Teknoloji şirketleri “üniversite mezunu olmayan” kişileri de işe almaya odaklanıyor

Teknoloji şirketleri “üniversite mezunu olmayan” kişileri de işe almaya odaklanıyor

“Amerika’da teknoloji şirketleri uzun yıllardır üst düzey eğitim kalitesine sahip kişileri işe alarak kendi içerisinde bir döngü ve kültür yarattı. Buna rağmen teknoloji şirketleri kendi homojen yapısını korurken çeşitlilik söz konusu olduğunda tökezliyor” diyor Cale Guthrie Weissman.

Trump’ın maden işçilerine verdiği sözler her ne kadar imkansız sözler olsa da farklı tartışmaları da beraberinde getirmiş görünüyor. Amerikan vatandaşı olan ve fakat üniversite eğitimi olmayan emekçilerin, teknoloji şirketlerinde çalışabilmelerini konu alan bu tartışmalarda gözler Silikon Vadisi şirketlerine çevrilmiş durumda.

Silikon Vadisi şirketleri homojen yapılarını geliştirebilmek için 4 yıllık üniversite mezunu olmayan ve/veya farklı alanlarda eğitimler almış fakat teknik yeterlilikleri sağlayan kişileri de işe almaya başlayarak bu çeşitliliği sağlayabilir.

İlk adım

IBM’in yetenek avcısı Sam Ladah bu kişilere ön ayak olmak için yaptıkları çalışmaları “new-collar jobs – yeni yaka işler” adıyla anıyor. Ladah, yeni yetenekler keşfetmek için oluşturdukları bu havuzdaki kişileri, eğitim geçmişine bakmaksızın tamamen teknik yeteneklerine göre değerlendirdiklerini belirtiyor. “4 yıllık bir eğitim almamış adaylar, teknik yeterlilikleri karşılayabiliyor. Bazıları sertifika sahibi olabiliyor veya eğitim programlarına dahil olanlar olabiliyor.” Kodlama alanında düzenledikleri eğitim programlarından bir çok kişiyi işe aldıklarını da ekliyor Sam Ladah.

Ladah; “IT alanında çoğu zaman üniversite eğitimi çok büyük bir fark yaratmıyor. Eğer bu alanda kendini geliştirmişse bir kişi, bir çok eğitim almış kişiden daha başarılı ve kalifiye olabiliyor. Bu nedenle daha çok teknolojiye karşı gerçekten tutkulu olan insanları arıyoruz. Son yıllarda IBM’de işe aldığımız kişilerin yaklaşık %15’inin 4 yıllık geleneksel bir eğitimi bulunmuyor.” diyor.

IBM Design’da frontend developer olan Randy Tolentino 2015 yılında işe girmeden önce hip-hop sanatçısıymış ve IBM’in eğitimlerine katıldıktan sonra işe alınmış ve şu anda iyi bir ekip yönetiyor. Tolentino; “IBM beni işe alarak bir riski göze aldıklarını biliyorum, bir çok teknoloji şirketi ve girişim bana fırsat bile vermedi” diyor.

Intel, Github gibi bazı şirketler de lise çağından itibaren gençlerin teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri ve erkenden iş hayatına detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Dövizle borçlanmaya yasak geliyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, işletmelerde döviz borçlanmalarını kontrol altında tutacak bir mekanizma üzerinde çalıştıklarını bildirdi. Daha önce bireylerin konut ve otomobil almak için bankalara döviz borçlandığını ve her döviz artışında da ellerinde pankartlarla bankaların önünde dövizzede gruplarının oluştuğunu ifade eden Akben, 2013’te yaptıkları düzenleme le bireylerde döviz borçlanmasının önüne geçtiklerini söyledi. Bunun da faydasını gördüklerini belirten Akben, “Bugün bankalarımız ihracat geliri olmayan, turizm geliri olmayan, döviz geliri olmayanlara karşı döviz kredisi veya dövize endeksli kredi kullandırdığında elbette ki dikkat ediyorlar. Elbette ki kuruluşlarımız da kendilerinin döviz geliri yoksa bunun karşılığında döviz kredisi alma gibi bir çaba içerisine de girmiyorlar. Ama bu şu anda onların kendi başlarına yaptıkları iş. Bunu biz daha düzenli hale getirip bunları aynı bireylerde olduğu gibi döviz borçlanmalarını da kontrol altında tutacak bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. İnşallah bunu da devreye aldığımızda bu konularda sizlerin de o tür sıkıntıları biraz daha hafifleyecek diye düşünüyoruz” dedi.
Kredi büyüme rakamlarına da değinen Akben, “Bu 3,5 aylık süre zarfında şu anda kredi büyüme rakamlarına baktığımızda son 3 yılın üstüne çıktı. Bu çok sevindirici ve güzel rakamlar. Bu bize işaret ediyor ki daha önce ki bizim Türkiye’nin büyüme rakamların çok yukarıda çıktığı dönemlerde bankacılık sektörü kredilerde yüzde 20’lerin üzerinde büyüme gösteriyordu. Bu son geçtiğimiz yılda 14,5 civarında kaldı bu. Keza mevduat büyümesi de o civarlarda kaldı. Ama şu anda görüyoruz ki inşallah bu hızla gidersek yine bir 22-23’leri yakalayacağız büyümede” diye konuştu.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

İşsizin fonu patrona

Resmi Gazete’de dün yayımlanan kararname ile, aktif işgücü programlarına, işsizlik sigortası fonunun bir önceki yıldaki prim gelirlerinden ayrılan kaynak yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bu programlar, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temin etmek gibi alanları kapsıyor. 2011 yılında yapılan yasa değişikliğiyle, “her yıl işsizlik sigortası fonunun bir önceki yıl prim gelirlerinin yüzde 30’unun bu faaliyetlere (aktif işgücü faaliyetlerine) aktarılması; oranın yüzde 50’ye çıkarılmasına ise Bakanlar Kurulu’nun yetkili olması” öngörülmüştü. Bakanlar Kurulu, 2015-2016 dönemi için de, söz konusu oranı yüzde 50’ye çıkarma hakkını kullanmıştı. Dünkü kararnameyle de, hem 2017 hem de 2018 için aktif işgücü programlarına aktarılan kaynağın, yüzde 30 yerine yüzde 50 olarak uygulanmasının yolu açıldı.

PRİM DESTEĞİ DE FON’DAN

Mart ayı itibariyle 106 milyar TL’lik bir büyüklüğe ulaşan işsizlik sigortası fonu, bu yıl sadece aktif işgücü programlarına değil; istihdam desteklerine de finansman sağlıyor. Bu yıl istihdam edilecek çalışanlar için işverene verilecek prim ve vergi teşviğinin toplam tutarı 12 milyar TL olacak. Bu 12 milyar TL’nin 11 milyar TL’si işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Bununla ilgili yasal değişiklik de, şubat ayında meclisten geçti ve yasalaştı. Böylece 2017 yılı boyunca aktif işgücü programları ve işveren destekleri için minimum 17.5 milyar TL işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Buna karşılık işsizlik sigortası fonundan yıl boyunca işsizlik sigortası maaşı, kısa çalışma ödeneği ve ücret garanti fonu için sadece 5 milyar 239 milyon TL’lik ödeme yapılması öngörülüyor. İşsizlik sigortası fonu, daha önce de GAP yatırımları için kullanıldı. Çıkarılan bir yasal düzenleme ile 2012 yılı sonuna kadar fondan toplam 10.8 milyar TL kaynak GAP ve diğer bölgesel gelişme projelerine aktarıldı. Yasal düzenlemeye, bu kaynağın fona geri ödeneceğine ilişkin bir hüküm de konuldu. Ancak bu hüküm şu ana kadar uygulanmadı. Henüz fona detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Geleceği yönlendirecek genç beyinler bu olimpiyatlarda

23 Nisan Bilim ve Çocuk Festivali kapsamında düzenlenen 83 Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim gören öğrencinin katıldığı Türkiye Beyin Olimpiyatları Zekâ Yarışması Uluslararası İnterteks Fuar alanında başladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu yarışma başlamadan önce salona gelerek, çocuklara moral verdi. Olimpiyatlara katılan tüm öğrencilere başarılar dileyen Başkan İbrahim Karaosmanoğlu, “Geleceği sizler yönlendireceksiniz. Bilim adına düzenlenen bu gibi platformlarda attığınız adımlar gelecekteki çalışmalarınızın ilk adımıdır. Allah hepinize zihin açıklığı versin” dedi.

83 TAKIM KATILIYOR

23 Nisan etkinlikleri kapsamdaki Türkiye Beyin Olimpiyatları Zeka Yarışması’na bu 83 Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisinin katıldığını hatırlatan Başkan Karaosmanoğlu, bu katılımın kendilerini son derece memnun ettiğini söyledi. Başkan Karaosmanoğlu, öğrencilere başarı dileklerini yineleyerek, “Sizleri buraya gönderen ve eğitiminizde büyük emeği olan eğitmenlerinize çok teşekkür ediyorum. Kentlerinize döndüğünüzde ailelerinize ve öğretmenlerinize sevgi ve saygılarımızı götürün” dedi.

SORULARI BAŞKAN DAĞITTI

Başkan Karaosmanoğlu konuşmasının ardından Beyin Olimpiyatlarının ilk tur sorularının yer aldığı kâğıtları öğrencilere dağıttı. Aynı zamanda bir eğitimci olan Başkan Karaosmanoğlu bu esnada, çocuklara heyecanlanmamaları ve sakin bir şekilde soruları yanıtlamaları konusunda tavsiyelerde bulundu. Başkan Karaosmanoğlu daha sonra kronometreye basarak sınav süresini başlattı.

ANLAMLI AMAÇ

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Türkiye Beyin Olimpiyatları Zeka Yarışması, Türkiye Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören öğrencilerin zeka gelişimine katkıda bulunmak, öğrencilerin analitik düşünme teknikleri ile tanışmalarını sağlamak ve bu becerilerini geliştirmeyi sağlamayı amaçlıyor.

23 NİSAN’DA GALA

23 Nisan etkinlikleri kapsamında iki gün sürecek olan yarışmada çocuklar ilk gün, Akıl Oyunları, Ekran Testi, Matematik Oyunları, Mesafeler, Mekanik Oyunlar, Optimizasyon. Sudoku Oyunları, Sudoku Zinciri, Farlı Sorular ve Altıgenler konularındaki soruları yanıtlayacak. Pazar günü ise Küp Zinciri, Ekran Testi,Maliyet Optimizasyon, Pentominolar ve Mantık Oyunları testlerine cevap verilecek. Aynı gün finalistlerin açıklanmasının ardından ise takım finalleri yarışmasına geçilecek. Bu etabın tamamlanmasıyla ise Türkiye Şampiyonun bu etapta belirlenmesiyle Türkiye Beyin Olimpiyatları Zeka Yarışması’nın şampiyonu belli olacak. Şampiyon takım ödülü 23 Nisan Gala Programında düzenlenecek ödül töreni ile alacak.

NAKDİ ÖDÜL VERİLECEK

Yarışmada birinci detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

90 bin fiyat etiketini 1 saat içinde değiştiriyor

Sensormatic Pazarlama Direktörü Pelin Yelkencioğlu, ürün çeşitliliğinin ve kampanyaların her geçen gün arttığı perakende sektöründe, hız ve verimlilik artışı sağlayan sistemlerin yaygınlaşmasının bir zorunluluk haline geldiğine vurgu yapıyor. Anlık değişen piyasa ve rekabet koşullarına uygun, hızlı aksiyon alabilen işletmelerin satışlarını yükseltebildiğine dikkat çeken Yelkencioğlu, “Müşteri hassasiyetinin yüksek olduğu konular arasında ilk sıralarda yer alan “fiyat” hızlı ve güvenilir biçimde yönetildiğinde işletmelere büyük rekabet avantajı sağlayacak.” dedi.

Elektronik etiketler tek merkezden yönetilebiliyor. Fiziksel mağazalar ve online mağazalar aynı anda fiyat güncelleyebiliyor.

Anlık müdahalelerle yönetilmesi gereken fiyat etiketlerinin artık elektronik olarak tek merkezden yönetilebildiğini belirten Yelkencioğlu, merkezin şehir dışında yada mağaza içinde olmasının yani uzaklığın hiçbir önemi olmadığını özellikle belirtiyor. Elektronik fiyat etiketleri sayesinde fiziksel mağazadaki fiyat değişikliği eş zamanlı olarak sanal (online) mağazalarda da hızlı bir şekilde güncellenebiliyor.

90 bin fiyat etiketini 1 saat içinde değiştirmek ve kontrol etmek mümkün

Hızlı ve doğru bir işleyişi mümkün kılan yeni teknolojiler sayesinde 90 bin fiyat etiketinin değişimi ve kontrolü 1 saat içinde tamamlanabiliyor. Elektronik fiyat etiketlerinde yapılan tüm değişiklikleri de merkezden kontrol ve takip etmek mümkün oluyor.

Güncellemelerin ardından etiketler, sistemin çift yönlü iletişim özelliği sayesinde merkeze onay gönderiyor. Bu teknoloji sayesinde, binlerce etikette yapılan fiyat değişikliklerinin doğruluğu, tek tek kontrol edilmeye gerek kalmadan, bilgisayar başında rapor olarak görülebiliyor. Sensormatic’in sunduğu Pricer elektronik fiyat etiketlerinin merkezi raporlama özelliği, kurumlara operasyonel anlamda büyük tasarruf sağlıyor. Diğer yandan ürünlerin mağaza içinde planlanan yerlerinde olup olmadığı da, planogram uyumluluğu kontrol edilerek sağlanabiliyor.

Kampanya yönetiminde hız ve esneklik sağlıyor

Süreli veya gruba özel merkezi kampanya yönetimi yapılabiliyor. Örneğin müşteri trafiğinin düşük olduğu saat aralıklarında istenilen ürünlerde kampanya düzenleyebilirsiniz.

Etiket üzerine konan QR kod üzerinden, müşterilerinizi ürünün web sayfasına yönlendirebilir, ürün hakkında detaylı bilgi verebilir, yorum alabilir, sosyal medya üzerinden beğenebilmesini sağlayabilirsiniz.

Promosyondaki ürünler öne çıkartılabiliyor

SmartFlash: Etiketin üzerindeki flash ile raf önlerinde aranan ürünlerin daha kolay bulunması, promosyondaki ürünlerin öne çıkarılmasını sağlıyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Türkiye’deki öğrenciler mutsuz

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı(PISA)’nın raporuna göre 72 ülkeden en mutsuz öğrenciler Türkiye’de bulunuyor. PISA verilerine göre, Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin 28.6’si hayatından hiç memnun değil.

Öğrencilerin özellikle karne ve sınav zamanında ailelere önemli görevler düştüğünün altını çizen Açı Eğitim Kurumları Rehber Öğretmeni Sibel Alpsoy, velilerin öncelikle olumsuz yüklü cümlelerden uzak durması gerektiğini belirtti.Velilerin vereceği tepkinin öğrencinin kişiliğinde kalıcı hasarlar oluşturabileceğini söyleyen Alpsoy, çocuklarınızın başarılarını sadece okuldaki derslerle ölçümlemelerinin yanlış olduğuna dikkat çekti.

Milyonlarca öğrenciyi yakından ilgilendiren TEOG sınavına sayılı günler kala hem öğrenciler hem de aileleri sınav stresi sardı. Çocukların stresle başa çıkabilmesinde ailelere büyük bir yük düşüyor.

Velilerin sözel şiddete başvurmalarının çocuk psikolojisinde özgüveninin eksik olmasına neden olduğunu söyleyen Açı Eğitim Kurumları Rehber Öğretmeni Sibel Alpsoy, “Çocuğunuzun sınav sonuçları veya karne notları ister düşük ister yüksek olsun vereceğiniz tepki aşırıya kaçmamalı. Sınavı çok iyi geçtiğinde çok sevinmemeli, kötü geçtiğinde ise üzülmemelisiniz. Olumsuz yüklü cümlelerden uzak durmalı ve serinkanlı davranmalısınız. Baskıdan kaçının. Çocuğunuzun stresini azaltacak olumlu konuşmalar yapmalısınız. Söyleyeceğiniz olumsuz cümleler, çocuğunuzun özgüvenini azaltır ve sosyal hayatında iletişim ve karar verme yeteneğini olumsuz etkiler”dedi.

Çocuklarınızı Yüreklendirin

Çocuklarının biricik olanın kendileri olduğunu sık sık hatırlatmalı ve yüreklendirmeleri gerektiğini söyleyen Açı Eğitim Kurumları Rehber Öğretmeni Sibel Alpsoy, ceza vermek yerine düşük notların sebebini belirleyip, çözümler aranması gerektiğini belirtti. Alpsoy sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukların sınavı iyi geçtiğinde ödül, kötü geçtiğinde ceza verilmesi çok yanlış. Çünkü sınavdan iyi sonuç almak onların sorumlulukları. Önemli olan eksiklerin ve yanlışların belirlenmesi ve doğru planlamayla giderilmesinin sağlanması. Çocuğunuz Matematik veya Türkçe sorularını çok iyi çözemeyebilir. Sadece okuldaki dersler ile çocuğunuzun başarısını ölçümlemek yeterli olmaz. Aynı zamanda ders dışı etkinliklere de katılımlarını sağlamalı, hangi alanlarda başarılı olduklarını gözlemlemelisiniz.”

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Çocuk Dünyasında Markalar Algı Araştırması sonuçlandı

The Brand Age Dergisi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına özel Xsights Araştırma ve Danışmanlık ile birlikte gerçekleştirdiği “Çocuk Dünyasında Markalar Algı Araştırması” sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya göre, çocuklar marka tercihlerinde en çok reklamlardan (%58) etkileniyor. Reklamları sırasıyla sosyal çevre (%49) ve arkadaşlar (%46) takip ediyor. Çocukların en sevdiği marka LC Waikiki (%36) olurken, her 10 anneden sekizi ürün alışverişinde çocuklarının tercihlerinden etkileniyor.
Pazarlamada son yılların trendi hiç şüphesiz Kids Marketing. Geleceğin hem üreticileri hem de tüke­ticileri olarak tanımladığımız çocuklar, bugün de tüketimde önemli bir paya sahip. Çocuklar, kendi tüketim dünyalarını ve markalarla olan ilişkilerini çok erken yaşlarda belirliyorlar. Araştırma kapsamında görüşülen 400 anneye, çocukların marka tercihlerinin şekillenmesinde etkili olan nedenler soruldu.
Marka tercihinde çocuklar için reklamlar, anneler için fiyat etkili
Araştırma kapsamında annelere “kendiniz ve çocuğunuz için marka seçimini etkileyen faktörler nelerdir?” sorusu soruldu. Anneler çocuklarının marka tercihinde en etkili olan faktörün reklamlar (%58) olduğunu, kendilerinin ise fiyata (%53) göre marka tercihi yaptığını belirtiyor. Hem çocukların hem de annelerin marka tercihini etkileyen diğer önemli unsurlar ise sosyal çevre ve arkadaşlar.
Çocuklar markalara annelerinin gözlerinden bakıyor
Çocukların %44’ü markalara karşı tutumlarını annelerinin tutumlarına göre belirlerken, % 56’sı diğer faktörlere (arkadaş, reklam, çevre vb.) göre belirliyor. Diğer bir yandan marka bağımlılığı olmayan annelerin oranı %59, markaya karşı duyarlı annelerin oranı ise %49.
Çocukların kalbinde LC Waikiki, annelerin kalbinde ise Ülker ve Adidas var
Annelere genel anlamda kendilerinin ve çocuklarının en sevdiği markalar soruldu. Annelere göre çocuklarının en fazla sevdi­ği markalar sıralamasında LC Waikiki %36 ile açık ara ilk sırada yer alıyor. LC Waikiki’yi %11 ile Adidas, %9 ile Ülker takip ediyor. Annelere göre ise en beğenilen marka %19 ile Ülker. Diğer iki marka ise Adidas (%12) ve Nike (%11). Çocukların ve annelerinin en sevdiği markaların uyumuna bakıldığında, annelere göre çocukların %20’sinin, anneleriyle aynı markayı ‘’en çok sevdiği marka” olarak benimsedikleri gözlemleniyor. Adidas, anne ve çocuk marka uyumunda %6’lık detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

GoPro’dan 360 derece kamera: Fusion

GoPro'dan 360 derece kamera: Fusion

Aksiyon kameraları ile tanıdığımız GoPro, 2016 yılında ilk drone modeli olan Karma‘yla karşımıza çıkmıştı. Video ve kamera sektörünün geleceği olarak görülen 360 derece kamera pazarına da adım atmak isteyen GoPro, ilk 360 derece kamera modeli olan Fusion’ı duyurdu.

Aksiyon kameralarıyla 360 derece video teknolojisini birleştiren Fusion, 5.2K çözünürlüğünde fotoğraf ve video çekebiliyor. Görüntü kalitesi anlamında Samsung Gear 360 ve Nikon KeyMission 360 gibi modellerle yarışabilen GoPro Fusion, videoları 30 Fps çekiyor.

OverCapture özelliği sayesinde her açıdan kayıt yapmanıza ve sonrasında elde edilen kayıtlardan istediğiniz açıyı kullanmanıza olanak da sağlayan Fusion, 360 derece olmayan video ve fotoğraflar da çekebiliyor. GoPro’nun iş birliği içerisinde olduğu belirli markalar, ajanslar ve içerik üreticileri için 2017 yazında kullanıma sunulacak olan Fusion’ın genel kullanım için ne zaman satışa çıkacağıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığını da belirtelim.

Küresel görüntüler yakalaması anlamında rakiplerini geride bırakması beklenen Fusion, aksiyon dolu 360 derece videolar çekmek isteyenler için başarılı bir alternatif olacak gibi görünüyor. Fusion’ın diğer teknik detayları ve fiyat bilgisi hakkında herhangi bir açıklama yapılmadığını da ekleyelim.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Google ile Samsung anlaştı: Samsung telefonları Play Music uygulamasını kullanacak

Google ile Samsung anlaştı: Samsung telefonları Play Music uygulamasını kullanacak

İki teknoloji devi Samsung ile Google mobil müzik tarafında önemli bir anlaşmaya imza attı. Paylaşılan basın açıklamasına göre Galaxy S8, S8+ ve gelecek modeller Google Play Music müzik uygulamasıyla kullanıcılara ulaşacak.

Anlaşmaya göre Google Play Music, Samsung cihazlarında sadece ön yüklü bir uygulama olmayacak. Aynı zamanda müzik oynatma uygulaması olarak da kullanılacak. Ayrıca bu cihazlara sahip olan kullanıcılar Google Play Music’e 100 bin parça şarkıyı ücretsiz yükleyebilecek ki bu Google’ın normalde sunduğu kapasitenin iki katı anlamına geliyor.

Yeni Samsung akıllı cihazı alanlar Google Play Music’i ilk 3 ay süresince de ücretsiz olarak deneyebilecek. Google, bu sayede Spotify, Apple Music, Pandora Premium gibi rakiplerinin Android üzerindeki büyümesini kırmaya çalışacak. Bu noktada bir parantez açıp Samsung’un mobil müzik işinde geri adım attığını ve Jay Z’nin Tidal uygulamasını satın almakla ilgilenmediğini de paylaşalım.

Şu anda Google Play Music 40 milyon şarkıya erişim sağlıyor. Ücretli üyelikle reklam yayınlamayan ve Youtube Red’de reklamsız video izlemeye izin veren Google, Play Music’in Samsung’un kişisel asistanı Bixby ile uyumlu olacağını da açıklıyor. Yani Play Music üzerinden şarkı çalmak vb. işlemler Bixby ile konuşarak gerçekleştirilebilecek.

Talihsiz Note 7 üretiminden sonra yeniden yükselişe geçmek isteyen Samsung ile mobil müzik savaşında Apple ve Spotify’ı geçmek isteyen Google’ın bu anlaşmadan nasıl bir sonuç alacağını merakla bekliyoruz. Üstelik

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Windows 10, her Mart ve Eylül ayında büyük güncelleme alacak

Windows 10, her Mart ve Eylül ayında büyük güncelleme alacak

Uzun süredir Windows güncellemelerini oldukça ciddiye alan Microsoft, son işletim sistemi olan Windows 10’un her Mart ve Eylül ayında büyük güncellemeler alacağını açıkladı. Bu kararı sayesinde Windows 10 güncellemelerini düzene oturtmayı amaçlayan Microsoft, 2017 yılının ilk büyük güncellemesi olan Creators Update’i 11 Nisan tarihinde kullanıma sunmuştu.

Yılın ikinci büyük güncellemesini Eylül ayında sunmayı planlayan Microsoft’un en azından önümüzdeki birkaç yıl boyunca yola Windows 10’la birlikte devam edeceğini söyleyebiliriz. Her güncellemenin 18 ay boyunca destekleneceğini de ekleyen Microsoft, bir sonraki büyük Windows 10 güncellemesinin neler getireceği hakkında ise herhangi bir açıklama yapmadı.

Eylül ayında yayınlanması beklenen bir sonraki büyük güncellemenin Redstone 3 kod adına sahip olduğunu ve Windows Insiders programı içerisinde test sürecine başladığını da belirtelim.

Özellikle arka planda çalışan uygulamaların daha iyi kontrol edilmesini sağlayarak pil tasarrufu sağlaması beklenen Redstone 3 güncellemesi, ilk olarak Creators Update’in test sürecinde karşımıza çıkan görev çubuğuna da sahip olacak. Son olarak Microsoft’un Project Neon adı altında çeşitli tasarım değişiklikleri üzerinde çalıştığını ve Redstone 3 güncellemesi ile Windows 10’un tasarımının büyük oranda değişebileceğini de ekleyelim.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Pirelli’den ücretsiz lastik sigortası

Gerçekleştirdiği kampanya ve çalışmalarla tüketicilerinin hayatını kolaylaştırmaya devam eden Pirelli, ücretsiz olarak sunduğu lastik sigortası hizmetiyle sektörde bir ilke daha imza attı.

Sadece teknolojileriyle değil, gerçekleştirdiği kampanyalarla da tüketici dostu bir yaklaşım sergileyen Pirelli, lastik sektöründe bir ilke daha imza attı. ‘Tyrelife Lastik Sigortası’ ile tek seferde 17”jant ve üzeri dört adet otomobil, SUV veya hafif ticari araç lastiği alan özel araç sahiplerinin lastiklerinden bir tanesini delinme, çarpma veya yangından kaynaklanacak hasarlara karşı 6 ay geçerli olacak şekilde ücretsiz olarak sigortalıyor.

Ücretsiz sigorta hizmetinden faydalanmak isteyen araç sahipleri www.pirelli.com.tr’de belirtilen ölçü ve adette otomobil, SUV veya hafif ticari araç lastiği almalarının ardından, yine Pirelli’nin internet sayfasını ziyaret ederek veya 444 4 705 no’lu hattan kayıt yaptırarak, fatura tarihinden itibaren 6 ay süreyle sigorta hizmetinden faydalanabiliyor. Tyrelife Lastik Sigortası, diş derinliği 5 mm üzerinde olan ve üretildiği araç için kullanılan lastikleri; kaldırıma veya başka bir engele çarpma, delinme veya yanma sonucu tamiri mümkün olmayacak derecede gerçekleşen hasarlara karşı bire bir aynı veya muadil ölçü ve desende yenisiyle değiştiriyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

İşte Türkiye’nin trafik bilançosu

Medya takip ajansı PRNet Emniyet Genel Müdürlüğü verilerini derleyerek Türkiye’nin trafik kazası bilançosunu çıkardı. PRNet’in derlediği verilere göre Türkiye’de geçtiğimiz yıl 413 bin 169 trafik kazası gerçekleşti. Gerçekleşen trafik kazalarında toplamda 7 bin 300 kişi yaşamını yitirirken 303 bin kişi de yaralandı.

SON 10 YILIN ACI TABLOSU

Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarının 10 yıllık tablosu incelendiğinde ise durumun oldukça ciddi olduğu görünüyor. Türkiye genelinde son 10 yılda gerçekleşen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 88’i sürücü, yüzde 12’si ise yaya kusurlarından kaynaklandı. PRNet’in medya incelemesinde Sürücü hataları detaylı incelendiğinde hız, geçiş önceliğine uymama, dönüş kurallarına uymama, şerit ve kırmızı ışık ihlali gibi alt başlıkların çıktığı belirtildi.

PRNet ve Ajans Press ortaklığında yapılan detaylı medya analizinde ise geçtiğimiz yılbaşından beri Türkiye’de trafik kazalarını konu alan 46 bin 526 haberin yapıldığı tespit edildi. Medyaya yansıyan haber içeriklerinin analizinin çıkarıldığı araştırmada trafik kazalarındaki yaralanmalar 30 bin 894 habere konu olurken ölümlü kazalar hakkında 15 632 haberin yapıldığı belirtildi. En çok kazanın yaşandığı iller ise tahmin edildiği gibi İstanbul ve Ankara oldu.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

85 milyon dolar yatırım alan Quora kişiselleştirilmiş içerik ve reklam odaklı büyüyecek

85 milyon dolar yatırım alan Quora kişiselleştirilmiş içerik ve reklam odaklı büyüyecek

Popüler soru-cevap platformu Quora, büyümeye ve yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. 2017’de ziyaretçi sayısını bir önceki yıla göre iki katına çıkararak aylık 190 milyon tekil ziyaretçiye ulaşan Quora, Y Combinator liderliğinde 85 milyon dolar yeni yatırım aldı.

Yatırım Y Combinator kurucu ortağı Sam Altman tarafından hızlandırıcı programının ileri aşama girişimleri destekleyen Continuity and Collaborative Fund‘ı adına yapıldı. Tura, Tiger Global, Matrix Partners ve Facebook kurucu ortaklarından Dustin Moskovitz katıldı.

Yatırımla birlikte uluslararası açılımına hız verecek olan Quora, daha agresif bir şekilde gelir yaratmaya odaklanacak. Bunun için reklam gelirlerine ağırlık vermesi beklenen Quora, bir süre önce self-servis reklamları platformunda denemeye başlamıştı. Bu formatta reklamlar Quora soru sayfalarındaki soru başlığının hemen altında reklam veren markanın sitesine trafiği yönlendirecek şekilde yerleştiriliyordu. Quora’nın bu süreçte machine learning odaklı işe alımlar yapması ve kişiselleştirilmiş içerik sunmaya başlaması planlanıyor. Tü bu yeniliklere hazırlık niteliğinde Quorai kısa bir süre önce anonim kullanımı tamamen engellemişti.

“Yavaşça” ölçeklenmek pahasına platformundaki içeriğin kalite standardını korumaya odaklana Quora, yatırımla uluslararası açılımına da devam edecek. Bir süre önce İspanyolca ve ardından Fransızca açılımı yapan Quora, yerelleştirme çalışmalarına devam edecek.

Quora’nın turla birlikte 900 milyon dolar yatırım sonrası değerlemeye ulaştığı belirtiliyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Tesla 53 bin aracını geri çağırıyor

Tesla 53 bin aracını geri çağırıyor

Elektrikli araçlarıyla otomotiv sektöründe taşları yerinden oynatan Tesla, 53 bin aracını geri çağırıyor. Ancak durum göründüğü gibi korkutucu değil.

Konuyla ilgili bir bildiri yayınlayan Tesla, 2016’nın Şubat-Ekim ayları arasında üretilen 53 bin araç sahibine sesleniyor ve el frenindeki küçük bir çarka ilişkin sorun nedeniyle bu çağrıyı yaptığını söylüyor. Tesla söz konusu 53 bin araçtan çok küçük bir yüzdesinin (yüzde 2 civarı) bu durumdan etkilenmiş olabileceğini söylüyor ve ‘çok ihtiyatlı’ davranarak tüm araçları bu parça değişimi için çağırdığını ifade ediyor.

Piyasa değeri Ford’u ve General Motors‘u geride bırakan Tesla, Model S ve Model X modellerinde kullanılan sorunlu parçanın 3. parti üreticilerden geldiğini söylerken, bu durumun normal kullanımda bir sorun teşkil etmeyeceğini, şu ana kadar herhangi bir sorun raporlanamadığını da vurguluyor.

Tesla ne kadar güvenli?

Tesla‘nın güvenilir araçlar ürettiği 2013 yılında ABD Ulusal Karayolu Trafiği Güvenliği İdaresi tarafından verilen 5 yıldızla tescillenmiş ve Tesla, otomatik sürüş modunda yaşanan bir kazadan da beraat etmişti. Ancak tüm bunlar elbette küçük sorunlar yaşanmayacağına dair mutlak bir garanti vermiyor. ABD’li şirket daha önce de Kasım 2015 tarihinde 3 bin Model S’i emniyet kemeri bağlantı sorunu nedeniyle geri çağırmıştı.

Diğer yandan Elon Musk,1 milyon 610 bin kilometrelik seyir verisine dayanarak 2016 yazında otonom bir Tesla aracının ortalama bir insan sürücüden neredeyse iki kat daha güvenli sürüş yapacağını açıklamıştı. Hatta bir Tesla aracının trafikte kazayı önceden tahmin ettiği ve durduğu anın görüntülerini hep birlikte izlemiştik.

Eylül ayında elektrikli kamyonunu tanıtmaya hazırlanan Tesla, açıklanan bir rapora göre elektrikli kamyonlara pil/batarya kiralayarak 7,5 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyor.

Görsel Kaynak: Depositphotos

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Kuru üzüm ihracatı 180 bin tonu aştı

Kuru meyve ihracatında lider ürün olan çekirdeksiz kuru üzümde ise ihracatımız 180 bin tonu aştı. Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzümden elde ettiği döviz geliri 15 Nisan 2017 tarihi itibariyle 285 milyon dolara ulaştı.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2016 yılı Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı, Ege İhracatçı Birlikleri Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Genel Kurulda konuşan Birlik Başkanı Birol Celep, “Kuru incirde 60 bin tonluk bir ihracata karşılık 220 milyon dolar, Çekirdeksiz kuru üzümde, 280 bin tonluk ihracata karşılık 430 milyon dolarlık ve kuru kayısıda ise, 80 bin ton civarı bir ihracatla 260 milyon dolarlık bir ihracat gelirine ulaşmayı hedefliyoruz. Diğer ihraç ürünlerimizle birlikte 1 milyar 350 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandıracağız” diye konuştu.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, 2016/17 sezonunda kuru üzüm rekoltesinin bir önceki sezona göre yüzde 60 fazla olmasının ve kuru üzümdeki Chlorpyrifos etkili maddesinin AB tarafından yasaklanmasının ortalama ihraç fiyatının gerilemesine neden olduğunu kaydetti. Celep, kuru üzüm ihracatının miktar bazında yüzde 40 artmasına karşın, değer bazında artış oranının yüzde 4’te kaldığına dikkati çekti.

Sektörün tüm paydaşlarının katılımıyla 31 Mart – 1 Nisan 2017 tarihlerinde 3. Kuru Meyve Çalıştayı düzenledikleri bilgisini veren Celep şöyle devam etti: “Kuru meyve ihraç ürünlerimizin ihracatına etki edebilecek Ulusal ve Uluslararası düzeydeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Chlorpyrifos sorunu ortaya çıkınca yaptığımız girişimler ve toplantılar sonucunda söz konusu etkili maddeyi içeren zirai ilaçlar Bakanlıkça yasaklanmış, üreticilerce kullanılmaması yönündeki girişimler ve çalışmalarda başarı ile sonuçlandırıldı.”

Bu yıl Avrupa Birliği’nin kuru kayısıda kükürt limitini gözden geçirme, kuru üzümde Okratoksin A ile ilgili kontrol sıklığı koyma yönündeki girişimlerine ve kuru incirde Okratoksin A limiti belirlenmesinin önlenmesine yönelik Bakanlıklar, Üniversiteler ve sektör paydaşlarının katkıları ile çalışmalar yaptıklarını anlatan Celep, “3. Kuru Meyve Çalıştayı’nda, İhracattan geri dönen malların yurda girişi konusunda kolaylık sağlayıcı bir yasal düzenleme getirilmesi hususundaki talebimizi Bakanlık temsilcilerine yineledik, Kuru incir detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Akıllı kart girişimi Plastc operasyonlarını durdurdu

Akıllı kart girişimi Plastc operasyonlarını durdurdu

Tüm plastik kredi kartı ve banka kartlarını tek bir kart çatısı altında toplamayı hedefleyen girişim Plastc, tüm destekçilerine ve kullanıcılarına yaptığı duyuruyla operasyonlarını durdurduğunu resmi olarak açıkladı.

Plastc yaptığı açıklamada 3 yıl önce çıktıkları yolda getirdikleri yenilik, yaptıkları yenilikçi adımların ardından kendilerini fonlayacak miktarda parayı bulamadıklarını ve nefeslerinin tükendiğini belirtti.

20 Nisan 2017 tarihi itibariyle operasyonlarını durduran girişim, iflas dosyasını hazırlamak için başvuruya hazırlandığı öğrenildi. Tüm çalışanlarını serbest bırakan girişim, müşteri hizmetlerini ve sosyal medya kanallarını da kapattı.

Plastc’de umutlar neden tükendi?

Plastc’in kapanmasının ardında yatan sebep ise girişimin bir türlü yatırım alamaması. Aslında 28 Şubat 2017 tarihinde 3.5 milyon dolarlık bir Seri A yatırımı almayı bekleyen şirket, yatırımcıların kararını değiştirmesiyle birlikte bu yatırımı alamamış. Önce yatırımı erteleyen şirket, birkaç hafta içerisinde yatırım yapmayacağını açıklamış. Bunun ardından tekrar harekete geçen Plastc, bu sefer de 6.75 milyon dolarlık bir yatırım teklifi almış. Bu yatırımı da geçtiğimiz hafta almayı bekleyen Plastc, yine bir son dakika golü yemiş. Paylaşılan bilgiye göre son anda iptal olan bu yatırım Plastc’de umutları tüketen son gelişme olmuş.

Plastc, tüm plastik kredi kartı ve banka kartı ürünlerinizi tek bir kart altında taşıyabileceğiniz bir ürün geliştirmeyi hedefliyordu. Kısa bir süre önce rakibi Coin de kepenkleri indirmişti. Şimdi hiçbir ön siparişini teslim edemeyecek olan Plastc, 9 milyon dolarlık ön sipariş toplamayı başarmıştı. Son durum gösteriyor ki, kitle fonlama aracılığıyla Plastc’e destek veren kullanıcılara herhangi bir geri ödeme yapılmayacak.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Reklam teknoloji şirketleri ile çalışmanın avantajları: Adform’un Forrester raporu

Reklam teknoloji şirketleri ile çalışmanın avantajları: Adform'un Forrester raporu

Yapı Kredi, Toyota derken artan programatik tv yatırımları ile ülkemizde de adından söz ettiren Adform, Forrester Consulting ile şirketin müşterileri üzerinden yaptığı araştırmayı paylaştı.

Programatik haricinde SSP, DSP, PMP, çapraz kanallı izleyici hedeflemeden DMP, Outdoor RTB ve TV RTB’ye dijital reklam konusunda geniş ürün/servisler sunan reklam teknoloji şirketi, bu çözümlerin müşterilerine olan finansal etkisini ve faydasını araştırmış. Dijital yatırımlarda reklam teknoloji şirketi kullanmanın önemini bir kez daha ortaya koyan rapor önemli figürleri barındırıyor. Raporun tamamına buradan ulaşabileceğinizi belirterek öne çıkan noktaları sizlerle paylaşayım:

Tek çatı altında reklam yatırımlarını toplamanın kârlılığı %10 arttığı tespit eden rapor, bunun kurumlara finansal etkisi ise 3 yılda, net kârlılıkta 3.1 milyon dolar olarak açıklıyor.

Reklam ve pazarlama çalışmalarına yapılan harcamalar analiz edildiğinde ise Adform müşterileri 1 milyon 604 bin dolar maliyete karşılık 3,61 milyon dolar yarar sağlamışlar. Net yararsa 2 milyon doların üzerinde kalarak %126’lık yatırım kârlılığı sunmuş.

Bütünleşik reklam teknoloji hizmetlerini kullanmadan önce müşteriler, farklı veri yönetimi platformları ve ajanslardan hizmet almaları zaman ve iş kaybı olarak açıklanmış. Farklı hizmet sağlayıcılarla çalışmak, verinin analiz edilmesi ve stratejiye hizmet etmesini sağlamanın zorluğuna değinilmiş.

Entegre platform ile birlikte müşterilerin bütünleşik bir pazarlama verisine ulaşması ve bu kapsamlı öngörülerle stratejilerini yönetmeleri mümkün olduğuna yer veren rapor Adform ile yeni aksiyonlar belirlemek, anlık kararlar almak ve tüketicilere en doğru şekilde ulaşmak kolaylaştığını paylaşıyor.

Raporda bütünleşik reklam teknoloji hizmetlerinde Adform’un rolü ise; merkezi veri, daha hızlı kampanya optimizasyonu, hedef kitle modelleme, yeni kitlelere hızlı erişim, pazar öngörülerine efektif bir şekilde ulaşma ve entegre yönetim ile zaman kazanma olarak saptanmış.

Bu arada belirteyim geçtiğimiz yıl Türkiye pazarına giriş yapmasıyla birlikte Dijital’16’da sahne alan Adform Türkiye Yönetici Direktörü Cem Eroğlu’nun konuşmasını aşağıda bulabilirsiniz:

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Arayış: Tarih ve Dinde Anlam

Gerçek ve anlamlı bir dünya, kutsalın izdüşümünde saklıdır. İnsan büyük bir kaosun ortasında anlama ancak kutsala ilişkin deneyim aracılığıyla ulaşır. Kutsalın anlamı zamanın akışında çağlar boyunca farklı kültürlerde farklı niteliklere bürünmüş olsa da, özünde insanın iki önemli özelliği yatar: yaratıcılık ve dinsellik. İkisi birlikte mitleri, âyinleri, imgeleri, simgeleri, kısaca “dinsel yaratıları” üreterek insanın deneyimlerine ifade kazandırır, anlam dünyalarını yaratır, evrendeki benzersiz varoluşunu gerekçelendirirler. Tam da bu noktada, Eliade önemli bir noktayı işaret eder: İnsanın yeni, bilmediği, az bildiği anlam dünyalarıyla karşılaşması varoluşunun (paradoksal) anlamına da yeni boyutlar kazandıracaktır. Bunun içinse yeni bir beşeri bilime, farklı ve yaratıcı bir yorumbilgisine ihtiyaç vardır.

Eliade’nin sözünü ettiği “yaratıcı yorumbilgisi” yeni olanakların kapısını aralayarak bilginin sınırlarını zorlayan, aksi takdirde eski metinlerde “saklı” kalacak anlamları kavramaya çalışan bir yöntemdir. Hem aklı, hem de hayal gücünü kullanarak belgelerin, kaynakların arkasındaki tinsel mesajı kavramaya çalışan bir yaklaşımdır. İnsanın dünyadaki benzersiz varoluşu kutsala ilişkin deneyimi aracılığıyla şekillendiği için de dinsel fikirlerin ve fenomenlerin zamanın akışında büründüğü anlamların arayışı insanda yeni bir farkındalığa, bir uyanışa yol açacaktır. Eliade bu nedenle tarih aşırı, kültürler arası, bütüncül bir beşeribilimsel yaklaşımın önemini vurgular. İnsanlığın dinsel yaratıcılığı ve düşünme biçiminin tarih boyunca karşımıza çıkardığı ifade ve biçim çeşitliliğine insanlığı ayıran farklılıklardansa, yakınlaştıran tarih aşırı ortak örüntülerin saptanıp incelenmesinin önemine dikkat çeker.

İÇİNDEKİLER

I. Yeni bir Beşerî bilim
II. Geçmişe Dönük Bir Bakışla Dinlerin Tarihi: 1912 ve Sonrası
III. Dinin “Kökenlerini” Arayış
IV. Kriz ve Yenilenme
V. Kozmogonik Mit ve “Kutsal’ın Tarihi”
VI. Cennet ve Ütopya: Mitsel Coğrafya ve Eskatoloji
VII. Erginleme ve Modern Dünya
VIII. Dinsel İkiciliğe Dair Bir Öndeyiş: Çiftler ve Karşıtlıklar

Mircea Eliade (1907 – 1986)
Romanya’da doğmuş bir dinler tarihçisidir. Ama bundan fazlasıdır da: Felsefeci, kurmaca yazarı ve üniversite hocasıdır. Eliade’nin din üzerine incelemeleri, özellikle de kutsallığın tezahürleri üzerine çalışmalarıyla geçerliliğini bugün bile koruyan bir paradigma geliştirmiştir. Bükreş Üniversitesinde felsefe eğitimi almıştır. 1928 yılında Kalküta Üniversitesinde Sanskritçe eğitimi almak üzere Hindistan’a gitmiştir. detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Birfatura.com: E-ticaret operasyonu olan KOBİ’ler için fatura platform

Birfatura.com: E-ticaret operasyonu olan KOBİ'ler için fatura platform

E-ticaret yapan KOBİ’ler için entegre bir fatura platformu olarak konumlanan Birfatura.com, 2016 Temmuz’unda yayın hayatına başlamış.

Küçük-orta çaplı e-ticaret şirketlerinin sıradan bir ön muhasebe programı kullandığını ve her bir fatura için 3 dakika harcadığını vurgulayan girişimciler, Birfatura ile bu işlemi saniyelere kadar indirdiklerini söylüyor.

Türkiye’de çoğu pazar yeriyle (Hepsiburada, n11, GittiGidiyor.com gibi) entegre olan girişim, SaaS modeliyle bulutta çalışıyor.

Birfatura üzerinde bugüne kadar 929 bin fatura kesilmiş

1 sene olmadan 600 KOBİ’ye ulaşan girişim, Kurucu İbrahim Bayır‘dan aldığımız bilgilere göre toplamda 929 bin adet fatura kesilmesine aracı olmuş, 52 milyon TL’lik bir hacim yakalamış.

Kullanıcıları için geriye dönük olarak fatura yedekleme de yapan Birfatura, platformda fatura iptali ya da iade gibi işlemlere de izin veriyormuş. Platformda yer alan diğer özellikler ise faturaların export edilebilmesi yani dışarı aktarımı, satış istatistikleri ve SMS gönderimi şeklinde sıralanabilir.

Alışılagelen SaaS projelerinden farklı olarak 3 paketinde de aynı özelliklere sahip olan Birfatura, fiyatları yalnızca satın alınan perioda göre belirliyor. Bir diğer ilgi çekici noktaysa girişimin kullanıcılarından aylık düzenli olarak ödeme almaktansa ödemelerin her ay kullanıcılara bırakılması olmuş.

Kısa sayılabilecek bir sürede değerli rakamlara ulaşan girişim, büyük pazar pazarda doğru bir problemi hedeflemiş gibi duruyor. Ancak Birfatura’nın daha hızlı ve kontrol edilebilir bir şekilde büyümesi için hem arayüz hem de iş modelinde bir takım değişiklikler yapması da gerekebilir.

Bugüne kadar yatırım almadan büyüyen girişim, bazı melek yatırım ağlarıyla kısa bir süre önce görüşmelere başlamış. Birfatura hakkındaki gelişmeleri sizlere aktarmayı sürdüreceğiz.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Shopify online ve offline mağazalar için yeni ödeme çözümlerini tanıttı

Shopify online ve offline mağazalar için yeni ödeme çözümlerini tanıttı

En popüler e-ticaret platformlarından Shopify, iş ortakları ve geliştiriciler konferansı Shopify Unite’ta müşterilerin online ve offline ödeme deneyimlerini iyileştirecek Shopify Pay ve kredi kartı okuyucusu Shopify Credit Card Reader yeniliklerini tanıttı.

E-ticaret mağazalarını yakından ilgilendiren Shopify Pay, kullanıcı bilgilerini güvenli bir şekilde saklayarak alışveriş sonunda checkout süresini yüzde 40 oranında azaltma iddiasında. Halihazırda binlerce e-ticaret mağazasının Shopify Pay çözümünü kullanmaya başladığını söyleyen Shopify, checkout için gerekli adım sayısını 16’da ikiye düşürüyor. Shopify Pay’de bilgilerini saklayan kullanıcıların e-ticaret alışveriş işlemlerini tamamlamadan önce telefonlarına SMS aracılığıyla gönderilen kodla kimliklerini doğrulamaları bekleniyor. Shopify Pay, Shopify platformunu kullanan tüm mağazalara açık.

Shopify’ın ikinci önemli yeniliği, fiziksel mağazaları kapsama alıyor. “Dünyadaki bütün ticaretin yüzde 90’ı offline gerçekleşiyor” diyor Shopify bu alışverişleri de online altyapısına dahil etmek istiyor. Shopify’ın doğrudan PayPal Here ve Square‘e rakip olan kredi kart okuyucusunun en önemli avantajı, müşterilerin online ve mağaza satışları için aynı servisi kullanabiliyor olması. Bu sayede iki farklı sistem kurgulama zorunluluğunu ortadan kaldıran Shopify, küçük işletmeler ve her iki kanaldaki satışlarını tek bir pencereden görmek isteyen mağazalar için ciddi kolaylık sağlıyor.

Shopify kredi kart okuyucusu, yeni müşteriler için ücretsiz, Shopify POS çözümünü kullananlar için 29 dolar. Shopify her bir işlem için yüzde 2.4 komisyon alıyor; aynı işlem için Square’in komisyon oranı yüzde 2.75. Amazon, Square ile fiyat rekabetine girdiği kredi kart okuyucusunu piyasaya sunduktan bir sene sonra kapatmak zorunda kalmıştı. Shopify’ın rakipleri karşısında en önemli avantajı ise küreselleşme başarısı olacak gibi görünüyor. Dünya çapında 175 ülkeden yaklaşık 400 bin satıcıya ulaşan Shopify üzerinden yapılan satışların miktarı 29 milyar dolar. Bu sayı hızla artmaya devam edecek gibi görünüyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

SALT Galata’da Arşiv Rüyası

Refik Anadol’un, SALT Araştırma arşiv koleksiyonları arasındaki ilişkileri yapay zekâ araçlarıyla değerlendirdiği medya enstalasyonu Arşiv Rüyası 20 Nisan-11 Haziran tarihlerinde SALT Galata’da.

SALT’ın davetiyle sanatçı Refik Anadol, SALT Araştırma arşiv koleksiyonlarındaki 1.700.000’i aşkın belgenin her birini, özelliklerine göre makine zekâsıyla sınıflayan algoritmalarla bir medya enstalasyonunda görselleştirdi. Sanat Kullanımları: Son Sergi kapsamında sunulan Arşiv Rüyası, izleyici tarafından etkileşimli olarak deneyimlenebildiği gibi, müdahale edilmediğinde “rüyaya dalarak” belgeler arasındaki beklenmedik ilişkileri ortaya çıkarıyor.

Arşiv Rüyası projesi için Google Artists and Machine Intelligence [Google Sanatçılar ve Makine Zekâsı] programıyla konuk sanatçı olarak çalışan Anadol, süper bilgisayarlar ve makine zekâsındaki gelişmelere başvurdu. SALT Araştırma arşiv koleksiyonlarını, yüksek işlemci gücüne sahip yapay zekâ ve makine öğrenimi algoritmalarıyla görsel bir okumaya tabi tuttu. Çok boyutlu verileri -uzman değerlendirmelerinin ötesinde- bir yöntemle birbiriyle etkileşime açan Anadol’un Arşiv Rüyası, bu zengin belge birikimini, izleyicinin tümüyle çevrelendiği bir mekânda çeşitli açılardan inceleme, değerlendirme ve yorumlama imkânı sunuyor.

Google Sanatçılar ve Makine Zekâsı’nın yanı sıra Doğuş Teknoloji, ŠKODA ve Volkswagen Doğuş Finansman desteğiyle 2017’de üretilen Arşiv Rüyası, 20 Nisan’da SALT Galata’da gerçekleştirilen basın ön gösterimiyle incelemeye açıldı. Projenin kurumsal destekçileri adına ön gösterime katılan Doğuş Teknoloji Genel Müdürü İlker Kuruöz, Yüce Auto A.Ş.-Škoda Yönetim Kurulu Üyesi Ali Yüce ve Volkswagen Doğuş Finans CEO’su Tijen Akdoğan Ünver, Arşiv Rüyası’nın önemine değinerek böyle bir projeye destek sağlamaktan duydukları memnuniyeti ifade etti. Konuşmaları takiben Anadol, projenin oluşum süreci ve çalışma prensiplerine dair kısa bir sunum yaptı.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Gebelik dönemi tüketilmesi gereken besinler

Pek çok anne adayı hamileliği boyunca bebeğine ve kendine daha iyi bakabilmek için en iyi şekilde beslenmeye çalışır. “Neler yemeliyim?, “Nelerden uzak durmalıyım?”, “Bebeğime nasıl daha faydalı olurum?” gibi soruların cevapları aranır. Aslında her zaman olduğu gibi gebelik döneminde de dengeli ve sağlıklı beslenme prensiplerine uymak gerektiğini söyleyen Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız gebelikte tüketilmesi gereken besinleri anlattı.

Yumurta: Anne ve bebeğinin ihtiyaç duyduğu kaliteli protein kaynağıdır ve yumurtadaki proteinin neredeyse tamamı vücutta kullanılabilir. Aynı zamanda 12’den fazla vitamin ve mineral içerir. Bebeğin beyin gelişimi için önemli olan kolin minerali ve folik asit bakımından zengindir ve bu öğeler nöral tüp defektini engellemeye yardımcı olur. Ayrıca beyin ve göz sağlığı için önemli olan omega-3 yağ asidi de içerir. Ancak yumurta az pişmiş veya çiğ tüketilmemelidir.
Tam tahıllı ekmek ve bulgur: Gebeler için tam tahıllı beslenmek sindirim ve sinir sistemi sağlığı için önemlidir. Çünkü B grubu vitaminler, E vitamini, selenyum açısından iyi bir kaynak olmasından dolayı yeterli vitamin-mineral alımı ve stres yönetiminde önemli rol oynar. Ayrıca yüksek miktarda lif içermesi sindirim sisteminin iyi çalışması ve kan şekerinin düzenlenmesi için gereklidir.

Çiğ Kuruyemişler (Ceviz, fındık, badem, fıstık): Bitkisel kaynaklı Omega-3, selenyum, çinko içeriğinden dolayı bebeğin beyin gelişimi için hamilelik döneminde önerdiğimiz bir besindir. Omega-3 de bulunan DHA (docosahexaenoic acid) sinir sistemi gelişimini sağlayan önemli bir yağ asididir. Gebelik döneminde yeterli alınan DHA, çocuklarda iyi bir konsantrasyon, zeka gelişimi ve güçlü hafıza için iyi bir kaynak olup aynı zamanda tüketilen kuruyemişler önemli lif ve sağlıklı yağ kaynaklarıdır.
Yoğurt: Bebekler iskelet sisteminin gelişmesi için kalsiyuma ihtiyaç duyar ve bunu anneden alır. Eğer gebe anne yeterince kalsiyum almazsa kemiklerindeki kalsiyum depoları bebeğe geçer ve annede kalsiyum eksikliği ile beraber kemikler zayıflama ve diş çürükleri meydana gelebilir. Bu nedenle anne adaylarının yeterli kalsiyum alımı oldukça önemlidir ve bu gereksinimin çoğunu yoğurttan sağlayabilir. Yağ oranı detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Snapchat’te bugüne kadar Türkiye’den en çok snap alan hikaye Referandum oldu

Snapchat'te bugüne kadar Türkiye'den en çok snap alan hikaye Referandum oldu

Türkiye’nin Anayasa Referandum’unu oyladığı 16 Nisan Pazar günü, Snapchat için de ilklerin yaşandığı bir gün olarak kayıtlara geçti. Snapchat’in New York ve Los Angeles’taki haber ve keşif ekibi tarafından baştan sonra Türkçe bir hikaye oluşturuldu.

İlk kez Türkiye’ye özel bu tür bir içeriğin oluşturulduğu Snapchat’in bizimle paylaştığı verilere göre, platformun Türkiye’den bugüne kadar en çok snap alan hikaye de Referandum oldu. En çok snap paylaşan şehirlerse İstanbul, Ankara ve İzmir şeklindeydi.

Bugüne kadar “Study Abroad” yani yurt dışında eğitim gibi küresel temalarda Türk kullanıcıları da hedefleyen Snapchat, doğrudan Türk kullanıcılarına odaklı ilk hikayesiyle önemli bir başarı elde etti. Son dönemde yaptığı yeniliklerle Snapchat’in doğrudan rakibi haline gelen Instagram hatta Facebook’un en önemli avantajı, yaptığı yenilikleri hızla küreselleştirebilme becerisi. Türkiye sosyal ağlar açısından dünyanın en kalabalık kullanıcı kitlesine sahip ülkelerinden biri ve Snapchat’in ilgisini hak ediyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

2017 Trafik sigortası zam fiyatları medyanın da gündemindeydi

Zorunlu Trafik Sigortası’nda prim fiyatlarına gelen zam uzun süre tartışma konusu olurken araç sahiplerinin tepkisine yol açmıştı. 1 Nisan tarihi itibariyle başlayan fiyat uygulamasında tavan fiyatlar belli oldu. İl bazında fiyatlar karşılaştırıldığında İstanbul en pahalı il oldu. Medya Takip Merkezi (MTM) de trafik sigortası haberlerinin medya yansımalarını ele aldı. İşte araştırmanın tüm detayları…

Araç sahiplerinin merakla beklediği trafik sigortası tavan fiyat uygulaması 1 Nisan itibariyle başladı
Yeni yapılan uygulamaya göre, Türkiye genelinde baz olarak kabul edilen İzmir, Yalova, Erzurum ve Kayseri için tavan fiyat iyi sürücülerde (otomobilde) 444 lira oldu. Kocaeli, Ankara ve Bursa bu illerden yüzde 3, İstanbul ise yüzde 6 daha pahalı il oldu.

İstanbul’da iyi sürücülerin sigorta tavanı (otomobilde) 470 liraya indi. Türkiye genelinde trafik sigortasında en pahalı il olan İstanbul’da 3 yıl arka arkaya kaza yapan veya hasar yapan sürücülerin primi ise 2 bin 137 lira olacak.

Medya Takip Merkezi (MTM), 1 Ocak – 20 Nisan 2017 tarihleri arasında gündemde uzun süredir yer alan trafik sigortası haberlerinin medya yansımalarını ele aldı. Rapora göre, trafik sigortası haberleri toplamda 9 bin 437 habere konu olurken yazılı basında 2 bin 417, görsel basında 637, internet medyasında 6 bin 383 habere konu edildi.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: KobiPostasi.Net

Snap, 7.7 milyon dolar ödeyerek geofilter patentini satın aldı

Snap, 7.7 milyon dolar ödeyerek geofilter patentini satın aldı

Snapchat uygulamasının çatı şirketi Snap, Mobli adlı şirketin elinde bulundurduğu geofilter yani coğrafi etiketleme patentini 7.7 milyon dolar karşılığında satın aldı. Patent satışı, Mobli’nin 100 hissedarına yaptığı gizli e-posta bilgilendirmesi ile ortaya çıktı.

Snap, geçtiğimiz dönemde yaptığı IPO yani halka arz aşamasında 400 milyon dolar gelir elde ettiğini açıklamıştı. Bu gelirlerin 360 milyon dolarını yapılan coğrafi etiketleme satışlarından kazandığını aktaran Snapchat, reklamverenlere bu konum bazlı fotoğraf filtrelerinin satışını gerçekleştirmişti.

İsrail’den en büyük patent satışı

Seri girişimci Moshe Hogeg’in kurucu ortağı olduğu İsrail merkezli girişim Mobli’nin coğrafi etiketleme patentini 7.7 milyon dolar karşılığında Snapchat’e satarak büyük bir başarı elde ettiğini söylemek mümkün. Aynı zamanda bu rakam, tek bir patent için İsrail’de ödenen en yüksek patent ücreti olarak da tarihe geçmiş durumda.

Mobli’nin 2014 yılında onaylanan lisansı, Snapchat tarafından çok uzun zaman sonra kullanılmaya başlanmıştı. Bunun yanı sıra, Mobli’nin daha önce patenti satmak için Facebook ile de görüştüğü ortaya çıktı. Konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmemiş olsa da, Facebook’un tahminen coğrafi etiketleme özelliğini Instagram için kullanabilmesi mümkündü. Ancak patent, Snapchat tarafından satın alınmış oldu.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Dikey kalkış yapan elektrikli Lilium Jet ilk uçuşunu yaptı

Dikey kalkış yapan elektrikli Lilium Jet ilk uçuşunu yaptı

Son dönemde elektrikli uçaklarla ilgili pek çok haber görüyoruz, bunlardan biri de geçtiğimiz yıl sizlerle paylaştığımız Lilium Jet olmuştu. Aralık 2016’da 10 milyon Euro yatırım almayı başaran elektrikli uçak girişimi Lilium, bu sefer ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi ve yeniden karşımıza çıktı.

Lilium Jet’in test serisini başarıyla tamamlayan elektrikli uçağı, iki koltuklu bir prototip. Buradaki testlerle birlikte yeni 5 koltuklu tasarımını da deneyecek olan Lilium’un hedef ise hava taşımacılığı alanına büyük bir yenilik getirmek olacak. Lillium böylece hava-taksi hizmeti verecek.

Lilium Jet geleceğin hava taksisi mi?

Lilium Jet, VTOL adı verilen dikey kalkış ve dikey iniş özelliğine sahip olmasıyla öne çıkıyor. Böylece şehir içi hava taşımacılığı gündeme gelecek. Lilium’un uzun pistlere ihtiyaç olmaması, uçaklar ve helikopterlere göre elektrikli olması açısından çok daha ekonomik olması dolayısıyla tercih edilecek gibi gözüküyor.

Lilium Jet’in Almanya’nın Münih kentinde gerçekleştirdiği test uçuş videosunu ise hemen aşağıdan izleyebilirsiniz.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi

Standard Chartered Bank’e Türkiye’den önemli transfer

Standard Chartered Bank'e Türkiye'den önemli transfer

Deniz Güven / Webrazzi Summit 2012

Türkiye’de dijital bankacılık ve finansal teknoloji dikeyinde tanınmış isimlerden Deniz Güven, Standard Chartered Bank‘e transfer oldu.

Son olarak Garanti Bankası’nda Dijital Ürünlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Deniz Güven, Standard Chartered’ın bireysel ve KOBİ bankacılığı yaptığı 33 ülkede uçtan uca müşteri deneyimi, dijital ürün ve servisler ve açık bankacılık (api banking) ürünlerinden sorumlu olacak. Şubede ve dijitalde tüm müşteri deneyimlerini benzer noktaya getirmenin yollarını ararken bir yandan da yeni dijital ürün ve servisler çıkarmak için çalışacak.

Finansal teknoloji girişimleriyle yakın temas

Garanti Partners hızlandırma programının mentor listesinde yer alan Güven’in görevlerinden biri de SC’nin inovasyon laboratuvarı eXellerator‘ın yönetimini üstelenmek. Diğer yandan Fintech Super Charger adlı finansal teknoloji odaklı girişim hızlandırma programını hem fintech girişimleri hem de bankanın BaaS (bank as a service) stratejisi için kullanacak.

Kısaca bahsetmek gerekirse Standard Chartered, Hong Kong merkezli Super Charger programının iki büyük stratejik destekçisinden biri. Söz konusu program Asya’nın gelecek vadeden finansal teknoloji girişimlerini keşfetmeyi hedefliyor ve Arbor Ventures ve East Ventures gibi yatırımcı partnerler ile yol alıyor.

detaylı >>>

Alıntının kaynağı: Webrazzi