Meyve yüklü kamyonet devrildi: 2 yaralıANTALYA – Antalyanın Manavgat ilçesinde meyve yüklü kamyonetin devrilmesi sonucu 2 kişi yaralandı. detaylı >>>
Alıntının kaynağı: TarimsalHaber.Com
Faydalı İnternet Bulucusu…
Meyve yüklü kamyonet devrildi: 2 yaralıANTALYA – Antalyanın Manavgat ilçesinde meyve yüklü kamyonetin devrilmesi sonucu 2 kişi yaralandı. detaylı >>>
Alıntının kaynağı: TarimsalHaber.Com
Google, ABD’deki kullanıcılarının günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeni rezervasyon servisini duyurdu. “Reserve with Google” adı verilen bu servis sayesinde konum bazlı olarak veya kendi özel mekanınızın adını aratarak kuaför, spa, güzellik salonu gibi yerlere saat ve tarih seçimi yaparak rezervasyon oluşturabiliyorsunuz.
Google Haritalar ve genel arama sonuçlarıyla entegre çalışan bu servis sayesinde aradığınız mekanı harita üzerinde veya aramalarda bulduktan sonra “book” butonunu bulup rezervasyon yapabilirsiniz. Ayrıca işletmelere yönelik yorum ve puanlama sistemi zaten bulunduğu için yeni keşifte mümkün.
Bu servis için Google şimdilik Genbook, SalonRunner, Rosy, Yocale ve WellnessLiving popüler şirketlerle işbirliği yapmış durumda ve işbirliklerini hızla geliştireceğini söylüyor.
Blog yazısında “şimdiden spor derslerinizi Google Haritalar üzerinden rezerve edebiliyorsunuz ve gelecekte daha fazla hizmet umabilirsiniz” diyor. Yani rezerve edilebilecek servisler konusunda Google’dan büyük bir atılım gelecek diyebiliriz.
Şimdilik sadece Amerika’da hizmete açılan bu servisin sitesini ziyaret ettiğimiz zaman daha sonra tekrar deneyiniz diyor. Sistemin Amerika dışına açılması muhtemelen çok zaman alacaktır.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Uzun zamandır istenilen satış rakamlarını yakalayamayan PC pazarı, 2017’nin ikinci çeyreğinde de istikrarlı bir şekilde düşüşüne devam ediyor. 2016 yılının 2. çeyreği ile kıyaslandığında yüzde 4.3 düşüş yaşayan PC pazarı, Gartner‘ın açıkladığı çeyrek raporlarına göre üst üste 11 çeyrektir düşüş yaşıyor.
2017 yılının ikinci çeyreğinde 61.105 milyon ünite PC satışa gerçekleşirken bir önceki yılın aynı döneminde 63.876 milyon ünite satış gerçekleşmişti. Geçtiğimiz çeyreği PC pazarının lideri olarak kapatan Lenovo, 2017’nin ikinci çeyreği itibariyle ikinci sıraya geriledi.
Yılın ikinci çeyreğinde 12,690 ünite PC satışı gerçekleştirerek Lenovo’yu geride bırakan HP‘nin pazardaki payı ise yüzde 20.8. HP geçtiğimiz yılın aynı döneminde 12,285 ünite PC satışı yapabilmişti. İkinci sıraya gerileyen Lenovo ise 2016’nın ikinci çeyreğinde 13,305 adet PC satarken, 2017’nin ikinci çeyreğinde ise sadece 12,188 ünite PC satmayı başardı.
HP ve Lenovo’yu ise sırasıyla Dell, Apple, Asus ve Acer takip ediyor. Dell geçtiğimiz yıla oranla PC satışlarını ve pazar payını arttırırken, Apple yüzde 0.4’lük bir gerileme yaşamış. Bir önceki yılın ikinci çeyreğinde 4,252 ünite PC satan Apple, geçtiğimiz çeyrekte ise 4,236 tane PC satabilmiş.
Geçtiğimiz yıl pazarın yüzde 7’sine hakim olan Asus’un pazar payı ise 2017’nin ikinci çeyreğinde düşüş yaşayarak yüzde 6.6 seviyelerine kadar gerilemiş. Listenin son sırasında yer alan Acer, aynı zamanda yüzde 12.5 ile en çok düşüş yaşayan şirket. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 4,402 ünite satış yapan Acer, bu yılın ikinci çeyreğinde sadece 3,850 adet PC satışı gerçekleştirmiş.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Teknoloji dünyası dün hareketliydi. Eğlence sektöründen telekomünikasyon dünyasına ABD merkezli onlarca teknoloji şirketi, 12 Temmuz ‘Eylem Günü’ adı altında net neutrality’nin (Ağ Tarafsızlığı) korunması için tek bir yumruk oldular.
Teknoloji devlerinin yanında, binlerce web sitesinin mevcut olan net neutrality kurallarının genişletilmesine yönelik attığı uyarı mesajlarının ardından, Federal Haberleşme Komisyonu’nun(FCC) adına 1,6 milyon yorum yapıldı. İnternet Derneği’nin kurmuş olduğu ‘Save the Open Internet’ başlığı altındaki site ile de küçük şirketlerin ve derneklerin protestoya katılması sağlandı.
Net neutrality, hükümetlerin ya da internet servis sağlayıcılarının internet üzerindeki verilere eşit davranmasını savunuyor. Öte yandan buna karşı gelen otoriteler ise, ağ tarafsızlığı düzenlemesi ile operatörlerin inovasyon ve yatırımlarının zapt edildiğinin altını çiziyorlar. Ancak dünyanın birçok yerinde monopoli haline gelen telekom operatörlerinin internet üzerinde kontrol sahibi olması çanları çalmak için yeterli bir gerekçe.
2012’de patlak veren net neutrality’e yönelik baskılar, 2014’te Barack Obama’nın başkanlığı döneminde enine boyuna masaya yatırılmıştı. Federal Haberleşme Komisyonu (FCC) ile yapılan görüşmelerde, internetin herkes için eşit olması gerektiği bir kez daha talep edilmişti.
Protestolarda dikkat çeken şirket ise AT&T oldu. Öncesinde net neutrality’nin bu duruşunun zıttını sergileyen, şirket tarafından yapılan açıklamada ‘Hiç bir şirketin içerik indirme hızının yavaşlatılmasını ya da içeriğinin engellenmesini istemiyoruz.‘ dendi.
Nitekim geçtiğimiz Nisan ayında teknoloji devlerinin savunucusu İnternet Birliği- FCC ile konu hakkında görüşse de bir neticeye varılamamıştı.
Şirketlerin 12 Temmuz’da net neutrality’i savunmak için verdikleri tepkilerden bazıları şöyle:
#NetNeutrality´nin korunmasını destekliyoruz. Açık bir internet herkese kendisini ifade edebilmesi, yenilik getirebilmesi ve rekabet edebilmesine izin verir.
We support #NetNeutrality protections. An open internet allows everyone to express themselves, innovate and compete.
— Google (@Google) July 12, 2017
Dünyadaki herkesin internetle birlikte gelen fırsatlara erişmesini istiyoruz, interneti açık ve özgür tutmaya ihtiyacımız var.
Sen de bizim gibi İnternet üzerinden müzik dinlemeyi seviyorsanız, #NetNeutrality’i desteklemek için şimdi sesini yükseltme zamanı.
If detaylı >>>
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat, 10 Temmuz 2017’de Kuala Lumpur’da düzenlenen genel kurul toplantısında Uluslararası Kurumsal Yönetim Ağı -ICGN (International Corporate Governance Network) Yönetim Kurulu’na üçüncü kez seçildi. İlk kez 2015 yılında guvernör olarak seçilen Ararat, yönetim kuruluna üçüncü kez seçilerek, ICGN’in guvernörü olarak hem yükselen piyasalardan gelen tek üye hem de akademisyen tek üye olmaya devam ediyor.
ICGN’nin genel kurulunda dünya çapındaki kurumsal yönetim uzmanları, Asya ülkeleri borsaları ve sermaye piyasası düzenleyici otoriteleri yer aldı. Genel kurulun bu yılki gündeminde, yatırımcıların yatırım yaptıkları şirketleri yakından izleme ve gözetim yükümlülükleri ile ilgili en iyi uygulama örnekleri, genel finansal piyasa istikrarı ve ekonomik büyüme konuları yer aldı. ‘Sürdürülebilir bir Küresel Ekonomi İçin Kapitalizmin Yeniden Tanımlanması’ konulu panelle açılan konferansın ilk gününde Malezya, Singapre ve Japonya’dan akademisyenler ülkelerindeki yönetişim kalitesini değerlendirdiler.
Melsa Ararat “ ICGN gibi tüm dünyada kurumsal yatırım ve varlık yönetimi politikalarını etkileyen bir organizasyonun yönetim kurulunda olmak büyük bir sorumluluk. Bu önemli örgütde Sabancı Üniversitesi şapkasıyle yer almaktan üniversitemiz adına onur duyuyorum,” dedi. Bu seneki genel kurul ve yıllık konferansın an temasının sistemik riskler olduğunu belirten Ararat ‘gelir eşitsizliği, iklim değişkliği, siber riskler ve politik riskler yatırımcıları her zamankinden çok endişelendiriyor. Bu sene büyük ilgi gören bir tema Asya’da finansal piyasaların oldukça gelişkin olduğu bazı ülkelerde gözlemlenen devlet veya hükümet kontrolündeki yatırım ve portföy yönetim şirketleri oldu. Özellikle demokrasinin tam işlemediği otokratik rejimlerde bu yapıların uzun vadeli yatırımcılar için taşıdığı risklere dikkat çekildi. Bu ülkelerde yargılamada ve şirketlere müdahelede seçicilikolasılığına dikkat çeken konuşmacılar şirketyönetişimi ve kamu yönetişimi arasındaki çakışma noktalarını anlamaya daha fazla önem vermek gerektiğini vurguladılar. Bu tartışmalar Türkiye’de Varlık Fonu’nun yönetişimi konusunda ışık tutucu dersler içermekte,’ dedi
ICGN’in İş Etiği ve Sistemik Risk Komitesi’nde guvernör üye olan Araratilk kez 2003 yılında yayınlanan SPK Kurumsal Yönetim İlkelerini yazan ekipte yer almıştı. Sabancı Üniversitesi ve TÜSİAD’ın detaylı >>>
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Hamilelere özel mobil uygulama Alle Hamile, anne adayları için hem işlevsel hem de sosyal bir deneyim sunarak kadınların en sancılı süreçlerinden birine yoldaş olmak istiyor.
Dr. Furkan Kayabaşoğlu ile Yavuz Çingitaş tarafından kurulan Alle Hamile, hamileler için tam donanımlı alet çantası niteliğinde bir uygulama ve şu anda yalnızca iPhone uygulaması bulunuyor. Sadece hamilelik haftalarına dair bilgi vermenin ötesinde, hamilelik sürecinin her noktasına dokunmak istiyor ve kullanıcılarının notlar alıp randevularını takip etmesine, uzman görüşlerinden faydalanıp hamileliğin getirdiği fiziksel değişimi haftalık fotoğraflar ve kilo takibi araçlarıyla izlemesini sağlıyor. Ayrıca tekme ve kasılma sayaçlarıyla hamileliğin diğer boyutlarını da ele alıyor.
Alle Hamile’nin ortaklarından Meral Albayrak, hamileliğin tek kişilik bir süreç olmadığını söylüyor ve hamile olmayan kullanıcıların da takipçi olarak uygulamayı kullanabileceğini paylaşıyor. Bu sayede anne adayları kendi hamilelik süreçlerini sevdikleriyle paylaşabiliyor. Örneğin bir hamile kullanıcının kaydettiği bilgiler, o kullanıcının annesi, eşi veya arkadaşları tarafından takip edilebiliyor.
Sosyal bir hamilelik deneyimi sunan ve uzman doktorlar tarafından oluşturulmuş içerikler sunan Alle Hamile, anne adaylarının alışveriş ihtiyacını da unutmamış. Anne adayları Alışveriş Listesi bölümünde hamilelik süreçleri ve sonrası için özel olarak seçilmiş ürünleri kendi listelerine ekleyebiliyor, mobil tarayıcı üzerinden satın alma yolunu izleyebiliyor veya daha sonra satın almak için e-posta adreslerine de gönderebiliyor.
Diğer yandan Türkiye’nin en önemli fiyat karşılaştırma sitelerinden Cimri.com, Alle Hamile içinde en uygun fiyatlı ürünlerin keşfedilmesini sağlıyor. Uygulama içindeki Tutumlu Hamile bölümü, Cimri’nin bebek kategorisindeki ürünleri kolayca görüntülenerek fiyat bilgilerinin görülebilmesini sağlıyor.
Alle Hamile hakkında buraya kadar paylaştığım bilgiler daha çok anne adaylarını ilgilendiriyordu. Girişimcilik açısından baktığımızda ise Alle Hamile’nin başarılı bir yolda ilerlediğini söylemek mümkün. Alle Hamile’nin ürün geliştirme konusundaki danışmanlarından Can Taner, kayıtlı kullanıcı sayısının 45 bini geçtiğini paylaşıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’in de toplam kullanıcıların yüzde 58’ini detaylı >>>
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Microsoft, geçtiğimiz Mayıs’ta düzenlediği geliştirici etkinliği Microsoft Build 2017‘de tanıttığı gerçek zamanlı PowerPoint tercümesi eklentisini tüm kullanıcılara açtı. Tüm kullanıcılar Microsoft’un “Presentation Translator” eklentisini kurarak yaptıkları sunumların gerçek zamanlı olarak 60 farklı dile tercüme edilmesini sağlayabilirler.
Gerçek zamanlı sunum tercümesi, uluslararası sunumlarda dil bariyerini ortadan kaldıran oldukça büyük bir gelişme. Powerpoint 2013 ve 2016 kullanan Windows kullanıcıları, eklentiyi kurduktan sonra sunumlarında konuşacakları dili seçerek sunumlarını izleyen kişilerin telefon, tablet veya bilgisayarlarında 60 farklı dilden dilediğinde tercümeyi görebilecekler ve aynı zamanda sunuma kendi dillerinde dahil olabilecekler.
Arapça, Çince (Mandarin), İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Portekizce, Rusça ve İspanyolca dillerinden birini konuşan konuşmacı, kendi dilini seçtikten sonra kullanıcılar kendi görmek istedikleri dili seçiyorlar ve kendi ana dillerinde sunuma dahil olabiliyorlar. Aynı şekilde sunumu yapan kişi, yapılan yorumları ve sorulan soruları kendi konuştuğu dilde veya tercih ettiği başka bir dilde görebiliyor.
Skype üzerinde sesli çeviri alanında çok büyük gelişmelere imza atan Microsoft, gerçek zamanlı çeviri ve yapay zeka sayesinde bu alanda ciddi bir yer edinmiş gibi görünüyor çünkü her yapılan konuşma ve sunum aynı zamanda bu özelliğin gelişmesi anlamına geliyor.
Bu eklentinin artık tüm kullanıcılara açıldığı, Microsoft’un Londra’da düzenlediği bir yapay zeka konferansında duyuruldu. Konferansta ayrıca Microsoft’un genel olarak yapay zekanın geliştirilmesi alanında çalışmak üzere 100 kişilik özel bir ekip kurduğu da paylaşılan bilgiler arasında.
Gelecek, bazı alanlarda geçekten çok güzel gelişmelerle geliyor. Siz yine de farklı diller öğrenmekten çekinmeyin, öğrenebildiğiniz kadar farklı dili öğrenmeye çalışın. (:
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Yapay zekâ teknolojilerinde en iddialı şirketlerden biri olan ve bu konumunu kaybetmek istemeyen Google, bu dikeyde yeni bir satın almaya daha imza attı. Üstelik bu kez Hindistan‘a uzandı.
Halli Labs, eski bir girişimci ve Twitter çalışanı tarafından Bangalor’da kurulan bir girişim. Eski sorunlara yapay zekâ, makine öğrenmesi ve yapay dil işleme teknolojileriyle çözüm bulmak isteyen Halli (yerel dilde ‘köy’ demek) Labs, kurucusu Pankaj Gupta‘nın LinkedIn profiline göre, Nisan ayında kurulan oldukça yeni bir girişim. Mayıs ayında Medium‘da kısa bir yazıyla kendini tanıtan Halli Labs’ın resmi bir şirket kurup kurmadığı, kaç çalışanı olduğu ve tam olarak hangi sorunları çözmek istediği şimdilik bilinmezliğini koruyor.
Diğer yandan Google’ın ilgisi veri bilimcisi olan Gupta’nın önemli bir çalışma içinde olduğunu anlamak için yeterli görülebilir. Konuyla ilgili resmi bir açıklama yapan teknoloji devi, Gupta ve ekibinin ‘Yeni 1 Milyar Kullanıcı’ biriminde konumlandırılacağını paylaşıyor. Bu da Halli Labs’ın doğduğu topraklardaki çeşitli meselelere yapay zekâ ile çözüm aradığını düşündürüyor.
Yapay zekâ alanındaki girişimler ve ilerlemeler arttıkça bu dikeydeki rekabet de hiç şüphesiz hız kazanıyor. Rekabetin arttığı yerde ise büyük teknoloji şirketlerinin satın alma gücü devreye giriyor. Google’ın DeepMind ile yaptığı iki farklı yetenek satın almasını da bu çerçevede hatırlamakta fayda var.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Geleneksel diyet tavsiyelerini altüst edecek bilgiler sunan kitap, sağlığınızda ve beslenmenizde en önemli şeyin genlerimiz olduğunu okurlara sunuyor. Genetik Şifrenizi Kırın, kendi genlerinize göre beslenmeniz ve yaşamınızı düzenleyebileceğiniz yolları ve teknikleri adım adım takip edebileceğiniz programları okurlarına gösteriyor.
Bir Nörogenetikçi ve New York Times Bestseller yazarı olan Doktor Sharon Moalem genetik kodlarımıza göre beslenme ve yaşamanın önemli beş prensibini 20 yıldan uzun süren genetik araştırmaları çerçevesinde veriyor.
Sharon Moalem dünyanın en önemli ödüllerini kazanmış bir bilim adamı, kaşif ve New York Times Bestseller yazarıdır. Kitapları tüm dünyada meşhur olmuş ve 35’den fazla dile çevrilmiştir. Bioteknoloji ve insan sağlığı alanında 25’den fazla keşfi için patenti bulunmaktadır. Genetik konusundaki klinik araştırmaları dünyaya hızla yayılmaktadır.
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Dünyanın en büyük URL kısaltma servisi ve link yönetimi platformlarından biri Bit.ly, Spectrum Equity’den 63 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. 2008 yılında kurulan Bitly bugün geldiği noktada milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Bitly bugüne dek 32 milyardan fazla bağlantıyı kısaltma konusunda müşterilerine hizmet verdiğini paylaşıyor.
Gelen 63 milyon dolarlık yeni yatırımın ne için kullanacağı da girişimin stratejik planları kapsamında aşağı yukarı belli. Açıklamalara göre Bitly bundan böyle satış gücünü arttıracak takımlar kuracak ve URL yönetimini sağlayan platformları daha çok kurumsal müşterilere pazarlama konusunda ciddi adımlar atacak. Hali hazırda bireysel kullanıcıların da kullandığı Bit.ly’nin amacı daha çok kurumsal müşterilere hitap ederek, onlara sağladığı ekstra analiz hizmetleriyle yeni bir abonelik modeli kurgulamak olacak gibi gözüküyor.
Anlaşma kapsamında Bit.ly’nin yönetim kurulunda da bir takım değişiklikler oldu. Yatırımcı firma Spectrum Equity‘den Pete Jensen ve Parag Khandelwal ile birlikte şirketin mevcut CEO’su Mark Josephson da yönetim kurulu üyesi olarak görevlerine devam edecek. Bir SaaS şirketi olarak anabileceğimiz Bit.ly ücretsiz kullanım yapısına rağmen kendisine yarattığı kaynaklarla kurumsal müşterilere giderek, buradan para kazanabilmeyi hedefliyor.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Elon Musk’ın ulaşımda çağ atlatan teknolojilerinden biri olan Hyperloop One‘ın, tam ölçekli testlerini 12 Mayıs itibariyle başarıyla geçtiği, şirketin bugün yaptığı resmi açıklamayla duyuruldu.
Hyperloop One’da şirketin Nevada’da bulunan test ortamında, Magnetic Levitation adı verilen teknik kullanılıyor ve bu teknik, manyetik alan kullanarak, aracın sürtünme kat sayısını azaltıyor ve normalden çok daha hızlı hareket etmesini sağlıyor. Yapılan çalışmalarda Hyperloop One’ın saatteki hızının 112 km’yi aştığı belirtildi.
Test ortamının görüntüleri ve kullanılan cihazlar da ilk defa paylaşıldı. Paylaşılan görseller ve verilere göre test cihazı yaklaşık 8.5m uzunluğunda ve yapısal olarak alüminyum ve karbon fiberden yapılmış. Hyperloop One, elektromanyetik itme ve yukarıda paylaştığım Magnetic Levitation teknolojisini kullanarak kargo ve insanları süpersonik hızlarda taşıyabileceğini kanıtlamaya bir adım daha yaklaşmış oldu.
Hyperloop is building what could be a new high-speed mode of transportation. Passengers will sit in pods and travel at 700 miles per hour pic.twitter.com/lkeMGe8ocm
— CBS News (@CBSNews) July 12, 2017
İlk aşamayı başarıyla aşan Hyperloop One için şimdi sıra ikinci aşamada. İkinci aşama testlerle beraber, aynı sistemin saatteki hızının 400 km’yi aşması hedefleniyor. İlk olarak 2013 yılında Elon Musk tarafından teorik olarak ortaya atılan bu sistemin asıl taşıma hızının ise nihai işlemler tamamlandığında 1.208 km/saat olması hedefleniyor. Eğer bu hıza ulaşılırsa kelimenin tam anlamıyla “süpersonik” bir hız olmuş olacak çünkü ses hızı saatte 1235.5 km. Yani neredeyse ses hızını aşmış olacak Hyperloop One… Havasız bir tüp içerisinde geleceğin taşımacılık sistemi böylece başlatılmış oldu diyebiliriz.
Hyperloop One kurucu ortağı Shervin Pishevar bu süreçle ilgili olarak “Hyperloop One, daha önce hiç kimsenin başaramadığı şeyleri başarıyla gerçekleştirerek ilk tam ölçekli “Hyperloop sistemini başarıyla tamamladı. Tam vakum sistemi sayesinde aslında kendi gökyüzümüzü bir tüpte oluşturduk” dedi.
Şirket yöneticileri aynı zamanda dünyayı dolaşarak füturistik ulaşım teknolojisi vizyonunu devletlere anlatmaya son hızla devam ediyor. ABD dışında, detaylı >>>
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Günümüzün en popüler giyilebilir cihazlarından olan akıllı saatlere farklı bir yorum getiren Skagen Hagen Connected incelemesi ile karşınızdayız. Klasik bir saat tasarımı ile akıllı özellikleri bir araya getiren Skagen Hagen Connected, pazarın başarılı hibrit akıllı saatlerinden.
Standart akıllı saatlerde olduğu gibi bir ekrana sahip olmayan Skagen Hagen Connected, saatin sol tarafında bulunan bildirim alanı ve sağ tarafındaki 3 adet tuş sayesinde akıllı özellikler sunabiliyor. 11 mm kalınlığında ve oldukça hafif olan Skagen Connected deri bir kayış ile geliyor. 20 mm‘lik değiştirilebilir kordona sahip olan Connected, suya da dayanıklı.
Minimalistik sade bir tasarım anlayışına sahip olan hibrit akıllı saat, Bluetooth 4.1 bağlantı teknolojisi sayesinde akıllı telefonlarla iletişim kuruyor. Bir mobil uygulama arayıcılığıyla çalışan Skagen Connected, hem Android, hem de iOS platformları için uygulama desteğine sahip.
Titreşim ve bildirim alanı sayesinde akıllı telefonunuza gelen bildirimleri başarılı bir şekilde takip etmenize olanak sağlayan Skagen Hagen Connected, alarm görevi de görüyor. Spor ve aktivite takibi konusunda oldukça başarılı bir iş çıkaran Skagen Connected, uyku takibi de yapabiliyor.
Müzik kontrolü, tarihi gösterme, otomatik saat ayarlama, fotoğraf çekme ve ikinci zaman dilimi ayarlama gibi özellikler de sunan Skagen Hagen Connected, batarya ömrü ile rakiplerinin önüne geçiyor. Standart akıllı saatlerin pil ömürlerinin 1 veya 2 gün ile sınırlı olduğu düşünüldüğünde rakiplerine fark atan Connected, 6 aya varan pil ömrü sunuyor.
Fiyat anlamında da Apple Watch Series 2 ve Samsung Gear S3 gibi akıllı saat pazarının öne çıkan alternatifleriyle rekabet eden Skagen Hagen Connected, 1,260 TL fiyat etiketine sahip.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, tüm parklara zeytin fidanı dikimi yapılması için düğmeye bastı. Belediye Evleri Mahallesi Kurtuluş Parkından başlanan fidan dikimleri, ilçe genelindeki tüm parklara yapılacak. detaylı >>>
Alıntının kaynağı: TarimsalHaber.Com
Türkiye’nin ilk ve en köklü ilaç firması İbrahim Etem – Menarini’nin insan kaynakları yönetimi, alanında 20 yıllık tecrübeye sahip olan Melis Aslanağı’na emanet.
Melis Aslanağı lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini New York Üniversitesi Organizasyonel Psikoloji Bölümü’nde tamamladı. Sırasıyla Arçelik, DHL ve Avea’nın insan kaynakları yönetiminde sorumluluklar alan Aslanağı, daha sonra Abbott’ta İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev yaptı. 2008’de Sabancı Topluluğu’na katılarak AvivaSA Emeklilik ve Hayat İnsan Kaynakları Bölüm Müdürü olarak sigorta sektörüne giriş yapan Melis Aslanağı, 2011-2015 yılları arasında Aksigorta İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü. Aslanağı son olarak 2015-2016 yılları arasında Kolektifworks’te, kurumsal gelişim ve kültür dönüşüm projelerinde kurucu ortak-yönetim danışmanı olarak görev aldı.
Mayıs 2017 itibariyle İbrahim Etem – Menarini İnsan Kaynakları Lideri olarak atanan Aslanağı, “Mükemmel süreçlerle; insan için değer üretmek üzere çalışacağız. Tercih ve takdir edilen firma olmayı çok önemsiyoruz” dedi.
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Mayıs ayında düzenlediğimiz TechCrunch-Webrazzi Meetup‘ın bir benzeri bu ayın 19’unda Londra’da düzenlenecek ve İstanbul’da olduğu gibi Londra’da da yeni girişimler jüri karşısında sahneye çıkacak.
London Meetup sahnesinde ağırlanacak girişimciler klasik bir tanıtım sunumu kullanmayacak. Girişimciler sadece 1 dakika içinde girişimlerini sözlü olarak tanıtma şansına sahip olacak. Bu süre içinde de yatırımcıların da dahil olduğu jürinin gözüne girmeye çalışacak. İlk üçe seçilen girişimler de TechCrunch Disrupt Berlin’e katılma hakkı kazanacak.
Sözü fazla uzatmadan söz konusu 10 Avrupalı girişimin kısa tanıtımlarıyla sizi başbaşa bırakıyorum.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
BIC Angels, Startup ekosisteminin büyümesi için yatırım aktivitelerini gerçekleştiren yatırım ağlarıyla rekabeti değil işbirliğini odağa alarak düzenlediği BIC DAY etkinliğini gerçekleştirdi. Keiretsu, GBA, İstanbul Startup Angels, EGİAD Melekleri, ACT Venture Partners, KWORKS , 500 Startups, Endeavor gibi yatırım grupları ve hızlandırma programlarının katıldığı etkinlik büyük ilgi gördü.
Hedefimiz global pazarlar olmalı
Türk startuplarının neden global pazarlara açılması gerektiği konusunda görüşlerini paylaşan 500 Startups’dan Rina Onur, Türkiye’deki pazar büyüklüğünün her startup için yeterli olamayacağını, daha fazla yatırım almak, hacimlerini artırabilmek için startupların yurtdışına doğru stratejilerle açılmalarının önemli olduğunu vurguladı. GBA yatırımcılarından Fırat İşbecer doğru zamanda doğru işi yapmanın önemini vurgulayarak, startupların hedeflerini yerel ve global pazarları düşünerek belirlemelerinin önemini aktardı.
Hedefiniz global ise çöüzmleriniz de global olmalı
BIC Angels kurucusu Joachim Behrendt startupların büyüyebilmesi ve yurtdışına açılabilmesi için yeni bir sistem geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak daha verimli çalışmanın yolunun aynı hedefe doğru hepbirlikte güçbirliği yaparak yürümekten geçtiğini bildirdi. Global iş fırsatı yaratarak yurtdışına açılan Prisync kurucularından Burç Tanır, başarılarının global müşterileri ve onların ihtiyaçlarını düşünürseniz, onlara göre servis sunabilir ve başarılı olabilirsiniz dedi.
Başarılı startuplar yatırımcılarını bekliyor
Etkinlikte şirketlerin web sitelerindeki ziyaretçilerini potansiyel müşterilere dönüştüren bir chatbot platformu olan LEADFLIP; seyahat edenler ile şehrin yerel insanlarını bir araya getirerek 60’dan fazla ülkede yerel tur ve deneyimler sunan pazar yeri platformu LOCALGUDDY; fayda, başarı ve ilham odaklı içerik platformu CEOTUDENT; YGS-LYS hazırlık sürecindeki öğrencilere ve eğitim kurumlarına ödev, performans takibi ve iletişim konularında çözümler sağlayan LALA; pahalı, ağır gitar ekipmanlarını mobil uygulama dönüstürerek bütün gitaristlerin cebine girmeyi hedefleyen girişim DEPLIKE ve e-ticaret girişimcilerinin hayatını kolaylaştıran, bir çok kanaldan yaptıkları satışları tek noktadan yönetmelerini sağlayan bir çözüm olan DOPIGO yatırımcıların karşısına çıktılar.
BIC Angels, sunumlarını yapan startuplarla ilgilenen yatırımcıları bir araya getirerek yatırım sürecini devam ettirecek.
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Seminerin açılış konuşmasını yapan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı Bora Oruç, AB ile dünya standartlarında bir sermaye piyasası düzenlemesi yapabilmek için 2005 yılından itibaren çalışılmaya başlandığını söyledi.
Proje kapsamında yapılan çalışmaların 2009 yılında İstanbul Uluslararası Finans Projesi ile ilerletildiğini aktaran Oruç, Ticaret Kanunu ve SPK Kanunu’nun değiştirildiğini, sonrasında ikincil düzenlemeleri de hayata geçirdiklerini anlattı. Oruç, değişen piyasa ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kendilerini her zaman sıcak tutmaları gerektiğini kaydederek, “Bunun için de AB ile bir işbirliği yaptık. İki yıl önce başlayan proje kapsamında denetim, muhasebe gibi kendimizi güçlendirmek istediğimiz alanlarda özellikle arkadaşlarımızı yetiştirmek için AB ile çalışmaya başladık.” diye konuştu.
AB müktesebatı içinde sermaye piyasalarını ilgilendiren 11 farklı alan olduğuna değinen Oruç, uzmanları yabancı ülkelere de göndererek bu alanlarda yetiştirdiklerini, onların da Türkiye’ye dönüşte diğer uzmanları yetiştirdiğini söyledi.
Oruç, bugün gerçekleştirilen seminerde projenin detaylarına ilişkin katılımcıların bilgilendirildiğini belirterek, “Bunun sonucunda değişen sermaye piyasası mevzuatı ile yurt dışında global anlamda neler olduğunu ve bu değişimi Türkiye’ye en uygun şekilde nasıl adapte edeceğimizi gördük. Önümüzdeki dönemde de düzenleme çalışmalarımızı buna uygun şekilde hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Türkiye’ye ciddi miktarda yabancı yatırımcı ilgisi var”
Proje sayesinde Türk sermaye piyasalarının AB kriterlerine uygun hale getirildiğini kaydeden Oruç, “Biliyorsunuz Borsa İstanbul’un yüzde 65’i yabancı yatırımcılara ait. Türkiye’ye ciddi miktarda yabancı yatırımcı ilgisi var. Bu ilgiyi yaratan şey düzgün hukuki alt yapı. Sermaye piyasası mevzuatı düzgün olmazsa böyle bir ilgi olmaz. Yatırımcıların ilgisini sıcak tutmak ve devamını sağlamak için bu çalışmaları sürdürüyoruz” şeklinde değerlendirmede bulundu.
Seminerin açılışında konuşma yapan Avrupa Birliği Bakanlığı Ekonomik ve Mali Politikalar Başkanı Sinan Ayhan da, iki yıl süren projenin içerik ve zamanlama olarak çok önemli olduğunu belirterek, son bir yıldır yaşanan küresel ve yerel olaylara rağmen Türkiye’nin 2016’yı yüzde 2,9’luk büyüme ile kapattığını söyledi. İlk çeyrekte büyüme oranının yüzde 5’e çıktığını dile getiren Ayhan, “Tüm olumsuzluklara rağmen bu büyüme oranları ekonomik açıdan sağlam, kurumsal ve yasal altyapının detaylı >>>
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Banka kartlarını tek bir kart altında toplayarak, sadece tek bir kart ve tek bir şifre ile tüm banka kartlarını ve hesaplarınızı yönetmenizi sağlamayı amaçlayan girişim Curve, 10 milyon dolar Seri A yatırımı aldığını duyurdu.
Londra merkezli fintech girişimi Curve, kullanıcılarına tüm kartlarınızı tek bir kart altında konsolide etmeyi ve aynı zamanda bu kartlarını mobil uygulama aracılığıyla yönetebilmeyi vaat ediyor. Curve’un bir diğer amacı ise harcamayı değil, birikimi teşvik eden bir yapıda tasarlanmış olması. Bu yüzden daha çoklu banka kartlarına odaklanan yapısıyla herhangi bir kredi ürünü şimdilik sunmuyor, ancak kredi kartları da Curve hesabına eklenebiliyor. Curve kartların sağ alt köşesinde MasterCard logosu yer alıyor ve girişim altyapı hizmetini de MasterCard’dan alıyor.
Connect Ventures‘ın liderlik ettiği yeni tur yatırımında İspanya merkezli Santander Bank’in yatırım kolu Santander Ventures da yer aldı. Daha önce de yaklaşık 2,5 milyon dolarlık bir tohum yatırımı alan Curve’ün tohum yatırımcıları arasında Samos Investments, Speedinvest, Seedcamp, London Co-Investment Fund, TransferWise kurucusu Taavet Hinrikus, Tandem isimli bankadan Ricky Knox, Azimo kurucusu Michael Kent, eskiden Google Wallet ekibinde yer alan Ed Wray ve Money20/20’nin kurucuları da bulunuyor.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi toplantısı, Polonya’nın Krakow şehrinde gerçekleştirildi. Toplantıda alınan kararla, Aydın’ın Karacasu ilçesindeki Afrodisyas UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.
UNESCO Türkiye’nin sitesinde Afrodisyas Antik Kenti’nin Yunan-Roma dönemi mimari ve kent özelliklerini çok iyi yansıtan bir yerleşim yeri olduğu belirtiliyor.
Kentteki Afrodit Tapınağı milattan önce üçüncü yüzyıla, kentin kendisi ise bir yüzyıl sonraya dayanıyor. Bölge, Afrodisyas Arkeolojik Kenti ve kentin kuzeyindeki mermer ocaklarından oluşuyor. Zenginliği ise mermer ocaklarından geliyor.
UNESCO Türkiye’nin sitesinde kentin özelliklerinden en önemlisinin varlık alanı içinde bulunan ocaklardan çıkartılan mermerden yerel okullarca işlenen heykeltıraşlık eserlerinin yayıldığı Akdeniz havzasında bıraktığı derin kültürel etki olduğu kaydediliyor.
Türkiye’den sayı 17 oldu
Afrodisias Arkeolojik Kenti’nde tapınaklar, bir tiyatro, bir toplanma yeri ve iki hamam bulunuyor.
Afrodisias ile birlikte Türkiye’nin Dünya Mirası Listesi’ndeki varlık sayısı 17 oldu.
Afrodisyas Arkeolojik Alanı’yla birlikte yeryüzünden 10 kültürel alan daha listeye eklendi.
Miras listesine yeni giren yerler şöyle:
Afrikalı kölelerin Latin Amerika’ya ayak bastığı ilk yer
Listeye eklenen yerler arasında, Brezilya’da Rio de Janerio kentindeki Valongo Rıhtımı da var. Burası, 1811 yılında Afrikalı kölelerin Latin Amerika’ya ilk ayak bastığı yer olarak biliniyor.
Yaklaşık 900 bin Afrikalının Valongo Rıhtımı üzerinden Latin Amerika’ya getirildiği tahmin ediliyor. Bu bölge, Afrikalı kölelerin Amerika kıtasına gelişlerinin fiziki olarak en büyük kanıtı kabul ediliyor.
Kadınların giremediği kutsal ada da listede
UNESCO komitesinin Dünya Mirası Listesi’ne eklediği yerler arasında Japonya’nın Okinoşima adası da var. Okinoşima Adası, 17’inci yüzyılda denizcilerin korunması için yapılmış detaylı >>>
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitelerinden Hepsiburada, Hein Pretorius‘u şirketin yeni CEO’su olarak görevlendirdiğini açıkladı. Şubat 2017’den bu yana Hepsiburada Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Pretorius, Hepsiburada’nın çıtasını daha da yükseklere çekmeye çalışacak.
İnternet sektöründeki 23 yıllık deneyim sahibi olan Pretorius, kariyerinin 17 yılını e-ticaret sektörüne vermiş bir yönetici. Daha önce Naspers, Mail.ru Group gibi dünyaca ünlü şirketlerde yöneticilik yapan Pretorius, aynı zamanda Güney Afrika’nın ilk e-ticaret markası Kalahari.com’u kurarak girişimcilik alanında da deneyim edindi. Bir dönem Naspers Avrupa’nın CEO’su olan Pretorius, The Allegro Group’ta da CEO pozisyonunda bulunmuş bir isim.
Hein Pretorius, halen Spil Games Group ve e-ticaret platformu Wehkamp’ta yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği görevlerini sürdürüyor. Deneyimli yöneticinin bundan sonra Hepsiburada’nın büyümesine öncelik vereceğine şüphe yok.
Hepsiburada’dan yapılan açıklamaya göre Hein Pretorius, Türkiye’deki gerekli bürokratik işlemler tamamlandıktan sonra göreve başlayacak.
Hepsiburada 1 Haziran’da da yeni CMO atamasını yapmıştı. Şirketin eski Genel Müdürü Bülent Başaran 2016 yılının başında şirketten ayrılacağı haberiyle gündeme gelmiş ve yılın son çeyreğinden itibaren Boyner Büyük Mağazacılık’ta Genel Müdür olarak yeni görevine başlamıştı.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Dünyaca ünlü lüks Fransız markası Louis Vuitton, akıllı saat pazarına iddialı bir giriş yapıyor. Tambour Horizon adlı saatini piyasaya süren marka, ilk olarak yüksek fiyatıyla dikkat çeken bu saati tam 2 bin 450 dolardan başlayan fiyatlarla satıyor. Farklı modellerine göre fiyatı 3 bin dolara kadar çıkan saat aynı zamanda Louis Vuitton’ın ürettiği ilk akıllı saat olma niteliğinde ve Android Wear 2.0 işletim sistemiyle çalışıyor.
Louis Vuitton’ın paylaştığı rakamlara göre normal bir kullanımda akıllı saatin şarjı 22 saat boyunca gidiyor. Bununla birlikte 30 metreye kadar su geçirmez olan akıllı saatin toplamda 60 adet farklı kayış bulunuyor, yukarıda bahsettiğimiz saatlerin fiyat aralığı da saatin modeli ve kayışlara göre farklılık gösteriyor. Şu anda satışa çıkan Tambour Horizon saatler için Louis Vuitton’ı aramak ve özel siparişte bulunmak gerekiyor. Bunun yanı sıra saatin bir eksi yönü de kalp atışını ölçecek sensörlerinin bulunmaması.
Bildiğiniz gibi lüks markaların akıllı saat macerası çok daha önce paylaşmıştı. Apple Watch da Fransız tasarımcı Hermès ile yaptığı anlaşma neticesinde binlerce dolar karşılığında ürünlerini rafa koymuştu. Yine Tag Heuer markası da Connected Modular 45 adını alan Android Wear işletim sistemli saatlerini bin 700 dolar civarında satışa çıkarmıştı. Ancak Louis Vuitton’ın ürettiği saatler lüks akıllı saatler pazarının en pahalı ürünleri arasına girmeyi başardı. Hemen aşağıdan, Tambour Horizon için hazırlanan tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Profesyonel iş dünyası ve sosyal ağ kavramlarını peş peşe sıraladığımızda bir çoğumuzun aklına şüphesiz LinkedIn gelir. 200’den fazla ülkede, 500 milyon kullanıcısı ile iş hayatındaki her kademeden çalışanın bir araya geldiği LinkedIn’i 9 milyondan fazla şirket kullanıyor.
Şirket, bugünlerde ‘mentorluk‘ adı altında yeni bir özelliğini test etmeye başladı. Bu özellikle birlikte üyeler, kariyer hayatlarına yönelik tavsiye almak istediklerinde kendileri ile uyuşan kıdemli kişilerin görüşlerini alabilecekler. Hem mobilde hem masa üstü bilgisayarlarda kullanılabilecek bu özelliğin görüntüsünü LinkedIn paylaştı. Aşağıda da gördüğümüz gibi kullanımı oldukça kolay olan özelliğin bir paneli bulunuyor. Kişiler bu alandan ‘kariyer danışma merkezlerini’ etkinleştirerek alana hem danışman hem danışan olarak kayıt olabilecekler.
Okul, iş alanı, bölgesel seçimler yaparak kişiler aramalarını daha spesifik hale getirebilecek ve son olarak arama seçeneklerini daraltmak için girişimcilik, iş arama, kariyer geliştirme gibi alanlardan birini seçebilecek. Kişilerin seçtikleri kriterlere göre sosyal ağın algoritması ile bir eşleşme yapacak ve kişiye uygun mentorları gösterecek. Kişilerin birbirlerini kabul etmeleriyle süreç başlamış olacak. Görüşmeler sosyal ağ üzerinden mesaj yoluyla olabileceği gibi geleneksel yollardan da sağlanabilecek.
LinkedIn’in bu yeni özelliği ile platformun daha etkileşimli bir hale geleceği aşikar. Zaten şirket de etkileşimi arttırmak istediğini açıkça dile getiriyor. Üyelerin etkileşimini arttırmak ve platformda aktif tutabilmek için konuya yönelik haftalık tavsiyeler göndermeyi planlıyor.
Şirketin Ürün Yönetimi Direktörü Hari Srinivasan, kıdemli liderlerin yüzde 89’unun LinkedIn üzerinden mentorluk yapmaya ilgili olduklarını açıklıyor. Elbette, çalışanların en fazla konuşmak istedikleri konu ise kendi alanları ile ilgili olası kariyer seçenekleri.
LinkedIn’ın bu servisinin oldukça inovatif olduğunu söyleyebiliriz. Zira, bilginin bu denli kıymetli olduğu ve sosyal ağın yapısına uygun olarak ‘paylaşma’ kavramının vurgulandığı sanal bir mentorluk programından bir çok kişi ilham alacak, belki de cesur adımlar atacaktır. Tabi bu özelliğin LinkedIn’e zarar verebilecek olası dez avantajları da yok değil. Hayata geçmesi ile özellik amaç dışı kullanılabilir. Srinivasan, beklentilerinin üyelerin detaylı >>>
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Facebook, bir süredir Avustralya ve Tayland’da test ettiği Messenger Reklamları (Messenger Ads) özelliğini tüm dünyada kullanıma sunacağını açıkladı. Dünyada aylık 1,2 milyarı aşkın kişinin kullandığı ve yine aylık paylaşılan mesaj sayısının 2 milyarı aştığı Messenger’da markalar verecekleri reklamlarla geniş bir kitleye ulaşabilecek.
Messenger Reklamları bugün itibari ile tüm dünyada uygulamaya konacak ve gelecek aydan itibaren tüm reklam verenler Messenger üzerinden kullanıcılara sponsorlu içerikler sunabilecek. İlk zamanlarda Facebook kullanıcılarının sadece sınırlı bir bölümü ay sonundan itibaren Messenger reklamlarını görebilecek. Sonrasında ise reklamlar yakın dönemde tüm dünya çapındaki Facebook kullanıcılarına ulaşacak.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Microsoft’un paylaştığı bilgiye göre, Windows Phone 8.1, Microsoft işletim sistemi özelliklerini taşıyan son telefon olacak gibi görünüyor.
Microsoft, 11 haziran 2014’te piyasaya sürdüğü Windows Phone 8.1 için imzaladığı üç yıllık sözleşme ile güncellemeleri ve değişiklikleri garantiye almıştı. Ancak 2017’ye girmemizle birlikte, süre doldu ve karar zamanı geldi. Bununla birlikte, ayrıca şirket Windows 8.1’in yerine üst modeli Windows 10 Mobile’i piyasaya sürmeye karar verince, Microsoft için daha fazla sahada kalmanın anlamı kalmamış oldu.
Diğer bir deyişle, yeni Windows 10 Mobile’in, 8.1’den bir farkı olmayacağını anlayan Windows, ortaklığı daha da uzatmakta bir anlam görmedi diyebiliriz. Şu anki Microsoft 8.1 ne ise yenisinden de maalesef çok fazla bir şey bekleyemeceğiz demek oluyor bu. Ayrıca, birçok cihaz Microsoft 10 güncellemelerine uyumlu olmadığı için, eski işletim sistemiyle yetinmek durumunda kalacak.
Ancak asıl sorulması gereken soru şu ki: Windows 10 Mobile’in ömrü ne kadar olacak? Windows Phone işletim sistemlerini içeren tüm cihazların market payı yalnızca %0.3’tü. Buna ek olarak yılın geri kalan günlerinde de Windows Phone için iç açıcı gelişmeler beklenmiyor.
Microsoft yine de Windows 10 için destek sağlayacağını söylüyor. Yine de Microsoft akıllı telefonlarının performansları için maalesef pek de iç açıcı olduklarını söyleyemeyiz. Ayrıca daha büyük bir sorun şu ki; günümüzde Apple iOS ve Android’in üstünlüğü bu kadar artmışken, Microsoft bunun üstesinden nasıl gelecek orası tartışılır.
Alıntının kaynağı: Webrazzi
Diğer deyişle, elektronik cihazlarınız teknolojik olarak hijyenik mi?
Yazın gelmesiyle birlikte gezip eğlenirken beraberinizde taşıdığınız bilgisayarınızın, kullandığınız akıllı telefonun siber saldırılardan nasıl korunabileceğini öğrenmenin tam zamanı. Tatil sırasında çocuklarınız bilgisayarınızdan online oyunlar oynarken siz de kaldığınız otelin herkese açık internet bağlantısından e-postalarınızı kontrol edebilirsiniz. Ancak teknolojik olarak cihazlarınız henüz hijyenik değilse sadece kendinizi değil başkalarını da bir sorunlar silsilesinin içine düşürmüş bulabilirsiniz.
Fortinet Türkiye Kıdemli Teknik Müdürü Melih Kırkgöz şöyle diyor: “WannaCry gibi kötü amaçlı yazılımlar, çoğunlukla göz ardı edilen yazılım açıklarını kullanarak çok hızlı bir şekilde yayılıp kişisel ve kurumsal bilgisayarları hedefliyor. Mirai adlı virüs 100 binden fazla güvensiz bağlantıyı kullanıp güvenlik kameralarından Dyn adlı servis sağlayıcısına saldırmış, birçok ülkenin sitelerini kullanılamaz hale getirmişti.”
Hijyenin teknolojide de çok önemli olduğunu belirten Fortinet Türkiye Kıdemli Teknik Müdürü Melih Kırkgöz, “İnsan sağlığını ilgilendiren rahatsızlıklarının nedeni anlaşılmaya başlandığında hijyenin önemi hakkındaki düşünceler de değişmeye başladı. Eskiden cerrahlar ameliyatlardan, aşçılar da yemek yapmadan önce ellerini yıkamazken, hastalıklar da hijyenik olmayan yollar sayesinde çok hızlı bir şekilde insanlar arasında yayılırdı. Tıp bilimi hastalıkların nedeni olan mikroskobik organizmaları keşfetmeye başladıktan sonra temel hijyenin önemi anlaşıldı. Bir zamanlar insanlara çektiren hastalıklar kişisel hijyen ile kolaylıkla atlatılabilir hale geldi. Çok da farklı olmayan bir şekilde WannaCry ve Mirai gibi kötü amaçlı yazılımların yayılmasının sebebi de insanların iyi bir teknolojik hijyene sahip olmayışları.” dedi.
Kötücül yazılımlar çoğunlukla masaüstü ve taşınabilir bilgisayarlar aracılığıyla yayılırken siber suçlular mobil cihazları da bir hedef olarak unutmuyor. Tüketicilerin siber güvenlikten anladıkları çoğunlukla bilgisayarları korumak olurken ceplerinde taşımayı ihmal etmedikleri güçlü bilgisayarları unutmaya meyilli oluyorlar. Ancak akıllı telefonların da sorunlar çıkarabilecek güvenlik açıkları vardır, bunlarla başa çıkabilmek için izleyebileceğiniz, teknolojik hijyeninizi güçlendirebileceğiniz yollar da mevcut.
Kendi kendinizin doktoru olun
Satın aldığınız elektronik cihazların siber saldırılardan koruyabilecek ya da siber suçluları engelleyebilecek bir yasal yükümlülük bulunmuyor. Bu yüzden de cihazlarınızın güvenliği alacağınız önlemlere yani sizlere bağlı. Kişisel verilerinizin ve cihazlarınızın detaylı >>>
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Bayram tatiliyle birlikte hareketlenen turizm sektörü, son dakika kampanyalarına gösterilen yoğun ilgiyle birlikte hız kazandı. Belek ve Lara bölgelerinde yüksek doluluk oranları nedeniyle yer bulmakta zorlanan tatilciler, rotalarını Side, Kemer, Alanya ve Ege sahillerine çevirdi. Yüzde 40’a varan indirim kampanyalarıyla yurt içinde gecelik kişi başı fiyatların 52 TL’den başladığını söyleyen tatilsepeti.com Genel Müdürü Koray Küçükyılmaz, “Bu dönemde yabancı turistlerden de büyük bir talep olduğundan dolayı özellikle Antalya’daki pek çok tesis, son dakika fırsatlarını erken sonlandırmaya başladı. Tatilini henüz planlamamış olanlara, yüksek indirimden faydalanmaları için acele etmelerini tavsiye ediyoruz” dedi.
Bayram tatiliyle birlikte yaz dönemine iyi bir başlangıç yapan turizm sektörü, son dakika kampanyalarına gösterilen yoğun ilgiyle daha da hız kazandı. Antalya’nın bazı bölgelerinde yüzde 100’e varan doluluk oranlarına ulaşılırken, tatilciler rotalarını Side, Kemer, Alanya ve Ege sahillerine çevirdi. Türkiye’nin önde gelen turizm portallarından tatilsepeti.com’un Genel Müdürü Koray Küçükyılmaz, son dakika kampanyaları ve sezonda öne çıkan yurt içi – yurt dışı lokasyonlar hakkında bilgi verdi.
Son dakikacıların fiyat aralığı 220 – 300 TL
Bu yıl 12 Haziran’da başlayan son dakika kampanyalarına yoğun ilgi olduğunu söyleyen Koray Küçükyılmaz, yüzde 40’a varan indirimler ile birlikte yurt içinde gecelik kişi başı 52 TL’den başlayan fiyatlarla tatil satın almanın mümkün olduğunu belirtti. Küçükyılmaz, “Özellikle Belek ve Lara bölgelerine gösterilen yoğun ilgi sonucu birçok tesis son dakika kampanyalarını bitirdi. Side, Kemer, Alanya, Bodrum, Çeşme, Kuşadası ve Marmaris bölgelerine ise yoğun bir talep söz konusu. Buna yabancı turistlerin ilgisi de eklenince, son dakika kampanyalarındaki indirim oranları hızla düşüyor veya sonlandırılıyor. Bu nedenle tatilini henüz planlamamış olanlara, yüksek indirimden faydalanmaları için acele etmelerini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
tatilsepeti.com’un verilerine göre, son dakika kampanyalarından yararlanan tatilciler, hizmet kalitesi yüksek, fiyatları uygun tesisleri tercih ediyor. Bu segmentin fiyat aralığı ise, gecelik kişi başı 220 TL ila 300 TL arasında değişiyor.
Yabancı turistin tercihi Antalya
Son dakika kampanyalarının bazı detaylı >>>
Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Malatya kayısısının AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildiğini belirterek, “ABde coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3ü Türkiyeden. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiyede değil, Avrupada da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek” dedi. detaylı >>>
Alıntının kaynağı: TarimsalHaber.Com