşmayacak şekilde kullanımının azaltılması yönünde AB ile uyumlu bir yönetmelik de çalışmalar arasında yer alıyor.

5 kuruşluk poşet gelir kapısına döndürülmemeli…

Ücret sisteminin perakendeciler için bir gelir kapısına dönüşmemesi gerektiğini söyleyen PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Yasada belirtilen 15-50 mikron arası poşetlerin maliyetlerinin 5-10 kuruş arası değişiyor. Alışveriş poşetleri 40 mikron ve 1 kilogramda 100 adet var. 100 adedi yaklaşık 5,6 lira. Yani tanesi 5 kuruş. Dolayısıyla bunların 25-50 kuruş bandında satılması perakendecilere büyük bir gelir kapısı oluştururken, tüketiciye ise yeni bir detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Telia Company, Turkcell’deki yüzde 7 direkt hissesini sattı

Telia Company, Turkcell'deki yüzde 7 direkt hissesini sattı

Türkiye’nin en büyük mobil operatörü Turkcell‘in hissedarlarından olan Telia Company (TeliaSonera), yüzde 7’lik direkt hissesinin tamamını sattığını duyurdu.

Resmi açıklamaya göre İsveç menşeli telekomünikasyon şirketi direkt hisselerini uluslararası yatırımcılara 4,127 milyon SEK (1,8 milyar TL) bedelle sattı. Böylece Telia Company’nin Turkcell’de direkt hissesi kalmadı ancak Turkcell Holding üzerinden dolaylı olarak yüzde 24 hissesi bulunuyor. Satılan hisse adedi ise 153.5 milyon olarak açıklanıyor.

Telia Company CEO’su ve Başkanı Johan Dennelind, bu kararı Baltık ve İskandinav bölgelerine odaklanmak için aldıklarını söylüyor. Turkcell’deki en büyük hissedar olduklarını ve Turkcell’de süregelen yönetim kördüğümünü çözmek için çaba harcayacaklarını paylaşıyor.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz dönemde Turkcell ile Telia Company arasındaki yönetim kurulu üyesi anlaşmazlıkları gündeme gelmişti. Konuyla ilgili Turkcell’den resmi açıklama gelmesi halinde paylaşacağız.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Facebook’un yatırımcısı Yuri Milner internetin 20 yıl sonraki geleceğini açıkladı

Facebook'un yatırımcısı Yuri Milner internetin 20 yıl sonraki geleceğini açıkladı

2009 yılında Facebook’a 200 milyon dolarlık yatırımıyla aklımızda yer edenYuri Milner, dünya çapındaki şirketlere yatırım yapmayla ilgili soruları yanıtladı. Daha sonraları Spotify ve Airbnb gibi dünyaca tanınmış şirketlerdeki yatırımlarıyla da hatırladığımız Milner, uzun vadeli ve uluslararası yatırımları desteklediğini bir kez daha bizlerle paylaşıyor.

E-ticaret kullanımı 10 yılda 10 kat artacak

Milner, internetin geleceğini sayısal olarak ele alıyor. 10 yıl içinde dünya çapında değişen tüketicilerin internet kullanım rakamının 10 kat daha fazla olacağı bekleniyor. Şu an internet kullanımı dünya çapında 3.5 trilyon dolar değerinde olduğunu belirten yatırımcı ancak bu rakamın 20 yıl içinde 35 milyar dolara çıkacağını açıklıyor. İnternetten tüketim %6’lık bir orana sahip diyen Yuri Milner, e-ticaret kullanımının da giderek artacağından emin.

Dünyanın ayrıca büyük bir bölümünün internet erişimi 0lmadığı da düşünülünce, 10 yıl önce büyük beş şirketin pazarın yüzde 70’ine sahip olmasına değinen yatırımcı aynı oranın korunacağından emin. Bu 5 şirketi Facebook, Google, Amazon, Alibaba, and Tencent olarak açıklayan Milner öngörüde bulunduğu 350 milyar dolarlık değerin yüzde 70’ini bu 5’li oluşturacak diyor.

ABD ve Çin dünyada internet pazarının yüzde 90’ına sahip

Rakamlara arası iyi olduğu sadece yatırımlarından değil açıklamalarından da anlaşılan Milner, ABD bazlı teknoloji şirketlerinin dünya genelindeki internet pazarı değerinin yüzde 65’ini Çin’inse yüze 25’ini oluşturduğunu belirtti. ABD teknoloji ekosistemi dünya piyasasının en başında geliyor ve Çin ile birlikte dünya piyasasının yüzde 90’ına sahip olmuş durumdalar.

Avrupa piyasasına baktığımızda, ABD her ne kadar rakamlarda önde olsa da, öncü şirketlerin hepsi kurumsal ve dünya çapında isim yapmış şirketler. Çin ise bu açıdan bu yüzde 25’lik oranı ülke içinde biraz daha kapalı tutmakta. Yani Avrupa Milner için Avrupa gelişmekte olan bir piyasa.

Uber’in son zamanlarda karşı karşıya geldiği sıkıntılarına Milner’ın bakış açısı ise zamanın sürekli değişmesinin, insanların değişmesinde katkısı. DST Global’ın şirket olarak maalesef ki çok fazla kadın yatırımcıyla ve kurucuyla çalışamadıklarına da değiniyor.

Uzay çalışmalarıyla ilgili olan yatırımlarda Milner, dünyadaki detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Startup Alley’in iddialı yapay zeka girişimleri: Synqq, Wyzerr ve Mycroft

Startup Alley'in iddialı yapay zeka girişimleri: Synqq, Wyzer ve Mycroft

Webrazzi’nin etkinlik yayınlarında artık bir klasik haline gelen girişimci röportajlarına TechCrunch Disrupt San Francisco Startup Alley’de devam ediyoruz. Workout by İş Bankası katkılarıyla gerçekleştirdiğimiz yayında ilk olarak yapay zeka girişimlerini ağırlıyoruz. Startup Alley’de yer alan yapay zeka girişimleri arasında öne çıkan üç girişim, Synqq, Wyzerr ve Mycroft.

Girişimlerden ilki Synqq akıllı bir not tutma uygulaması. Evernote’tan Microsoft OneNote’a kalabalık bir alana giriş yapan ancak bu alandaki yapay zeka destekli uygulama eksikliğini gören Synqq kurucusu Ramu Sunkara’nın profiliyle de ilginç bir girişim ve bugüne kadar 1.8 milyon dolar yatırım aldı.

2014’te kurulan Wyzerr ise, B2B pazarda aktif ve müşterilerden geri bildirim toplama işini otomatize ediyor. Bugüne kadar 1,8 milyon dolardan fazla yatırım alan Wyzerr yüzlerce kurumsal şirketle çalışıyor. Detayları girişimin kurucusu ve CEO’su Natasia Malaihollo’dan dinledik.

Üçüncü girişimimiz Mycroft ise Alexa’ya açık kaynak kodlu bir alternatif sunuyor. Kickstarter ve Indiegogo kampanyalarıyla ses getiren girişimi kurucusu Joshua Montgomery anlattı.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Oyun şirketi gerçek hayatta yaşanabilecek bir terör saldırısının simülasyonunu yapabilir mi?

Oyun şirketi gerçek hayatta yaşanabilecek bir terör saldırısının simülasyonunu yapabilir mi?

TechCrunch Disrupt, 554 milyon dolar yatırıma sahip Improbable kurucusu Herman Narula ile devam ediyor. 3D simülasyonlar ve gerçek dünyanın buna uyarlanması üzerine soruları cevaplayan Narula, Hindistan ve İngiltere arasında geçen hayatında süper kahramanların ve hayal dünyasının şu anki hayatını şekillendirdiğini söylüyor.

Andreessen Horowitz, SoftBank gibi önemli yatırımcılara sahip girişimin kurucusu VR teknolojisinin hayatımıza bu derece dahil olmasını insanların bu sanal dünyaya entegre olmak isteme çabalarından kaynaklandığını belirtti. Hızlı ilerleme ve gelişmelere açık olmak da bunu destekler nitelikte. Bu kadar iyi giden bir şirket olmalarına rağmen henüz dünyaca ünlü bir oyunları olmaması sorusuna verdiği cevap ise, öncelik olarak bir topluluk oluşturmanın, sağlam müşteriler bulabilmenin daha öncelikli olduğunu düşünüyor.

VR ve arttırılmış gerçekliğin sürekliliği ve devamlılığının kalitenin ve dizaynların ne derece ileri gidebileceği ile doğru orantılı olduğu Narula için önemli noktalardan. ABD hükümetiyle işbirliği yapıp yapmamaları konusunda ise şu an için direkt olarak böyle bir işbirliğinde olmadıklarını ama buna açık olduklarına da değiniyor. Örneğin herhangi bir terör saldırısı sonrasında neler olabileceği ya da buna nasıl hazır olunabileceğine dair bir simülasyonun faydalı olabileceği de enteresan noktalar arasında.

Güvenlik konusunda ise kullanıcıların kişisel bilgilerine bir erişimleri olmadığı için kendi güvenlik sistemlerini özel bir bulut sisteminde tutuyorlar ancak kullanıcılar arasında bunun bir sorun teşkil etmediği de Narula’nın cevapladığı sorulardan. Etik açısından her şirketin bu gibi riskler taşıdığı ve sürekli gelişen teknolojik atmosferde belli bir güvenlik sistemini korumak da kaçınılmaz noktalardan.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

TechCrunch Disrupt San Francisco etkinlik alanında kısa bir ısınma turu

TechCrunch Disrupt San Francisco etkinlik alanında kısa bir ısınma turu

TechCrunch Disrupt San Francisco 2017, Workout by İş Bankası katkılarıyla Webrazzi’de. İnternet ve teknoloji dünyasının yakından takip ettiği etkinlik bugün başladı. 3 gün boyunca sahadan gelişmeleri aktaracağımız etkinlik alanında kısa bir ısınma turu attık. San Francisco ile Türkiye yerel saati arasında 10 saatlik bir fark var. Bu, Webrazzi’nin bu hafta tam zamanlı yayın yapacağı anlamına geliyor Bizden her an haber bekleyin!

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

NASA’dan iklim değişikliğinin dünyayı nasıl etkilediğini gösteren 9 önemli fotoğraf

NASA'dan iklim değişikliğinin dünyayı nasıl etkilediğini gösteren 9 önemli fotoğraf

Şiddetli kasırgalar, yıkıcı seller ve orman yangınları sadece 2017 yılında dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. Sadece 2017 yılı içerisinde yaşanan bu olaylar bile insanların iklim değişikliğinde oynadığı rolü ve tüm bu nedenlerle meydana gelen olayların insanlığın hayatını ne kadar derinden etkilediği sorusunu tekrar gündeme getirdi.

NASA’nın yayınladığı ve “Images of Change” adını verdiği fotoğraf serisi ve iklim değişikliğinin dünyayı geçtiğimi 50-100 yıl içerisinde ne kadar derinden etkilediğini gözler önüne seriyor. Eriyen buzullar, kopan devasa buz kütleleri, yok olan veya yeni oluşan su akıntıları iklim değişikliğinin ne kadar gerçek olduğunun görsel kanıtları. Belki de görsel kanıtların etkisi daha fazla olur ve iklim değişikliğindeki insan etkisini tekrar düşünmemize neden olur.

Tuvalu ve yükselen deniz seviyesi

Tuvalu adasının sakinleri her geçen gün yükselen deniz seviyesininin sonuçlarıyla mücadele ediyor. Deniz seviyesinden 4.7m yüksekte bulunan başkent Tuvalu’da çekilen bu fotoğraf 6.000 kişinin yaşadığı bir yaşam alanından. Bu kişiler her yıl bu problemle başa çıkmak veya adayı terketmek arasında bir seçim yapmak zorundalar.

Larsen C Buz Kütlesi

Antarktik yarımadasında 2016 yılında meydana gelen bir çatlak sonucu 10 Temmuz 2017 gününde yaklaşık 1 trilyon ton ağırlığında ve 5.000 km2’den fazla büyüklükte bir buz parçası koptu ve şimdiye kadar %12 oranında küçüldü bile.

Grönland’da Yükselen Ana Kaya

Bilim adamları, son araştırmalar sonucunda Grönland’da azalan buzullar dolayısıyla artan ana kayanın olduğunu tespit ettiler. Dış kabukta bulunan buzulların çok fazla erimesi sonucu alttaki kabuğun yükselmesiyle oluştuğu söylenen bu olay ile deniz seviyesinin neden yükseldiğine dair oldukça net bir kanıt niteliğinde.

Harvey Kasırgası

Bu görüntü, 25 Ağustos 2017’de Uluslararası Uzay İstasyonu tarafından paylaşıldı. Medyada oldukça konuşulan bu kasırganın iklim değişikliğinde insan etkisi ile bağlantısına gelecek olursak ABD Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi’nden kıdemli bir bilim adamı olan Kevin Trenberth “kasırgaların bıraktığı yağış miktarı insan etkisiyle %30’a kadar artabiliyor” açıklamasında bulunuyor. Yani kasırganın oluşum nedeni insan olmasa da bıraktığı yağış detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Dijital medyanın yeni yıldızları: Robot muhabirler

Dijital medyanın yeni yıldızları: Robot muhabirler

Bildiğiniz üzere İnternetin doğuşu medya sektöründe yeni bir çağın başlangıcı oldu. Geleneksel kanatta haber üreten medya organları ciddi anlamda kan kaybetmeye başlarken, dijitale ayak uyduranlar yükselişe geçti. Ancak dijital gelir modeli hiç bir zaman geleneksel gelir modeli kadar karlı olamadı.

Medya sektörü, yapay zeka (AI) kullanım alanının artması ile başka bir çağa giriyor. AI artık medya kuruluşlarının strateji toplantılarında giderek ağırlık kazanan bir konu. Bugün haber ajansı Associated Press, yayın kuruluşları USA Today ve Washington Post, AI teknolojilerinden faydalanarak daha efektif iş sonuçları alıyorlar. Örneğin, USA Today kısa videolarını oluşturmada AI teknolojisinin nimetlerinden yararlanıyor.

Heligrof, Washington Post’un çalışkan üyesi

ABD’nin köklü gazetelerinden Washington Post, AI teknolojilerine erken adapte olan medya kuruluşlarından biri. Gazetenin kendi geliştirdiği Heliograf ismini alan bir robot muhabiri var. Heliograf, bugünlerde şirket yöneticileri tarafından ‘en çok sevilen personel unvanını’ kazanmış olabilir. Zira gazete Heliograf’i kullanarak geçtiğimiz yıl 850’den fazla makale üretti.

Heliograf, ilk kez geçtiğimiz yıl Brezilya’da düzenlenen 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’nda kullanıldı. Öte yandan 2016 ABD Seçimleri’nde gazetecilerin yükünü bir hayli hafifletti diyebiliriz. Seçim Günü, 50 eyaletin tamamında yerel bölgelerde yaşayan okuyucular için 500’den fazla güncel raporlama, analiz ve haber oluşturdu.

2012 Seçimleri’nde ise 2016 yılında üretilen haberin yalnızca yüzde 15’i üretilmişti.

Yüksek Analiz Kapasitesi

Heligrof’un yetenekleri hızlı ve çok haber üretme ile sınırlı değil. Analiz etme kapasitesi de çok oldukça yüksek. Öyle ki, gazetecilerin göremediği trenleri fark edebiliyor. Heliograf, Washington Post’ta seçim sonuçlarının beklenmedik bir yönde hareket etmeye başladığını ilk gören ‘gazeteci.’ Şirkete göre habercilere, okuyucuya ilginç hikayeler bulma konusunda oldukça faydalı olabileceği düşünülüyor. Heligrof sayesinde Washington Post, artık yerelde yaşayan daha fazla okuyucu kitleye ulaşabiliyor. Bu içerikler gazetenin bileğinin yerelde de güçlenmesini sağlıyor.

İyi bir strateji ve teknik yapı ile tasarlanan yapay zekalar kişiselleştirilmiş haberciliğin çok daha ötesine geçebilirler. Güçlü analiz yetenekleri sayesinde okuyucular için akıcı hikayeler oluşturabilecekleri gibi artık yerelde dahi kitlelere haber üretmek yerine okuyucular için bireye detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Facebook’ta en fazla ‘muhteşem’ emojisi kullanılıyor

Facebook'ta en fazla ‘muhteşem' emojisi kullanılıyor

Sosyal medya devi Facebook’un ‘beğen’ tuşunun yanı sıra hayata geçirdiği emojiler, platformda her gün 60 milyondan fazla kullanılıyor. Emojiler, ilk kez geçtiğimiz yıl Şubat ayında ‘muhteşem, hahaha, inanılmaz, üzgün, kızgın’ olarak kullanıcıların uygulamasına açılmıştı.

Sosyal medya araştırma şirketi Spredfast’in yürüttüğü araştırmanın sonuçları Facebook kullanıcılarının emojilere oldukça alıştığını ortaya çıkardı. Şirket, Facebook’ta 100 markanın yaklaşık 67 bin içeriğini inceleyerek, kullanıcı-kategori-emoji arasındaki etkileşimi ‘Smart Social Report’ adlı raporda bir araya getirdi.

En fazla ‘muhteşem’ kullanılıyor

Raporda, perakendeden finansa toplam 10 farklı kategorinin emoji nabzı ölçülürken, ‘Beğen’ ifadesinin Facebook’ta hala en baskın tepki olduğunun altı çiziliyor. ‘Beğen’ ifadesinin dışında 5 emoji ile yapılan sektör karşılaştırmasında etkileşimin en fazla görüldüğü kategori medya. Diğer kategorilere göre daha fazla içerik üretilen medyanın kullanıcı ile bu kadar fazla etkileşim sağlaması sürpriz değil elbette. Medyayı, ambalajlı tüketici ürünleri ve turizm takip ediyor.

En az etkileşim gösteren sektörün finans olduğunu görüyoruz. Finans, medya ile karşılaştırıldığında neredeyse yüzde 50 daha az emoji etkileşimi alıyor. Öte yandan finans sektöründe dikkat çeken konu ise ‘kızgın’ emojisinin baskın olması. Özellikle tüketicilerin sosyal medyada banka ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren markalarla daha çok problemlerini ve şikayetlerini dile getirmek için iletşime geçmelerinin sonucu olarak bu durumun emojilere de yansıdığını söyleyebiliriz.

Her ne kadar medya sektöründeki markaların kullanıcılar ile en fazla etkileşimde bulunsa da, ünlüler, paketli ürünler ve turizm sektöründe üretilen içeriklerin daha fazla ‘muhteşem’ tepkisi aldığını görmekteyiz. Ünlülerle hayranları arasında oluşan bağ, turizm sektörünün paylaştığı iç çektiren gezi rotaları, paketli ürünlerin eğlenceli ve yaratıcılıklarını konuşturudukları içeriklerle, markalar tüketicinin kalplerine dokunmayı başarmış gibi.

Spredfast’in raporunda hangi içerik türünün en çok hangi emojiden etkilendiği bilgisi de yer alıyor. Toplam tepki, durum bildirimi, video ve linklerde başa baş giderken, kullanıcıların fotoğraflı içeriklere daha az emoji tepkisi verdiği görülmekte. Eğlence hissini daha fazla veren videolu içeriklere kullanıcılar daha fazla ‘muhteşem’ emojisi ile tepki gösteriyorlar.

Son yıllarda detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Bir yazılımcının San Francisco’da çalışmak için yapması gerekenler

Bir yazılımcının San Francisco'da çalışmak için yapması gerekenler

TechCrunch Disrupt etkinliği için Workup by Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla San Francisco’dan aktarmaya devam ediyoruz. MovieLaLa, MojiLaLa girişimleriye tanıdığınız girişimci Şahin Boydaş‘la yazılım odağında bir sohbet gerçekleştirdik. Kısaca hatırlatalım Sticker’lar için bir pazar yeri olarak konumlanan MojiLaLa, 500 Startups‘tan tohum yatırımı aldıktan sonra geçtiğimiz sene sonunda da 1.5 milyon dolarlık yeni bir yatırım turunu kapattı.

San Francisco’dan Cupertino’ya Silikon Vadisi’nin dinamiklerini Türk bir girişimci ve yazılımcının gözünden dinleyeceğiniz videoda Şahin, MovieLaLa’yı satışına dair de ilk kez açıklama yapıyor. Bunun haricinde uzaktan çalışma, yazılımcı olmak ve hatta San Francisco’da nasıl yazılımcı olunura dair önemli detayları paylaşıyor. Şimdiden iyi seyirler.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

BMW’nin tamamen elektrikli konsept otomobili: i Vision Dynamics

BMW'nin tamamen elektrikli konsept otomobili: i Vision Dynamics

Yıllardır otomotiv sektörünün en yeni modellerini ve konsept araçlarını tanıttığı Frankfurt Motor Show dün başladı. Fuarın elektrikli otomobil modelleri oldukça dikkat çekerken, elektrikli araçlar içerisinde de BMW’nin i Vision Dynamics olarak adlandırılan konsept modeli oldukça dikkat çekti. Bu modelin potansiyel olarak Tesla Model 3’e rakip olacağı söyleniyor.

İnternet sitesinde henüz bir konsept olduğu belirtiliyor olsa da araca ait bazı detaylar şöyle: dolu batarya ile 600 km yol yapabilen bu model, 200 km maksimum hıza ulaşabiliyor ve 0’dan 100’e 4 saniyede çıkabiliyor.

Yeni tanıtılan bu 4 kapılı araç BMW’nin ilk elektrikli otomobili değil. “i” serisinde daha önce i3 ve i8 modellerini satışa çıkarak BMW bu araçları çok daha niş kitlelere hitap edecek şekilde tasarladığı için satış rakamları çok yüksek değildi.

Yeni tanıtılan i Vision Dynamics ile BMW amiral gemisi sportif sedan tarzı ile i3 ve i8 modellerinin tam arasında yer alıyor. Wired’ın haberine göre BMW yönetim kurulu üyesi Klaus Frölich fuar alanında “Ladies and gentlemen, we are prepared to strike” dedi.

Uzun süredir elektrikli otomobil piyasasının lideri olan Tesla, Tesla Model S ile üst segmente hitap ederken en son piyasaya sürülen Model 3 ile çok daha geniş bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Aynı zamanda elektrikli otomobil pazarı genişledikçe dünyanın en büyük otomobil firmaları Tesla’ya meydan okuyor ve bu nedenle Tesla’nın liderliği koruması her geçen gün daha da zorlu bir hale geliyor.

Porsche ve Audi üst segmente yönelik elektrikli araçlarını piyasaya sürmek için çalışmalara başlarken Ford tamamen elektrikli model için söz verdi. Volkswagen ise 2025 yılına kadar elektrikli araç piyasasında söz sahibi olmayı hedefliyor.

Görünüşe göre Tesla’nın araçları tüm otomobil piyasasına ilham kaynağı olmaya devam ediyor. İlerleyen yıllarda hangi marka pazar lideri olur orası bilinmez fakat elektrikli otomobillerin gelecekteki en popüler araçlardan olacağı kesin.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Tarayıcıda Bitcoin: W3C tarafından kripto para destekli tarayıcı API’si

Tarayıcıda Bitcoin: W3C tarafından kripto para destekli tarayıcı API'si

En iyi teknoloji şirketlerinden bir grup geliştirici kısa bir süre önce kripto paralarla mal ve hizmet alımını kolaylaştıran bir tarayıcı API’si oluşturdu.

W3C’nin (World Wide Web Consortium) yardımıyla başlatılan çalışmada Apple, Google, Microsof, Facebook ve Mozilla’nın desteği bulunuyor. İlk olarak 2013 yılında başlatılan bu çalışmanın ana amacı para bağımsız bir ödeme standardı için bir altyapı hazırlamaktı.

Bitcoin ve genel olarak kripto paraların ivme kazanmaya devam etmesi karşısında kayıtsız kalmayan W3C, hazırladığı bu altyapıya Bitcoin’i de entegre ederek yayına aldı.

Geçtiğimiz perşembe günü duyurulan API şu anda Google’ın Chrome, Microsoft’un Edge, Apple’ın Webkit’i, Mozilla’nın Firefox’u, Samsung’un İnternet Tarayıcısı ve Facebook’un uygulama içi tarayıcısı gibi tarayıcılarda kullanılabiliyor. Bu API etkinleştirildiğinde ödeme isteği API‘si aracılığıyla Bitcoin ve Ether’de dahil bütün onaylanmış kripto paralar da dahil yeni ödeme türlerine izin verecek (geleneksel ödeme yöntemleri de tabi ki yer alıyor) ve tüm akış tarayıcıda depolanacak.

Hali hazırda ödeme yaparken tarayıcı tarafından otomatik olarak doldurulan bilgilerimiz (benzer bir API sayesinde sağlanıyordu) için genişletilmiş bir hizmet olarak düşünebiliriz bu özelliği. Ödeme yöntemleri alanından aşağı doğru açılan menü aracılığıyla yeni ödeme sistemleri seçilebilecek.

W3C ödemeler faaliyeti başkanı Ian Jacobs, geliştiricileri yeni eklenen ödeme seçeneklerini destekleyen kodlar yazmaya davet etti. Böylece bu yeni ödeme modelleri daha fazla kullanılabilecek.

Ian Jacobs sürecin göründüğü kadar kolay olmadığını belirtiyor.

Süreç iki aşamadan oluşuyor ve hem tüketici hem de satıcı tarafına büyük iş düşüyor. Satıcıların, yeni geliştirilen API’yi indirip kendi sistemleri ile entegre hale getirmeleri gerekirken aynı zamanda tüketicilerin, tarayıcı eklentisini indirip hangi ödeme sistemlerini desteklediklerini (tercih ettikleri ödeme yöntemlerini) belirlemeleri ve kullanmaya başlamaları gerekiyor. Böylece satıcılar da kullanıcıların tercihlerine göre hangi ödeme sistemlerini aktif etmeleri gerektiğine, hangi alana daha fazla eğilmeleri gerektiğine karar verebilecekler.

Önümüzdeki ay düzenlenecek olan ödeme sistemleri etkinliğinde Google ve Mastercard’ın bu API’yi nasıl kullandıkları bir demo ile gösterilecek.

Ian Jacobs, “yeni API’yi ilk kullananları yıl bitmeden görmeye başlayacağız detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Slack’in 250 milyon dolarlık yeni yatırımı doğrulandı

Slack'in 250 milyon dolarlık yeni yatırımı doğrulandı

Geçtiğimiz Temmuz ayında iş dünyasının mesajlaşma platformu olan Slack‘in 5 milyar dolar değerleme ile birlikte 250 milyon dolar yatırım alabileceğini sizlere aktarmıştık. Bugün ise resmi bir açıklama yayınlayan Slack, 250 milyon dolar yatırım aldığını doğruladı.

Eski yatırımcılar, Softbank ve Accel Partners tarafından yapılan 250 milyon dolarlık yatırımın sonucunda Slack, 5 milyar dolar barajını da geçerek 5.1 milyar dolar değerlemeye ulaştı. Hatırlatmak gerekirse Slack’in yatırımdan önceki değerlemesi 3.8 milyar dolar seviyelerindeydi.

Toplam yatırım 841 milyon dolar

Yapılan yeni yatırımı “Operasyonel esneklik” için kullanacağını açıklayan Slack, şu an için haftalık 9 milyon aktif kullanıcıya sahip. 2 milyon ücretli kullanıcı ve 50 bin ücretli takıma hizmet veren Slack, Bloomberg’e göre yaklaşık 200 milyon dolar gelir elde ediyor.

İlk olarak 2013 yılında karşımıza çıkan Slack, teknoloji dünyasının en hızlı büyüyen girişimlerinden. Alınan yeni yatırımla birlikte Slack’in aldığı toplam yatırımın 841 milyon dolara çıktığını da ekleyelim. Slack’in satılabileceği ile ilgili dedikoduların devam ettiğini de belirtelim.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

NAYLON POŞET TÜKETİMİ SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR

Doğada çözülmesi yıllar süren naylon poşetin kullanımının azaltılması gerektiğini vurgulayan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Naylon poşet hem sağlığımızı hem de ekosistemi olumsuz yönde tehdit ediyor. Ülkemizde ortalama veriler ile bir aylık naylon poşet tüketimi 250 bin ton civarında. Hem vatandaş kendi sağlığı için hem de ilgili bakanlıklar çevre kirliliğine karşı naylon poşet kullanımı konusunda tedbir almalıdır” dedi.

“1 AYLIK NAYLON POŞET KULLANIMI 250 BİN TON CİVARINDA”

Naylon poşet kullanımının artışına yönelik çözümler üretildiğini dile getiren Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Ülkemizde bir marketin aylık ortalama poşet tüketimi 10 ton civarında. Yaklaşık 25 bin market olduğunu varsayarsak aylık naylon poşet tüketimini en az 250 bin ton civarında. Atık Yönetmeliği kapsamında naylon poşetler marketlerde ve mağazalarda 1 Ocak 2018’den itibaren 25 kuruş veya 50 kuruş gibi cüzi bir miktar ile satılacak. Gelişmiş ülkelerin çoğunda da bu şekilde uygulama zaten mevcut. Kullanımı azaltmaya yönelik başka bir çözüm de bakanlıkların kamu spotu gibi yayınlarla naylon poşetin insan sağlığına ve doğaya verdiği zararları halka aktarmak olacaktır” diye konuştu.

“ALIŞVERİŞLERDE FİLE, KESE KAĞIDI VE BEZ ÇANTALAR KULLANILMALI”

Naylon poşetlerin çevreye ve insan sağlığına zarar verdiğini vurgulayan Palandöken, “Naylon poşet ya da torbaların kansere neden olduğu uzun yıllardır biliniyor fakat kullanımı son yıllarda arttı. Ülkemiz Avrupa ülkeleri arasında kansere 2,3 avro ile en çok harcama yapan ilk 6 ülke içerisinde. Ülke çapında ciddi bir geri dönüşüm bilinci ve sistemi oluşturmak gerekiyor. Vatandaşımız pazar ve market alışverişlerinde artık file, sağlam kese kâğıtları veya bez çantalar kullanmaya başlamalı. Sadece insan sağlığı değil yaşadığımız çevre de ciddi şekilde zarar görüyor. TÜİK’in 2015 verilerine göre çevreyi, havayı, toprağı ve iklimi korumak amacıyla yapılan harcamalar 25 milyar 900 milyon lira oldu. 2016’da ise bu rakam 30 milyar liraya yükseldi. Her birey kendi sorumluluk bilinci ile hareket ederse doğayı korumak adına bu kadar harcama yapmak zorunda kalmayız” şeklinde konuştu.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Türkiye’deki yapay zekâ girişimleri neler yapıyor ve neler yapabilir?

Türkiye'deki yapay zekâ girişimleri neler yapıyor ve neler yapabilir?

Teknolojiye yön veren insanoğlunun yapay zekâ dikeyinde neler yapacağı halen net değil. Zira yapay zekânın nerelere gideceği konusunda çok farklı gelecek tahminleri var. Bu teorileri yapancaları kabaca ‘distopyacılar’ ve ‘polyannalar’ olarak ikiye ayırabiliriz ama konumuz tam olarak bu değil. Bu yazıda yapay zekâ konusuna dikkat çekmek, belki yeni bir bakış açısı kazandırmak için Türkiye’de yapay zekâ ve makine öğrenmesi üzerine çalışan girişimlerden bahsedeceğiz. Yanıt aldığımız 6 girişimin şimdiye kadar neler yaptıklarını, yetenek arayışlarını ve yapay zekânın geleceği hakkında neler düşündüğünü merak ediyorsanız hız kesmeden okumaya devam edin.

Udentify

Fiziksel mağazalar için Google Analitik olarak tanıttığımız Udentify, müşteri davranışlarını analiz eden bir girişim. Öncelikle bir resim karesi içinde insan figürünün tüm özelliklerini (omuz yapısı, bel yapısı, yüz yapısı) makinelere öğreten Udentify, kameraya olan uzaklığa göre bu figürlerin boyutları değiştiği için sürekli bir öğretim yaparak ilerliyor. Gerçekleşen hareket ve insanın temel özelliklerinin tespitinden sonra video içindeki her fotoğrafta makinenin aynı insanı bulmasını sağlanıyor. Bu da sisteme takip yeteneği kazandırıyor. Bir sonraki aşamada ise elde edilen veri senaryolar haline getirilerek deneyim tanımlıyor. Udentify mağaza içi analizlerini derinleştirerek müşterilerine daha anlamlı analizler sunmak için çalışıyor.

Oldukça yeni bir girişim olan Udentify, şu anda üçü tam zamanlı 5 kişilik bir ekiple geliştirme yapıyor. Ekipteki mühendisleri eğiterek büyümeyi sürdüren Udentify’ın kurucu ortağı Can Dörtkardeşler, özellikle yeni girişimler için bu alanda yetenek transferinin çok zor olduğuna dikkat çekiyor;

Girişimlerin mali yapısını düşünürsek, TÜBİTAK gibi kurumlarda daha önce benzer projelerde çalışmış arkadaşlarımızı istihdam etmek neredeyse imkansız. Biz de bu sorunu çözmek için geçen yaz bir eğitim programı düzenledik. İlgili kişilerin son teknoloji trendleri ve görüntü işleme alanında projeler üzerinde çalışıp kendilerini geliştirmesine imkân tanıdık ve o kişilerden birini ekibine dahil ettik. Bu programı her yaz geliştirerek sürdürmeyi hedefliyoruz.

ODTÜ YFYİ girişimlerinden olan Udentify, Chicago merkezli hızlandırma programı Sente.link‘e detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

YATIRIMDA ASLAN PAYINI FİNTECH ALDI

Türkiye’de girişim ekosistemine yapılan yatırımlar hızla yükseliyor. Yatırımların fintech alanındaki ağırlığı ise her geçen gün artıyor. Türkiye’de sunulan ödeme ve elektronik para hizmetlerinin gelişmesine liderlik ederek, tüketicinin ve işletmelerin hayatını kolaylaştıracak güvenli, kolay ve yenilikçi hizmetlere ulaşmasını sağlamayı hedefleyen Ödeme ve Elektronik Para Derneği’nin (ÖDED) Başkanı Burhan Eliaçık, “Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak değişen ihtiyaçlar, fintech ekosistemi üzerinde yapılan yatırımların artmasını sağlıyor. Startups Watch’ın 2017 yılının ilk yarısına ilişkin paylaştığı Türkiye girişim ekosistemi verileri bu anlamda oldukça umut verici. Türkiye’de bu yılın birinci yarısında yapılan 63 yatırımın toplam değeri 36,2 milyon dolar ve en çok yatırım yapılan alan fintech. Bu yatırımlar içinde 15 milyon dolardan fazlasının üyemiz ödeme kuruluşlarına yapılmış olması ayrıca gurur verici” dedi.

Türkiye’nin fintech anlamında çok ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Eliaçık, “Günümüzde Türkiye fintech pazarı, BDDK lisansına tabi olarak düzenlenen, sektöre liderlik eden üyelerimiz öncülüğünde 200’ü aşkın şirketle yoluna devam ediyor. Bu pazarın büyümesinde etkili olan finans kuruluşları arasında rekabet, yabancı sermayeli girişimler, devlet politikası ve teşvikleri gibi konularda verim en üst seviyede sağlanamasa da bu veriler ülkemizde finansal teknolojilerin öneminin kavrandığını gösteriyor. Ayrıca fintech ekosisteminde çok daha büyük yatırımların ve gelişmelerin arifesinde olduğumuz da böylece ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Kartlı ödeme sistemlerindeki hızlı gelişmelerin de fintech yatırımlarını tetiklediğini aktaran Eliaçık sözlerine şöyle devam etti: “Dijital bankacılık, elektronik para, mobil, bulut tabanlı temassız ödemeler, Nesnelerin İnterneti teknolojileri gibi her geçen gün değişen ve gelişen alanlara olan ilgi ve talep artıyor. Bu da önümüzdeki yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada fintech ekosisteminde heyecan verici gelişmelerin habercisi olarak dikkat çekiyor. Özellikle Brexit sonrası dönemde doğan fırsatı yakalama anlamında Türkiye’nin, finans ve bankacılık sektöründeki engin bilgi birikimi ve deneyimini, bölgesel konum avantajıyla birleştirerek fintech ekosistemine daha fazla yoğunlaşırsa, bu alanda bölgesel bir güç haline gelmemesi için hiçbir neden göremiyorum.”

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

TechCrunch Disrupt’ta bir vejetaryenin “etsiz et” deneyimi

TechCrunch Disrupt'ta bir vejetaryenin “etsiz et” deneyimi

TechCrunch‘ın ana etkinligi Disrupt San Francisco’yu bu yıl Workup by Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla sahadan takip ediyoruz. San Francisco her geek ziyaretçi için olduğu kadar bizim icin de bir çekim merkezi ve her yeni seyahatte yeni bağlantılar ve deneyimler vadediyor. Ajandamızda sürücüsüz araçlardan kuantum bilgisayarlara çok sayıda yerinde deneyim başlıgı var ancak listedekilerin tamamını gerçekleştirmek bizim dışımızda cok farklı faktörlere bağlı.

Listede deneyimi en kolay ama en imkansız başlıksa Impossible Burger. Bugüne kadar aralarında Google Ventures, Bill Gates gibi isimlerin olduğu yatırımcılardan toplam 257 milyon dolar yatırım alan Impossible Foods‘un geçtiğimiz yıl San Francisco’da sunmaya basladığı etsiz eti kullanmasıyla dikkatleri çeken burgerını denedim.

Dünyayı daha iyi bir yer haline getirirken burger yemek

Impossible Foods, aşina olmayanlar için Stanford’da biyokimya profesörü olan ve bitkisel kaynaklı ürünler satan Kite Hill şirketinin de kurucu ortağı olan Patrick O. Brown’ın 2011 yılında kurduğu bir girişim. Amacı etin tamamen bitkisel kaynaklı bir muadilini geliştirmek. Çıkış noktası, etrafta etsiz çok sayıda burger olmasına rağmen bunların et yemeye düşkün kişilere hitap etmemesi.

Gıdayı üretmek yerine hazır bir şekilde tüketen birçoğumuz için bu, pek ilginç olmasa da girişim öncelikle dikkati üretim sürecine çekmesiyle önemli bir misyon üstleniyor. Et ve diğer hayvansal ürünlerin hızlı tüketim bandına girmesiyle birlikte insanın hayvanlara ettiği eziyet göz ardı edilemez boyutlara geldi. Diğer taraftan hayvansal besinleri bu hızla tüketmemizin ekosisteme ciddi zarar verdigi yönünde görüşler var. Artık avcı-toplayıcı atalarımızdan epey uzaklaştığımızı da göz önüne alıp, yaklaşık iki yıl önce eti hayatımdan çıkarma sorumluluğunu daha fazla ertelememe kararı almıştım.

Şunu da not etmem gerekiyor, ben oldum olası ete düşkün biri olmadım ama eti çok sevmesine rağmen sorumluluk duygusuyla et yemeyi bırakan çok sayıda vegan/vejetaryen tanıdım. Impossible Burger, sadece etçillere değil bu kişilere de hitap etmesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor. Ve elbette bunlar bugun beni Impossible Burger denemeye ikna eden başlica teorilerdi. detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Amazon’un mobil alışveriş uygulaması Türkçe dil desteğine kavuştu

Amazon'un mobil alışveriş uygulaması Türkçe dil desteğine kavuştu

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Almanya mağazası için Türkçe dil desteği sunan ve Türkiye’ye yapılan gönderimlere özel ücretsiz kargo imkanı tanıyan Amazon, başladığı Türkiye açılımına mobil uygulama ile devam ediyor. Amazon.de‘nin mobil alışveriş uygulaması olan Amazon Shopping, Türkçe dil desteğine kavuştu.

Türkiye için önemli adımlar atan Amazon’un önümüzdeki yıl ülkemizde faaliyete başlayabileceğini geçtiğimiz Haziran ayında sizlere aktarmıştık. Hem Android hem de iOS platformlarında ücretsiz olarak mevcut olan Amazon Shopping uygulamasındaki dil seçeneklerine ulaşmak ise oldukça kolay.

Sipariş ve kargo bilgileri de Türkçe

Uygulaması Türkçe kullanmak isteyen kullanıcıların Amazon Shopping uygulamasının sol üst kısmında bulunan“Ana Menü” alanına dokunarak menüye ulaşmaları ve ayarlarda bulunan “Ülke ve Dil” kısmından Türkçe dil seçeneğini seçmeleri yeterli. Ülkeler kısmında halen Türkiye’nin bulunmadığını da ekleyelim.

Dil seçeneğini Türkçe yaptıktan sonra uygulamanın tüm özelliklerini Türkçe olarak kullanabilecek olan Amazon kullanıcıları, ürünler, gezinti menüsü ve yardım sayfalarının yanı sıra sipariş ve kargo bilgilerine de Türkçe olarak ulaşabilecek. Dilerseniz Amazon Shopping uygulamasını Android versiyonunu veya iOS versiyonunu indirebilirsiniz.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi